İmamların, kıldırdıkları namazın tavrına göre, cemaati fevkalâde tesir altında bırakabildiklerini, çocukluğumda Necmeddin Hoca ile Sâim Efendi Amca'nın arkalarında kılmış olduğum namazlardan, ve bilhassa teravih namazlarından, bilmekteyim. Kıldırdıkları namazla cemaate onlar kadar inşirâh, neş'e ve letâfet bahşeden imamlara, maalesef, bir daha hiç rastlayamadım. Onların arkasında namaz kılan bir insan, namazın bittiğine hayıflanırdı.
Şu an bu incelemeyi yazarken gözlerimin dolu dolu olduğunu bilmenizi isterim zira Ahmed Yüksel Özemre’ nin o samimi ve sıcacık yazılarını okuduktan sonra birçok kişiyle aynı hissiyatı paylaşacağımızdan eminim.
Geçen seneydi sanırım Özemre’nin Üsküdar’da Bir Attar Dükkanı kitabını okumuştum. Kitap sitesinde gördüğümde Üsküdar’a olan muhabbetimden dolayı ilgimi çekmiş, yorumlarda da beğenildiğini görüp almıştım. Önce yazarın Türkiye’ nin ilk atom mühendisi olduğunu, bir dönem Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı yaptığını ve daha pek çok ilmi yönü olduğunu öğrendiğimde oldukça şaşırmış ve kitaba olan merakım artmıştı. Kitaptaki okudukça insanı kendine bağlayan, sıcacık, samimi ve tatlı uslup, beni Özemre’ ye hayran bıraktı. Sonrasında sadece yazarı Ahmed Yüksel Özemre olduğu için bir çok kitap ekledim alışveriş listeme. İşte bu kitap da onlardan biriydi.
Kitaba başlar başlamaz sanki çok sevdiğim eski bir dostumla kavuşmuşum hissi sardı beni ve o anlattı ben diledim adeta. Kitapta ilgi çekici ve bir kısmı tasavvufi olan hikayeler mevcut. Özemre'nin kendi yaşamış olduğu olaylarla iç içe olan hikayeler bunlar.Hikayelerin birçoğu görevli olarak gittiği Cenevre, Viyana, Paris ve daha başka şehirlerde yaşadığı ilginç olaylardan oluşuyor. Kendisi bunların gerçek olup olmadığını soranlara canı sıkıldığı için “fantastik hikayeler olarak kabul edin” dediğini önsözünde söylemiş. Fakat ben kalben gerçekten yaşanmış olduklarına inanıyorum. Belki biraz kurgu ilave edilmiş olabilir ama Özemre’nin dervişmeşrep bir insan olduğu aşikar ve bu nedenle bu tip olayları yaşamış olduğuna ben inanıyorum. Sahaflar Şeyhi Muzaffer Ozak’ ın dediği gibi “ Görenedir görene, köre nedir köre ne…”
Kitabı bitirdikten sonra Özemre için internette bir araştırma yaptığımda Özemre’nin o nurani ve