Sermayenin a priori'si kar olduğu için, kadınların kurtuluşu, ırksal adalet ya da çevrenin korunmasına karşı bakışı salt işlevseldir. Erkeğin kadına karşı şiddet kullanmasının engellenmesi, yağmur ormanlarının kurtarılması ya da ırkçılığın ortadan kaldırılması bir bilanço sorunudur...
Gerçek şudur ki, Lenin, "kendi kaderini tayin hakkını" mutlak bir ilke olarak hiçbir zaman savunmamıştır. Lenin'e göre, her demokratik talep gibi, bu talep de soyut biçimde savunulmamalıdır. Mesele dünya ölçeğinde düşünülmeli, işçi sınıfının yüksek devrimci çıkarlarına bakılarak ve ulusal hareketin ilerici bir kimliğe sahip olup olmadığı esas alınarak karar verilmelidir.
Burjuva devrimlerinin temel dinamiğinin, kazanımların korunması için daha ilerilere gitme gerekliliği ile daha ileri gitme durumunda alttan gelecek tehdide karşı "durup tutunacak bir nokta" bulma arayışları arasındaki gerilimde yattığını söylebiliriz.
Zayıf, uzun boylu komiser sırıtarak odaya giriyor.
"Her şey yolunda mı, Bay Yayın Yönetmeni?"
Kim söyledi acaba? Jelinek'ler mi? Yoksa Freid'ler mi? Ama nasıl söylesinler ki, benim adımı bile bilmiyorlar.
"Gördün ya, biz her şeyi biliyoruz. Konuş! Mantıklı ol."
Onların dilinde mantıklı olmak ihanet anlamına geliyor.
Mantıklı olmayacağım.