İBN TEYYMİYE ve TEŞBİH-TECSİM
Telefîler/Vehhabîler hazır profilime doluşmuş didiklerken, bu paylaşıma da bi göz atsınlar, pek umudum yok ama belki cehaletleri azalır. İbn Teymiyye'nin bizzat kendi kitabından orijinal dilinden sözlerini aktarayım görsel olarak, inanmayan sığırlar var çünkü; İlk örnek (1. Görsel) İbn Teymiyye’nin Mecmû’u’l-Fetâvâ kitabından, (16/434-5.) İbn Teymiyye burada Allah Teâlâ'nın Arş' ın üzerine oturduğunu(hâşâ) ve O'nun ağırlığı sebebiyle Arş'ın gıcırdadığını ve bu görüşü de Ehl-i Sünnet ulemanın EKSERİSİNİN kabul ettiği bir görüş olduğunu söylüyor. 1. Soru şu: Allah Teâlâ’nın Arş’ın üzerine “oturduğunu” ve “O’nun ağırlığı sebebiyle Arş’ın gıcırdadığını” kabul eden “Ekseri Ehl-i Sünnet” kimdir? 2. Soru; Eğer bu görüş teşbih ve tecsim değil ise, o halde teşbih ve tecsim nedir? 3. Soru: İbn Teymiyyenin bu AÇIK teşbih ve tecsim ifadelerini reddeden, kabul etmeyen ya da kabul etmeyecek bir selefî var mı yeryüzünde? 4. Soru: Bu ifadeleri nasıl TEVİL edebilirsiniz? ---------------------- Aynı eserden bir başka örnek (2. Görsel); İbn Teymiyye "Makâm-ı Mahmud" meselesini yorumladığı bu nakilde şöyle diyor: “Allah Teâlâ’nın makbul evliyâsı ve razı olunmuş ulemâ rivâyet etmiştir ki: “Rabbi, Muhammed’i (as), Arş’ın üstünde yanına oturtacak.”(hâşâ). Soru 1: Burada kasdedilen “makbul evliyâ ve razı olunmuş ulemâ” kimdir? Hangi sahabiden, hangi tabiiden, hangi müctehid imâmdan böyle bir şey nakledilmiştir? Soru 2: Bu görüşü reddeden, İbn Teymiyye’nin bu söyledikleri hatâlıdır diyen bir “selefî” gösterebilir misiniz bize? Soru 3: Allah'ın arş'ta otururken (hâşâ) yanına Peygamberimizi oturtacağını söylemek teşbih ve tecsim değil ise, teşbih ve tecsim nedir? Soru 4: Bu metindeki bu ifade nasıl TEVİL edilebilir? **Bu noktada selefîlerin "mahiyetini
İtikad Ölçüleri
145. İmanı, kalben tasdik etmeye gerek olmaksızın ,Allah'ın ve Rasulünün getirdiği şeyleri kalben bilmek(mârifet) olarak tanımlayan aşağıdakilerden hangisidir? A) Şehristani B) Cehm bin Safvan ● C)Maturidi D)Cüveyni E)Ebu Muin en-Nesefi 55. Allah'ın hiçbir olumsuz sıfatla vasıflanamayacağını onun sıfatlardan azade olduğunu iddia eden grup ve kurucusu aşağıdakilerden hangisi olduğu söylenebilir? A) Cehm b. Safvan/ Cehmiyye● B) Mabeyn el. Cühani/ Kaderiyye C) Cad. b Dirhem/ Cebriyye D) Ebul Hasan el Eş'ari/ Eşariyye E) Vasıl b. Ata- Mutezile
Kelam
Reklam
Son mesaj
Ben onca anı ile ne yapacağım…
Alıntı
Kalbinde en derin yarayı açan o insana, son kez ne söylemek isterdin?
“Rahman arşa istiva etti.” İmamlar bunun manasının sabit fakat keyfiyetinin bilinmeyeceğini söyler. İmam Malik b. Enes Ra: “İstiva malum / bilinen bir şeydir. Keyfiyeti ise bilinemez. Ona iman vacibdir, ona dair soru sormak bid’attir demiştir.” Ondan önce Rabia (tu’r-Re’y) de böyle demişti. [1] Ehlisünnetten bunu reddeden yoktur. Buna göre istiva ettiği nasıl söylenemez. Malik, keyfiyeti yok demedi, keyfiyeti bilinemez dedi. Bu hususta Ehli Sünnet alimleri ihtilaf etmiştir. Bu lafzın “Kuran-ı Kerim’de (7-8 yerde) geçtiği malumdur, manasını ise Allah katında saklamıştır” görüşü de zayıftır. O sadece: “İstivanın ne olduğu bilinen bir husustur” demiş ve yalnızca ismin bilinen bir şey olduğunu haber vererek tamamına dair bir haber vermemiştir. O bu manayı kastetseydi; “anlamı bilinemez, tefsiri bilinemez, beyanı bilinemez der ve keyfiyetinin bilinmesini reddetmezdi. İşte şanı yüce Allah’ın kendi zatı ile ilgili söz konusu ettiği bütün sıfatların durumu budur. Yüce Allah: “Korkmayın çünkü ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm” Taha 46 buyuruyor. Peki, nasıl işitir ve nasıl görür? İşitmek ve görmek bilinen şeylerdir. Ama keyfiyeti bilinemez. Konuşmak bilinen bir husustur. Ama keyfiyeti bilinmez. Mezhep alimlerimizden ve ehl-i sünnetten böyle diyenler şanı yüce Allah’ın hakiki manasıyla arşın üstünde olduğunu ve zatının da arşın üstünde olduğunu ikrar ediyor, istivanın manasını inkar etmiyor ve bunun anlamı büsbütün bilinmeyen müteşabih kabilinden olduğunu söylemiyorlardı. Selef de ehl-i sünnet mezhebinin benimsediği şekilde bunu tefsir etmek hususunda ittifak etmişlerdir. Bazıları: Arşın üstüne yükselmiş, Arşın üstüne çıkmış derken diğerleri de başka ifadeler kullanmıştır. Bu ifadeler ise seleften sabittir. Buhari Sahih’inde “er Raddu Ala’l-Cehmiyye” kitabının/bölümünün
Din
Belki bu beni son görüşündür . Belki sana veda etmeden aniden gideceğimdir. Bana söylemek istediğin son bir şey varsa , Şimdi söylemenin tam zamanı. Yarın çok geç olabilir.. . .. ...✍🏻💫🍂🥀
Reklam
Reklam