Bu kitabı Acar Baltaş’ın tavsiyesinden sonra edindim ve okumaya başladım. Keyifle okunan bir kitap. İkinci yarısından sonra ölümün kapıda olduğunu bol bol hatırlatıyor. Yaşadığın hayata senin kattığın değer önemli. Yoksa herkesin hayatı günübirlik… Terapiye gelmiş hastalarının hayatlarından örnekler sunuyor bize. “O halde sana ait olan bu ufak zaman diliminden doğayla uyum içinde geç ve memnuniyetle tamamla yolculuğunu. Tıpkı olgunlaşan bir zeytinin, düşerken kendisini yaratan doğaya ve üstünde büyüdüğü ağaca şükran duyması gibi.”
Her sey, düsüncenin verdigi biçimi alır. Ve düsüncenizin kontrolü sizin elinizdedir. Dolayısıyla yargılarınızı ortadan kaldırmaya karar verdiğinizde huzura kavuşursunuz. Tıpkı, burnu dolasan bir denizcinin Sakin sulara, dalgasız bir koya erişmesi gibi."
"Yani...Buradan, kendi algilerimizin bize zarar verebilecegini ögrendim. Algılarını degistirirsen zarardan kurtulursun. Dışarıdaki hiçbir unsur sana zarar veremez çünkü sana yalnizca kendi bozuk ahlakın zarar verebilir. Bir düsmana verilebilecek yegâne karşılık, onun gibi olmamaktır."
Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her seyi unutmus olacagin günler kapida, her seyin seni unutacağı günler yakin. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.