Livaneli yine yapmış yapacağını. Saraydaki harem ağasının ağzından gördüklerini anlatmış. Önce okurken Osmanlıyı anlatmış diyorsun lakin kitap günümüzde bire bir yansıtıyor. Yazarın zaten bütün kitaplarını büyük bir zevkle okuyorum. Bu kitap başa geçenlerin arkasında yer alan tayfanın lider değişince göstereceği hareketi bire bir yansıtmış. Dönem romanı olmasından çok bugünü, dünü, yarını anlatıyor.
Güzellik uğruna ruhunu satan genç adamın hikayesi. Çok etkileyici ve elimden bırakamadığım bir romandı. Sanatçı olan Basil güzel şeyler yaratmak istiyor. Dorian'ı görür görmez ondaki saflık, temizlik, yakışıklılık onu bir başka etkiliyor. Basil iyilik meleği ise, Henry kesinlikle kötülük meleği rolünü üstlenir. Henry Dorian'ın içinde ruhunda bulunan kötülüğü çirkinliği dışarı çıkarmak için didindi durdu.
Gençliğiniz ve yakışıklılığınız öyle kısa sürecek ki, kır çiçekleri solsa bile yeniden açar. oysa giden gençlik bir daha geri gelmez.20 yaşın o kıpır kıpır neşesi sönüp gidecek. Çirkin zavallı bir kuklaya döneceğiz. Ah gençlik ah!
Bu sözler sayesinde görüntüsü aynı kalsın ama ruhum bir portre ile değişsin diyerek ruhunu satıyor.
Yıllar geçtikten sonra ne kadar yanlış yaptığını anlasada artık geri dönüşü yok.
Arkadaş seçimlerimiz hayatımıza yön veriyor. Doğru karar verdim dediğimiz bir insanın oyununa kurban gidebiliriz.
Vicdan çok önemli. Sen sen ol ruhunu kimseciklere satma!