Khaled Hosseini - Bin Muhteşem Güneş
Puan vermedi·430 syf.··
2026 6. kitabı
Meryem, Celil ve Nana'nın kızıdır. Celil zengin ve güçlü bir adamdır. Nana onun hizmetçisiyken ondan hamile kalır. Adamın başka üç meşru karısı ve dokuz çocuğu vardır. Nana, kızına "Haramî" deyip sürekli acımasızca eleştirir ve dışlar ama kızını haftada bir gün gören Celil ona güzel davranır. Nana hamile kalmış ve evden uzaklaştırılmıştır, kendisi için mücadele etmemesi sebebiyle Celil'e kızgındır. Nana daha sonra başkasıyla evlenecek olur ancak yazarın "cin girmesi" diyerek ironize ettiği epilepsi krizleri geçirir. Molla Feyzullah isimli çok sevdiği yaşlı bir Kur'an hocası vardır. Sonrasında darbe olur ve şah devrilir. Bir gün Meryem Celil'in Herat'taki evine gider ve oradakilere onun kızı olduğunu söyler. Celil kapıya çıkmaz, Celil'in şoförü Meryem'e kendisini eve götürmeyi teklif etse de reddeder ve beklemeye devam eder. Geceyi orada geçirir, eve de girmeye çalışır ancak beceremez. Annesi hep oraya giderse aşağılanacağını söylemiş ancak Meryem dinlememiştir, burada gururu kırılır. Döndüğünde ise Nana'nın kendini astığını görür. Sonra alınmadığı eve Celil'in yanına normal bir şekilde alınır ancak tabi ki kızın bütün hayatı alt üst olmuştur. Burada mutsuz bir hayat sürerken üvey anneleri 15 yaşındaki kızın bir talibi olduğunu söylerler. Meryem diretse de nikahını kıyarlar. Kocasının adı Raşit'tir ve uzun, göbekli, sigara içen, pis kokan bir adamdır. Meryem ayrılırken babasına çok sitem eder ve bir daha seni görmek istemiyorum der. İlk başta kıza cinsellik açısından zaman veren Raşit bir hafta sonra aklına geldikçe karnına kramplar giren kıza artık zamanının geldiğini söyler. Raşit dinci bir adamdır ve kadının bir ters bakışının bile problem olduğunu, başı açık kadınların kocalarının adam olmadığını düşünmektedir. Ona giymesi için bir burka verir ve giyince önünü
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
9/10
·416 syf.··
2024 506. kitabı
Celile’yi okurken aslında sadece bir kadının hayatını değil, bir dönemin sancılarını da hissettim. Osman Balcıgil’in kalemi yine akıcı ama bu kez daha duygusal bir yük taşıyor gibi geldi bana. Celile’nin güçlü duruşu, aşkları, hayal kırıklıkları ve özellikle bir kadın olarak ayakta kalma çabası beni en çok etkileyen kısımdı. Nazım Hikmet’in annesi olarak tanınan bir kadının, aslında kendi başına ne kadar derin ve çalkantılı bir hayatı olduğunu görmek şaşırtıcıydı. Aşk uğruna verdiği mücadeleler, toplumun ona biçtiği rolle kendi olmak arasında sıkışması çok gerçek hissettirdi. Yer yer ona kızdım, yer yer hayran kaldım ama en çok da içindeki yalnızlığı hissettim. Kitap boyunca en çok düşündüğüm şey şu oldu: Bir kadının sanatla, aşkla ve özgürlükle kurduğu bağ neden bu kadar zor olmak zorunda? Celile’nin hayatı bu sorunun cevabı gibiydi. Genel olarak etkileyici, akıcı ve yer yer hüzünlü bir okuma oldu benim için. Bittiğinde içimde hafif bir burukluk kaldı ama iyi ki okudum dediğim kitaplardan biri oldu.
CelileOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20166,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·416 syf.··
2026 31. kitabı
Güçlü bir anne. Talihsiz bir âşık. Cesur bir ressam. Ve savaşçı bir kadın… Celile’yi sadece “Nazım’ın annesi” olarak anmak büyük bir haksızlık olur. Osmanlı döneminde nü ressamlık yapabilmiş bir kadından bahsediyoruz. Bu bile başlı başına bir direniş hikâyesi. Aşkından gerektiğinde vazgeçebilen, gururunu koruyabilen, kendi sanatının arkasında durabilen bir kadın Celile. Nazım’ı birçok kişi bilir. Yahya Kemal’i de… Ama onların gölgesinde kalmaması gereken bir kişiliğe, kendi başına güçlü bir kadına odaklanmak Osman Balcıgil’e yakışmış. Bu kitap bana bir şairin annesini değil, kendi başına bir karakteri tanıttı. Celile’yi güçlü yapan yalnızca yeteneği ya da anneliği değil; yaşadığı döneme rağmen ayakta kalabilmiş olması. Erkek egemen bir sanat çevresinde var olmaya çalışmak, aşkın yıkımıyla mücadele etmek ve oğlunun siyasi süreci nedeniyle toplum baskısını hissetmek… Tüm bunlar onu yalnızca bir ressam değil, bir direniş figürü haline getiriyor. Onu okurken fark ettim ki Celile’nin hayatı gölgede kalmaya yazgılı değildi; tarih onu sürekli birilerinin yanına eklemeye çalıştı. Oysa o tek başına bir başlık olabilecek kadar güçlü bir isim. Üstelik roman sadece bir biyografi değil. Meşrutiyet’ten savaş yıllarına, Osmanlı’nın yıkılışından Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar büyük bir tarihsel dönüşümün içinden geçiyoruz. Nazım’ın çalkantılı siyasi süreciyle birlikte yeni kurulan devletin sancılarını da görüyoruz. Bu yüzden kitap hem bir hayat hikâyesi hem de bir dönem romanı. Ve belki de en güçlü yanı şu: Büyük tarihi olayları bir kadının gözünden ve kalbinden anlatabilmesi.
CelileOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20166,8bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 00:19
Kitabı araştırırken ilk önce kitabın adı ilgimi çekti ve kitap kapağında da yazdığı üzere Ela Gözlü Pars Celile Nâzım Hikmet’in annesi, Yahya Kemal’in sevgilisi, Osmanlı’nın ilk kadın nü ressamı. Kitap zamansal olarak ileri ve geri zaman dilimini anlatmakta. İlk olarak 1950 yılından dan kitaba giriş yapılıyor ve Celile' nin durumunu anlatıyor. Hemen ardından 1902 yılına geçiş yaparak Celile' nin Selanik de ki aile yaşamı, hamileliği, eşi Hikmet Bey ile olan fikir farklılıkları nı anlatıyor. Celile ve eşi Hikmet Bey Osmanlı’nın son dönem ünlü devlet adamlarının soylarından gelen kişilerdir. İkisi de aile olarak birbirlerine uyumlu olsalarda Celile hiç bir zaman eşinin fikirlerini kendi fikirlerine uyumlu görmedi ve en sonunda kendi fikirlerine uygun Yahya Kemal ile tanıştı ve sevgili oldu. Yahya Kemal aynı zamanda oğlu Nâzım Hikmet' in öğretmeni idi. Zamanla Nazım bu ikili arasında ki yakınlaşmaya sezer ve öğretmeni Yahya Kemal’in cebine bir not bırakır. Nazım'ın burada ki baş kaldırısı Celile için bir farkındalık olur oğlunun böyle bir duruma bile netice itibari ile hiç bir zaman olumlu bakmaması halinde olayların seyrini değiştirir. Celile oğlunun taa ilk yaşlarından beri başkaldıran, haksızlığa sessiz kalmayan tarafını sezdiğinden ötürü bu huyunun onun başına çok işler açacağının bilincindedir fakat elinden de bir şey gelmemektedir. Ki zaman ilerledikçe Celile' nin de korktuğu başına gelmiştir 13 yıl hapiste yatan oğlunun 60 yaşına gelene kadar peşinden koştuğunu bir anne yüreğinin verdiği çabayı okumak çok da etkiledi. İtiraf etmek gerekirse kitabı ilk aldığımda Celile'nin aşk hikayelerini okuyacağımı düşündüm ama ilerleyen sayfalarda tarihe ışık tutan bir çok olayı okumak ve Osman Balcıgil' in dipnotlarını okumak hoşuma gitti. Ayrıca kitabın başında gerçek
İnceleme
CelileOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20166,8bin okunma
8/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2025 97. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 23:28
"Penceresinden sokağa ışık taşan her evde, şu veya bu ölçüde ıstırap vardır. Sevinç de vardır tabii ama ıstırabı konuşmak neşeyi konuşmaya her zaman baskın gelir.." Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan çalkantılı bir dönemin yıldızı Afife Jale'nin hayatını biyografik roman türünde işleyen bir eser. Afife Jale'yi sadece "ilk Müslüman Türk kadın tiyatro oyuncusu" olarak değil, tutkusu uğruna ailesini, sevgililerini ve hatta sağlığını feda eden, toplumun baskıları altında ezilen ama pes etmeyen bir kadın portresi olarak resmediyor Balcıgil. Kitap, Afife'nin dedesi Doktor Sait Paşa'dan başlayarak, babasının muhafazakâr tutumuna, Şeyhülislam'ın fetvalarına ve polis baskınlarına kadar uzanan engelleri, akıcı ve duygusal bir dille aktarıyor. Özellikle morfin bağımlılığına sürüklenişi ve Selahattin Pınar'la tutkulu ama trajik aşkı, hem hüzünlendiriyor hem de öfkelendiriyor. Balcıgil'in üslubu, önceki kitapları Celile veya Yeşil Mürekkep gibi, tarihi gerçekleri romanın büyüsüyle harmanlıyor; sayfalar arasında Balkan Savaşları'ndan Kurtuluş Savaşı'na, tiyatro sahnelerinden Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne kadar bir sürecin nabzını tutuyorsunuz. Yer yer tekrarlar veya uzatmalar olsa da bu, Afife'nin iç dünyasındaki döngüsel acıları vurgulamak için bilinçli bir tercih gibi duruyor. Sonuçta, kitap bir "keşke" fısıltısıyla bitiyor: Keşke memleketi, bu gururlu kadına sahip çıksaydı; keşke tutkusu, yalnızlık ve ihanetle değil, zaferle anılsaydı. Kısacası, feminist bir manifesto kadar güçlü, tarih dersi kadar zengin bir okuma deneyimi sunuyor. Eğer kadın mücadeleleri, tiyatro tarihi veya Osmanlı son dönemi ilginizi çekiyorsa, kaçırmayın. İyi okumalar..
Nefesi Tutku Olan Kadın: Afife JaleOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20193,622 okunma
9/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2025 73. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 20:41
Annesi Celile Hanım'ın hayatından sonra Nazım Hikmet'in putları yıkmaya çalışan mücadelesiyle devam etmem gerekiyordu ve öyle de oldu... Oldu ama insanı sarsan bu hikayeyi okumak da hiç kolay olmadı. Pek çok döneme ait kitapları okumaya çalışıyorum ama gördüğüm tek bir şey oluyor. Bu ülkede özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi vermenin dışında siyaset yapılamıyor. Her bir düşünce, her bir mücadele dönüp dolaşıp insanlığı kirleten kanlı bir kara leke olup tarihin alnına yazılıyor. Şiirleri, tiyatroları, senaryolarıyla sürekli hesap ödeyen Nazım Hikmet'in suç sayılan eylemlerinin faiziniyse çevresindeki insanlar canlarıyla, hayatlarıyla ödüyor. Hangi siyasi ve sosyal yapının içinde nasıl bir suç vardır ki cezası kadınların ırzına geçilmesi ve insanlığın işkenceye maruz kalması olsun. Kimileri siyasette duygu olmaz diye savunsa da insanın olduğu yerde duygu olduğu inancım bir kez daha güçlendi bu satırları okuduğumda. Milliyetçilik, vatanserverlik, adalet, özgürlük, insanlık fikirlerini benimsemiş; hainlik, hırsızlık, iktidar gibi fütursuzca kazanmaya çalıştığı güç hırsıyla fikirlerini davranışlara dönüştürmüş herkes nerede olursa olsun duygularıyla hareket ediyor. Bu noktada da asıl mesele duygular değil; duyguların masum ya da günahkar olması. Nazım Hikmet'in hayatına ışık tutan, Osman Balcıgil'in Putlar Yıkılırken kitabını okurken de yalnızca şairin hayatına değil, dönemin Türkiye'deki ve dünyadaki olaylarına da tanık oluyoruz. Ve bugün olsa, o dönemde sonradan öğrendiği bilgilere sahip olsa Nazım yine aynı davranır mıydı? gibi önemli soruyla da karşılaşıyoruz. Tüm ileri görüşlülüğe sahip aydın zihinlerin dünya üzerinde tek bir amacı var aslında. Nazımın satırlarındaki sarışın bir kurda benzeyen mavi gözlü bir adamın Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacak
1000Kitap
Putlar YıkılırkenOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20201,380 okunma