Selvi boylum al yazmalım filmini izleyen herkes keşke kitabını de okumuş olsa diye geçirdim içimden. Genelde bir anda popüler olan şeylerden biriydi Selvi Boylum. Kitabını uzun zamandır okumak istiyordum. Çok ama çok kısa tadımlık okunduğunda tadı damakta kalan bir kitap. Okurken İlyas ve Aysel ister istemez gözünüzde Türkan Şoray ve Kadir İnanır olarak canlanıyor. O kadar güzel yansıtılmış ki kitap filme. Okurken film gözünüzün önünden geçiyor. Önce Aysel’e üzülüyorsunuz. Daha sonra İlyas’a acıyorsunuz. Daha sonra sebepsizce benim gönlümü kazanan Baytemir oldu. Her şeyi bilerek Aysel’e sahip çıkması oğlunu kendi oğlu bilmesi benim gönlümü fethetti. Üstelik İlyas geldikten sonra bile Aysel’e gitme şansı vermiş. Ama Aysel onunla kalmayı tercih etmiş. Bence bunda Baytemir etkisi çok büyük. Gönlü o kadar büyük bir insan ki. Herkesi kendine bağlamayı başarmış. O yüzden benim gönlüm kitap bittikten sonra da uzun zaman unutamayacağım bir karakter Baytemir. Cengiz Aytmatov’un kalemini tabi ki tartışmaya haddim olduğunu düşünmüyorum. Bence herkes hayatında bir kez bile Aytmatov okumalı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aslında su gibi akıp giden bir kitaptı. Ama benim bazı sebeplerden dolayı okuma hızım yavaştı. Şiir ve hayatına giren üç erkeğin hayatları anlatılıyor kitapta. Aslında üç erkek ve Şiir’in ortak noktaları yaşadıkları travmalar sorunlu aşklar ve evlilikler. En büyük darbeyi hep Şiir alıyor. Birin de hamile kalıp bebeğini aldırmak zorunda kalırken diğerinde de ölümün kıyısından dönüyor. Kitapta en sevdiğim şey Nazım Hikmet Can Yücel ve Neşat Ertaş türküleriydi. Okurken alıp götürüyor insanı. Siz bile o dizelerin büyüsüne kapılıyorsunuz. Canan Tan hep en sevdiğim yazarlardan biri olmuştur. Hüzünlü de olsa kitabında ki son beni etkiledi. Sanırım gerçekten bazen bazı şeyler yalnızken daha güzel. Kendinizi iyi kötü ne varsa okurken kaptıracağınız tarzda yazılmış bir kitap. Elinizden akıp gidiyor zaten okurken. Eğer Canan Tan okumadıysanız bu tanışma kitabınız olabilir.
Ne zaman bir Ayşe Kulin romanı okusam eski dostuma yeniden kavuşmuş o sıcaklığı samimiyeti hissetmiş gibi oluyorum. Kitabı ilk çıktığında almıştım ama bir anda herkes okumaya başlayınca ben erteledim. Benim Ayşe Kulin sevdamı bilenler bilir. Çok farklıdır ne yazsa okurum. Beğenmediğim tek bir eseri yoktur. Bu kitabında yer alan karakterlerin çoğunun geçmiş hayatını biliyorum. Devam kitabı gibi karakterin hayatında neler olduğunu görüyoruz. Aradan çok uzun zaman geçmiş olmasına rağmen tüm karakterler daha dün okumuşum gibi aklımda. Öyle derin bir iz bırakmıştır bende. Esra’nın vicdan azabı beni oldukça üzdü. Ada Bebek deseniz sanki kanatlandı kitaptan çıktı benim yatağıma geldi öyle güzel anlatılmış. Esra ve Vurak ilişkisini zaten ne zamandır bekliyordum. Ama Hakan beklemediğim yerden geldi. Yarası daha çok yeni çok tazeydi. Kendisi de bu duygusuna inanamadı zaten. Karısını böyle kötü bir şekilde kaybetmesi geçte olsa cinayetin ortaya çıkması. Ne kadar yavaş okumaya çalışsam da beceremedim kendimi zorlamasaydım dün gece bile bitebilirdi. Öyle akıp gidiyor elinize aldığınızda nasıl okuduğunuz farketmiyorsunuz. Sanki bir kitap daha gelebilir ümidiyle bitirdim kitabı. Hakan-Esra-Ada Bebek belki bir şekilde tekrar karşılaşabilirler. Ben bitirdikten sonra neden olmasın dedim. Kader belki onlar için bir daha örer ağlarını. Bunun için de yazarı beklemek sabretmek gerekiyor. Bakalım Ayşe Kulin’in bize bir sonraki süprizi ne olucak.