Bir örnek ele alalım: Sömürgeciliğin aydınlık bir yönetim sistemi getirdiği ve sömürgeleştirilmiş ülkelerde hukukun üstünlüğünü koruduğu fikri, sömürgeci güçler ve yerli halklar arasında imzalanan sayısız anlaşmalar tarihi ile tam olarak örtüşmemektedir. Tarih pek de "hukukun üstünlüğüne saygı" diye haykırmaz. Bu düşünce tarzı, örneğin, İngiliz ve ardından Amerikan hükümetleriyle bozulan yüzlerce antlaşma imzalayan ve topraklan ellerinden alınan Amerikan Yerlileri için çok şaşırtıcı olurdu. Maori halkının tam olarak ne olduğunu bilmeden imzaladığı Waitangi Antlaşması'nın İngilizce ve Maori dilindeki metinleri arasında, pek münasip belirsizliklere yol açan bir dizi çeviri hatası olması da şaşırtıcı olurdu. 1847'de yeni kurulan Güney Afrika kolonisi İngiliz Kaffraria'nını (evet, bölgenin ismini tam anlamıyla ırkçı bir söylem koymuşlardı) yeni valisi Sir Henry Smith'in Xhosa halkının gözlerinin önünde bir yandan kahkaha atarken sembolik olarak barış antlaşmasını yırtması ve liderleri teker teker gelip ayaklarını öpmeye zorlaması da şaşırtıcı olurdu.
Bu arada bunlar metafor değil. Bunları gerçekten yaptı. İngiliz tarihinin, [notlarıma bakıyorum] 14 yaşındaki bir kızla masal evliliğini anlatan popüler bir romantik romanla ölümsüzleştirdiği Sir Henry Smith'i gösterişli bir kahraman olarak hatırladığını da belirtmekte fayda var.