Alışkanlık edinmişti, bir konu üzerinde uzun uzun düşünüyor, belli bir fikri olgunlaşmaya ulaşıyor; sonra da bu düşüncelerle hemen daktilo’nun başına oturuyordu. Basılıp basılmaması o kadar da büyük bir mesele değildi. Konunun yazılması uzun bir zihinsel sürecin tepe noktasıydı, etrafa saçılmış düşünce parçacıkların toplanıp aklını dolduran tüm veriler temelinde ve nihai bir genelleme silsilesi çerçevesinde bir araya getirilmesiiydi. Böyle bir makale yazmak, zihnini temizleyip boşaltarak yeni malzemelere, yeni meselelere amade kılmak üzere giriştiği bilinçli bir çabaydı.