cebeşcik

Puan vermedi·171 syf.··
2021 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2021 13:02
Galiba bu Proust’u ilk okuyuşumdu. Galiba demem büyük hata Proust’la tanışan o anı unutabilir mi? Aslında tanışmayı iple çeksem de karşısına çıkmaya cesaret edememiştim. Kendimle yüzleşmekten böylesine korkmasam yüzyıllar önce denerdim. Proust’un yirmilerin başında yazdığı kitabı yirmilerimin hemen başında okumak büyük şans. Dönemler, toplumlar arasındaki uçurumu daha iyi kavrayabilmenin hissettirdiği o şans. Kitabım özüne dönecek olursak; Ne bir roman, ne bir hikaye ne de bir deneme diyemediğimiz bu kitap toplumun, özellikle de sosyeteden pek çok portreyi içinde barındırıyor. Bambaşka yerlerden sosyeteye dahil olan ya da sosyetenin içinde büyüyüp serpilen gençlerin heyecanıyla yetişkinlerin büyülü asaleti karşılaşıyor. Okurken bir zümreye ait olma çabasına kapılan onlarca kişinin yontulan, törpülen kişiliklerine tanık oluyoruz. Aşkları, sevinçleri, acıları, yasları hatta ölüm korkuları bile silikleşip bayağılaşıyor. Okudukça karekterlerin ruhuna şahitlik ediyoruz. İnsanların hırslarına ve iç kavgalarına tüm çıplaklığıyla şahit olup kendi iç hesaplaşmalarımızı fark ediyoruz her satırda her anda. Not: Aylak Adam’ın hemen ardırdan denk gelmesi tekrar tekrar önyargılarımla yüzleşmemi sağladı. Her ruh farkı bir arayışta. Biz neredeyiz aradıklarımız nerede bulduklarımız nerede...
Hazlar ve GünlerMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20201,752 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·152 syf.··
2021 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2021 16:43
Bu yaşa kadar okumadığım her yazar için kendimi suçlamayı bırakıp listeyi tiklemeye başlamaya karar vermemin üzerinden çok az zaman geçmiş olsa da yeni yazarlarla tanıştıkça kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Nobel alması nedeniyle biraz önyargılı olduğum bir yazardı Orhan Pamuk. Belki de sırf bu nedenle yıllardır okumayı reddediyordum. Ayrıca yıllar önce İlber Hoca’nın Orhan Pamuk için söylediklerini dinleyince Elif Şafak gibi banlamıştım kendisini. Kütüphanede karşılaşınca “20 yaşını devirmek üzereyken bırak şu at gözlüklerini” deyip aldım. Venedikli bir kölenin tıp bilgisi ile diğer kölelerden sıyrılmasıyla başlayan hikayemiz ilmi yetkinliği sayesinde Paşa’nın emriyle zindandan kendisine fiziksel olarak çok benzeyen Hoca’nın yanına verilişiyle yaşananları anlatıyor. Birbirlerine bir şeyler öğretmek için yan yana olan bu iki adamın her konuda taban tabana zıt olması çalışmalarını zorlaştırıyor. Roman boyunca Hoca ve Venedikli’nin benlik kaygılarının yanında birbirleriyle olan kimlik savaşlarına tanıklık ediyoruz. Bu kimlik savaşları bana hepimizin hayatın akışında sürekli değişen kimliklerini düşündürdüğü için keyifli olduğu kadar da yorucu bir süreçti. Roman IV. Mehmet döneminde geçse de olayların pek çoğu kurgusaldır. Bu kurgusallıkla beraber Venedikli ve Hoca kendi toplumlarının kimliğini Orhan Pamuk’un bakış açısıyla aktaran karakterler olmaları nedeniyle pek çok tarihçinin eleştirisine maruz kalması anlaşılabilir geldi. Edebiyatımızın İlk post-modern romanlarından biri olan Beyaz Kale yazarın başka bir dile çevrilen ilk eserdir. Okurken keyif alıp bir çırpıda bitirdiğim kitap yazara karşı özel bir hayranlık beslemem için yeterli olmasa da önyargımı kırma konusunda faydalıydı. Not1: Önyargımı kırdım dediğime bakmayın incelemesini bile yazamadım kitabın. Okumak
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,3bin okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2021 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2021 20:13
Dünya için olduğu kadar benim için de büyük olan bir yazarla karşınızdayım: HEMİNGWAY. Bence gazeteciliğin ona yetmediğini fark eden yazarımız haberini yaptığı coğrafyalar, olaylar hakkında da bir de iz bırakan eserler bırakayım demiş jhdcsjvcjhx. Tam olarak böyle dememiş olsa da haberciliğin tarafsız kimliğinin kısıtlamalarına daha fazla dayanamamış olabilir. İspanya iç savaşının yakın tanıklarından biri olarak ele aldığı roman adını İngiliz şair ve yazar John Donne’un kitap hakkındaki şu sözünden almaktadır: “Ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; anakaranın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta… Bir toprak tanesini alıp götürse deniz, küçülür Avrupa, sanki yiten bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurtluğunmuş gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, çünkü insanoğlunun bir parçasıyım; işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını; senin için çalıyor.” Roman iç savaşın tüm acımasızlığıyla sürdüğü, ideolojiler ve hırslar uğruna nice canların eksildiği, düştüğü bir dönemde Cumhuriyetçilere yardım eden İngiliz bombacı Roberto Jordan’ın gözünden anlatılıyor. Görevi bir köprüyü yıkmak olan Roberto’nun yardım etmek için Pablo’nun yerine gider. Buradaki insanlarla 3 gün 3 gecede yaşadıkları ve paylaştıkları o kadar güçlüdür ki insanın her yerde insan olduğunu okurken hissedebiliyorsunuz. Savaş ortamında ölüm korkusunu her an enselerinde hissediyorken insanlığın ilkel içgüdülerinin ortaya çıktığını fark ediyorsunuz. Tüm bu kaosun ortasında insan her yerde insan dememizin en büyük sebebi belki de Roberto ve Maria’nın derinlikli aşkıdır. İkisi arasında geçen her anı, her şeyi unutmuşçasına aşkın samimiyetini hissederek okusak da savaş peşimizi bırakmamaktadır. Romandaki her karakter öylesine incelikli seçilmiş ki tabloyu tamamlayan fırça
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 202514,5bin okunma
Puan vermedi·340 syf.··
2021 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2021 18:06
KEDİLER KRALLARA BAKABİLİR -ENİS BATUR Merhabaaaa Verdiğim uzun molalardan biri daha bittiğine göre yine şahane bir kitapla karşınızdayımBu sene tanışmadığım yazarlara, okumadığım türlere öncelik veren bir okuma listesi oluşturmuştum. Listemin bir değil bin yılda da bitmeyeceğini bildiğimden olsa gerek sürekli olarak liste dışından kitaplar okuyorum. Bazen kitapları seçen ben değilmişim, onlar beni seçiyormuş gibi hissediyorum. Pek çoğumuzun şiirlerine bir yerlerde denk geldiği Enis Batur'un "Özel Ansiklopedisi"nin ilk kitabı olan Kediler Krallara Bakabilir bir deneme kitabı. 3. baskısında içeriği kesinleştirilen kitabın ben 4. baskısını okudum. Bence temelde kitabı çekici kılan şey klasik deneme kitapları gibi merkez bir konunun etrafındaki sarmallarda ilerlemek yerine birbirinden bağımsız görünen ama kesişimlerle dolu çemberlere göz atıyor olması. Bu kitapta telefon, eldiven, merdiven, kahve, tütün, kahvehane, aşk, cinayet, resim, pencere, moda, edebiyat ve yazarlar, karpuz çekirdeği, ex-libris, erkek takıları hatta diş macunu gibi çeşitli konulardan yola çıkarak gözlem-bilgi birikimi-akıl/dil süzgecinin muazzam birlikteliğiyle ortaya konmuş metinleri okuma fırsatı buluyoruz. Sayfaları çevirdikçe okuma, araştırma, inceleme başlıkları topluyoruz. Bu kavram, duygu, düşünce cümbüşü bakış açımızı her an değiştirirken sürekli düşüncelerimizi gözden geçirmek zorunda hissettiriyor. Okuyucaya hayatta bakmayı bilmediği onlarca pencerenin perdesini aralatıyor. Bize sadece önümüzdeki denemeleri değil henüz yazılmamış metinleri hatta belki de metinlerimizi okutuyor yazarımız. "kediler krallara bakabilir"..."hattâ onları tırmalayabilir" "Aşk, bize güç veren tek özgürlük yitimidir." "Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısında umursamaz
Kediler Krallara BakabilirEnis Batur · Sel Yayıncılık · 2002107 okunma
Puan vermedi·197 syf.··
2021 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2021 17:49
ONCA YOKSULLUK VARKEN – EMİLE AJAR 1975 yılında ‘La Vie Devant Soi’ adıyla yayınlanan uzun hikaye veya roman sayılabilecek bir kitap. Orijinal isminin Türkçe karşılığı  ‘Önümüzdeki Hayat’ diye çevrilse de Türkiye’de ‘Onca Yoksulluk Varken’ adıyla yayımlandı. Okudukça ötekileştirilmiş ve yoksul olan insanların tüm bunlara rağmen ne kadar sevgi ve bağlılık içinde olduğuna şahitlik ediyoruz. Emily Ajar Roman Gary’nin kullandığı mahlaslardan sadece biri. Roman Gary’nin yaşama veda mektubunda “Yalnızca kendim olmaktan bıkmıştım.” diye açıklıyor neden mahlas kullandığını. Bir dönem  ‘Fransız edebiyatının en büyük yazarı’ dedikleri Gary hakkında ‘Roman Garry bitti.’ demeye başlayan eleştirmenlere tüm etiketlerinden arınarak yazdığı kitaplarıyla cevap veriyor yazar. Birbirini takip eden cümlelerine Gary’i yererek başlayıp Ajar’ı överek devam ediyor dönemin eleştirmenleri.  Muhtemelen bu durumu acı acı gülerek izliyordur yazarımız. “Sevdiğin yüzünden deli oldun,” dediler. “Yaşamın tadını yalnız deliler bilir,” dedim. (Yafi) Yafi’nin dizleriyle başlayan kitapta toplumdan ötekileştirilmiş insanlardan bahsediliyor. Roman fahişelerin çocuk sahibi olmasının yasak olduğu bir dönemde doğan çocukların illegal olarak bakıldığı evlerden birini anlatıyor. Bu evin işletmecisi olan Madam Rosa Hitler’in toplama kamplarından kurtulmayı başarıp gençliğini fahişelikle geçiren yaşlı bir kadındır.  Para karşılığı bakmaya başladığı çocuklarla özel bağlar kuran para kesilse bile o bağa sahip çıkan bu yaşlı kadının hayatının son dönemlerinde acılarını ve korkularını özveri ve sevgiyle maskeleyişini izliyoruz.
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Agora Kitaplığı · 20095,8bin okunma