Mahya İblisi:
Osmanlı’nın III. Osman dönemi Kostantiniyye’sinde geçen, tarihle mistiği, hicvi ve vicdan sorgusunu harmanlayan eşsiz bir roman.
Kitap, aslında vicdanın ve insan olmanın romanı. Aylarca aranan Mahya İblisi nihayet bir gece Böcek Korkud tarafından ele geçirilmiş, zindana gönderilmiştir. Onun bıraktığı mahyalar ise, bir isyanın değil, bir uyanışın çağrısı:
“Kul olma, insan ol.”
Ancak bu gece diğer gecelere hiç benzemez Herkes kendi vicdanları ile yüzleşecektir: Geçmişin azılı hırsızı Böcek Korkud; Dalkavuk Sadık Çelebi; Matrakçı Müzeyyen adıyla bilinen Aynülhayat; cellad Bülbül Ferhad; Mesnetsiz İzzet; hatta dönemin padişahı III. Osman. Yer yer gülümsetirken çoğu yerde düşündürür hikâyeleri; çünkü hepsi, birer vicdan aynası.
Her karakter, yaşadığı alemin dışına çıkarak geçmişine bakar, hatalarını fark eder ve başkasının göremediği figürlerle karşılaşır. İşte bu gizli figürler, vicdanın kendisidir; karakterlerin hatalarını gösterir, onları uyarır ve içsel dönüşümlerine yol açar.
Mahya İblisi sadece tarihi bir roman değil; geçmişin İstanbul’unu ve o dönemin toplumsal çürümüşlüğünü gösterirken, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine yapılan bir yolculuktur. Okuyucu, Mahya İblisi’nin bıraktığı mahyalar aracılığıyla hem gülümser hem de kendine döner, hatalarını fark eder ve vicdanını uyandırır. Bu nedenle kitap, mistik, büyülü, eğlenceli ve bir o kadar da ders verici bir deneyim sunar.️
Kitabı uzun zamandır okumak istiyordum ama Ramazan ayına denk gelmesi benim için daha bir anlamlı oldu
Mahya İblisiHürer Ebeoğlu · Bilgi Yayıevi · 202467 okunma
Sanırım gerçekten sevilmek sadece Ahmed Arif’in hakkıymış . Yazdığı mektup Leylasına ulaşsın diye posta pulu için hamallık yapmak , diğer tüm sevgilere çakmak vurup yakmakmış .
Canımın gizlisinde bir can idin ki
Kan değil sevdamız akardı geceye,
Sıktıkça cellad,
Kemendi...
Irvin D. Yalom’un “Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri” kitabı, psikiyatrist olarak yaşadığı gerçek terapi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı 10 gerçek terapi öyküsünün her biri farklı bir danışanla yaşanan süreci anlatır.Her biri farklı bir danışanın iç dünyasını, insan ruhunun karanlık ve umut dolu yönlerini anlatır.
1. Öykü : Aşkın celladında , yaşlı hasta Thelma kendi yarattığı aşkın , celladı olduğunu farkederek bu saplantılı tutku aracılığıyla kendini cezalandırmaktadır. Geçlik idealinin tutkusuyla peşinde olduğu şeyin ulaşılabilirliğini anlayınca cellat misali aşkını öldürür .
2. ‘Tecavüz yasal olsaydı ..’
Tecavüz yasal olsaydı yapardım dediğim zaman samimiydim! Ve nereden başlayacağımı da biliyorum!...
"Pekâlâ Carlos, hayal ettiğin ve savunduğun şu ideal toplumu düşünelim - tecavüzün yasallaştığı toplumu. Şimdi birkaç dakika için kendi kızını düşün.
Onun için bu toplumda - yasal tecavüze açık durumda, cinsel açlık duyup on yedi yaşındaki kızlara zor kullanarak sahip olmaya kalkışan herkes için bir tatmin aracı olarak - yaşamak nasıl bir şey olurdu?"
Carlos ansızın sırıtmaktan vazgeçti...
Bu terapi olmasaydı karanlık yönleriyle yüzleşmeden kadınlara yönelik düşmanca duygularının farkına varamayacak ve kanseri kabullenemeyecekti
Şişman bir kadın :
Özgüvenini kaybeden danışan kendini birçok şeye layık göremez ve yıllarca utancla yaşar ,Yalom onun kilolarının arkasına sakladığı benliğini görmesini sağlar . Vücudu kilo kaybettikçe benliği güçlenir
Yanlış çoçuk öldü :
Chrissie kızının kanserden ölüşünü kabullenemez . Onun yerine işe yarmaz !! oğulları ölmeliydi. Yaşadığı travma kocası ve iki oğluyla arasını açar .Kızıyla vedalaşamadığı için hayata tutunmak güçleşiyordu . Seanslardan sonra kızıyla vedalaşarak oğullarıyla ilişkisini düzene sokar
Anlatıcı tarafından aktarılan Fanny’nin duygularını içeren kitapta başlangıçta ne oluyor dedim, mesela Fanny bir kadın mıydı erkek mi birbirinden kopuk ve değişken zaman kitabın yer yer anlaşılmasını güçleştirdi.
Kitabı bitirdiğimde ise hissettiğim bambaşkaydı birbirinden kopuk cümleler bile anlam kazandı. Bu bir kaybolmuşluğun anlatısıydı ve bunu bu anlatış tarzıyla çokta güzel vermişti yazar.
Sarhoşken şişe kırıklarının üzerine düşerek eli sakatlanan ve elindeki güç kaybı nedeniyle piyanoyla eskisi gibi ilgilenemeyen ve çalamayan Fanny yaşadığı bu kayıpla yok oluşunu başlatır aslında. Dünyası bağlı olduğu bir şeyi kaybetmesiyle değişen Fanny’nin akıl oyunları en yakın arkadaşlarındandır artık. Oysa çocukluğunda kendisine Felix lakabını takan kişidir Felix mutlu anlamındadır. Fanny mutludur yani kaybından önce. Bu bir kayboluşu anlatmaksa eğer birbirini tamamlamayan cümlelerin olması bana çok olağan geldi. Kendisine Felix lakabını takabilen Fanny günün devamında giyindikten sonra dışarıya çıkamaz hale gelmiştir. Yer yer iki hafta gibi uzun süreler boyunca dışarıya çıkmadan yaşamıştır. Zihni o kadar çok oynamaya başlamıştır ki her an her şeyi adeta mikroskopla incelemek zorunda kalan Fanny için yaşama durumu zorlaşmıştır. Yaşamak için çaba göstermiş ve alkole sığınmıştır. Alkol dizginlemiştir insanlara bağırmıştır, hobiler bulmuştur ama yetmemiştir. Şöyle diyordu bir yerde anlatıcı “insan bazen celladını ele vermesi imkansız olduğunda kendini öldürür.” Çok sesli koromuzda cellad mutlaka vardır ve hiç kimse kendisini ele vermez. Fanny kayboluşuyla problem haline gelen yaşamayı daha 43 yaşındayken intiharla çözüme kavuşturmuş ve bulutların üzerinde süzülüşünü okuyucu ile paylaşmıştır.
Hiç susmayan bir zihinde yaşamak ölmekten daha kirliydi belki de.
Ek olarak; kitabın
Celladın El Aynası | Hüseyin Çağrı Topaloğlu
* Baş kahraman Cesim ‘ in hikâyesi bu. Sevdiği kadın uğruna yapmayacağı şey olmayan bir aşıktır o. Fedakârlık , cesaret timsali o.
* Cesim sevdalısı uğruna nasıl yollara savruldu öyle. Bir el aynası nasıl bu kadar her şeyi anlatabilir oldu.
* Cellad olmayı istedimi hiç sordunuz mu , kolay mıydı insan canına kıymak.
* Bir vasiyet üzerine farklı hikâyelere şahit olmak , bana hem roman hem öykü tadı verdi. Tabi aralarda da şiir aroması da vardı Bir kitapta her şey … Ben kitabı okurken yazarın kendi duygularınıda eklediğini hissettim.
* Kitabın sonu hiç beklediğim gibi bitmedi çok şaşırdım.
Celladın El AynasıHüseyin Çağrı Topaloğlu · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024286 okunma
Merhabalar değerli kitapseverler bugün sizlere Ender Arslan kaleminden Gizemsiz adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Kitabımız birçok farklı karakterin hayatından bahsediliyor. İlk bölümde Meriç'in çalıştığı işinden sıkılıp ayrıldıktan sonra müzik ile uğraşmaya başladıktan sonra hayatının tepe takla olduktan sonra başına neler geldiğini,ikinci bölümde altı yaşında iken annesini ve babasını trafik kazasında kaybeden Metin daha sonra teyzesi ile yaşar iken sonrasında polislik mesleğini eline aldıktan sonra ekip arkadaşları ile Canan adlı bir kadının Cellad adlı karakterin öldürdüğünü öğrenmeleri sonucu Metin ve polis ekiplerinin Cellad'ı arama çalışmalarını,üçüncü bölümde,iç savaş patlak verince İran'dan göçüp gelen ve çeşitli şehirlerde yaşamlarını sürdüren bir ailenin hayatını,dördüncü bölümde neler okudum bahsetmicem okuyup görün çünkü yeterince spoi verdiğimi düşünüyorum :) Kesinlikle herkesin okuması gereken etkileyici yaşamların olduğu harika bir kitaptı. Ayrıca kitapların arasında yer alan çizimlerde çok hoşuma gitti söylemeden geçemeyeceğim. Yazarımızın kalemine sağlık okuyucusu bol olsun
GizemsizEnder Arslan · Kitap Müptelası · 20239 okunma