'' bizim şu anda yaşamakta olduğumuz gibi yaşamak, kuşkusuz, budalalık. ama yaşamamımızın böyle olmasının nedeni kadın emeğinin bir hiç yerine konulmasıdır. bu ayrıca, bugüne dek insanlığın kurtuluşu düşlerini kuran insanların bile kadının da kurtuluşu konusunu dikkate almamalarının bir sonucudur. bu ayrıca, bu arkadaşların, erkeklerin onurlarını 'yemek- çamaşır- bulaşık' işlerine karıştırmamak istemelerinin, dolayısıyla da bütün bu işlerin bir yük hayvanı gibi kadının sırtına yüklenmesinin bir sonucudur.
kadının kurtulması demek ona üniversite kapılarının, yargı, parlamento kapılarının açılması demek değildir; çünkü bu durumda, kurtulan kadın ev işlerini bir başka kadının üzerine yıkacaktır. kadının kurtulması demek onun mutfak ve çamaşır gibi insanı kütleştiren işlerden kurtulması demektir. kadının kurtulması demek çocuklarının beslenmesini sağlarken, ona toplumsal yaşama katılmasını sağlayacak boş zamanı da sağlamak demektir.
ve göreceksiniz, bu gerçekleşecektir; gerçekleşmeye başlamıştır bile hatta. anlamamız gerekir ki, özgürük, eşitlik, kardeşlik gibi güzel sözlerle kendini tatmin eden ama ev köleliğine dokunmayan bir devrim gerçek devrim olamaz. insanlığın, ev köleliği prangalarına bağlı bulunan koskaca yarısı, öbür yarıdan özgürleşebilmek için kendi devrimini önünde sonunda gerçekleştirecektir. ''
Kropotkin, Ekmeğin Fethi
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!