Vah­şiler garip kişilerdir. Zaman zaman onlara ne gözle bakacağınızı bilemez olursunuz. İlkin afallatırlar insanı; onların sadeliğindeki sessiz soğukkanlılık, Sokrates'çe bir bilgelik görünür bize.
Muhammed’in yatak odasına kadar her hususu düzenleyen bir Allahın olması bana çok tuhaf gelmişti . Çok daha önemli evrensel sorunlar varken kişisel sorunların ayetle düzenlenmesi ; Muhammed ‘in kendine dair hususlara ve toplum nezdindeki itibarını korumaya ne çok önem verdiğini gösteriyordu . İlginçtir , bir daha uygulanma imkanı bulunmayan ayetlerin neredeyse tamamı onun şahsıyla ilgilidir ; ne ahlaki ne de toplumsal bir uygulama alanı vardır . Liderlerde görülen şahsını önemseme ce narsistik tutumun özellikleri onda fazlasıyla görülüyordu .
Sayfa 134·Kitabı okudu
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çocukların ihtiyaç duyduğu yalnızca sevgi ve ilgi değildir. Onlar aynı zamanda düzen ve yapıya da ihtiyaç duyarlar. Öngörülü davranan yetişkinler ararlar. Paradoksal olarak güvenilir oldukları sürece tacizci ebeveynlerle bile güçlü bir bağlılık kurabilirler. Bunun nedeni tacizin çocukta kaygı yaratması ve bunun da bağlanma ihtiyacını artırmasıdır. Bu durum, sevgi ve nefretin korkunç kısır döngüsü haline gelir ve sahneyi yetişkinlikteki tacizci ilişkilere hazırlar. Çocuklar onlara güvenilir tepkiler veren yetişkinlere ihtiyaç duyarlar çünkü onlar özenli ve öngörülebilirdir. Çoğu bebeğin ce-ee ya da "gördüm seni" oyununu (ki bu bir oyundan fazlasıdır) sevmesinin nedeni budur. Ce-ee oyunu, çocuk için zamanını ve emeğini ona harcamaya hazır yetişkinleri tanıma yollarından biridir.
Sayfa 83·Kitabı okuyor
Hayvanlar; her bir ilaç, kimyasal madde, kozmetik ürün pi yasaya çıkmaya hazırlanırken kullanılan; masum, itiraz etmeyen zavallı varlıklardır. Kozmetik maddeler de aynı şekilde göze, cil de, sindirim sistemine temas durumunda ortaya çıkaracakları olası durumların tespiti için hayvanlarda acımasızca denenir Kimyasal madde göze damlatılır, hayvan çığlıklar atarak acı çe ker... Çoğu zaman uyuşturma gibi bir işlem dahi yapılmaz. Bu insanoğlunun ne kadar vahşileştiğinin resmi aslında... Denene-cek maddenin ciltte meydana getirdiği etkiyi anlamak için hay-van derisi traşlanır, o madde hayvan acıdan ölene kadar her gün cildine temas ettirilir. Tavşanların hamile olanları, etken madde-nin ne kadar plesentadan geçip cenine etki edeceğini göstermesi için kullanılır. Tavşana ağızdan verilen madde çoğu zaman hem tavşanı hem de karnındaki yavrusunu öldürür. Öldürmeyecek dozu bulana kadar bu deney başka hamile tavşanlarda denenir. Yine diğer deney yöntemleri şunlardır: elektrik akımı verme, yakma, felç etme, gaz verme, kör etme, zehirleme, aç ve susuz bırakma, uykusuz bırakma, deri yüzme, beyne hasar verme, bey-ne iğne ile ilaç verme, bulaşıcı hastalığı bulaştırma, damardan kan boşaltma, organları çıkarıp gözleme, radyasyon verme, zorla besleme, göz kapaklarını dikme vs...!
Sayfa 224
Alıntı
Kısa süre sonra Nasreddin, hazırcevaplığıyla arkadaşları arasında dikkat çekmişti. Öyle ki, yeni talebeler bazen kafalarına takılanları ona sorar olmuştu. Mesela, birkaç çömez Nasreddin'e, "Adam olmanın şartı nedir?" diye sorduğunda Nasreddin elini kulağına götürüp ce- vap verdi: "Kulaktır." Çocuklar pek bir şey anlamayıp güldüler, tekrar sordular: "Nasıl yani? Açıkla da anlayalım." Nasreddin tane tane anlattı: "İlim irfan sahibi olanlar, bilenler söylerken onları can kulağıyla dinlemeli. Dinledikleri de kulağına küpe olmalı. Bir de ağzından çıkanı kendi kulağı duymalıdır. Boş sözlere, dedikoduya kulak asmamalıdır. Velhâsıl, bütün mesele kulakta..."
Sayfa 95·Kitabı okudu
Kime?
Yaşamımın giderek daralan bir dehlize geri dönülmez bir biçimde dönüşmekte olduğunu kime anlatabilirim?
Sayfa 60 - Ayrıntı yayınları 5. Basım·Kitabı okuyor
Düş(ün)ce