Bir gün bir hoca talebesine demiş ki: "Evladım, cennette Allah'ın hilesinden sakın." Talebe şaşırmış: "Hocam, cennete gittikten sonra daha ne hilesi olabilir ki?" diye sormuş. Hoca şöyle demiş: "Allah, cenneti önüne koyar; cennet nimetlerini dizer, gümüşler, yemekler, bahçeler... Gözün onlara takılır, onlarda kalırsın, kendini unutturur. İşte bu, Allah'ın cennette kuluna yaptığı hilesidir. Bundan sakın." O yüzden ne isteyeceğimiz belli; Cemalullah'tır.
Allah Teâlâ bu perdeleri faydalı maksatlarla yaralmıştır, eğer Cemâlullah/Allah'ın Güzelliği perdesiz görünseydi, biz ne ona dayanabilir, ne de ondan faydalanabilirdik. Bizler o örtüler sayesinde yardım görüp rahatlıyoruz.
Sayfa 60
Reklam
İnsanın kendine hayran olurken kullandığı ve benlik olarak hissettiği şey, ilahi tecellilerin bir perdesidir. "Ben sevgisi" perdesi kaldırıldığında, onun hakikatinin Allah sevgisi olduğu görülecektir. "Ben" savunması, Allah'ı tenzih etmenin; "ben" övgüsü, Allah'a övgünün araçlarıyla yapılmaktadır. İnsan Rabbini, kendini sevmekte, savunmakta ve övmekte kullandığı muhabbet gücüyle sevmelidir. O güçle dünyada mutluluğu, ahirette cenneti ve Cemalullah'ı kolaylıkla elde edebilecektir. Bu gücü kendi nefsine sarf ettiğinde, Allah'ı hissedemeyecek, O'na doğru yolculuğa hiçbir zaman çıkamayacaktır.
Sayfa 139·Kitabı okudu
İnsanlık tarihi gösterdi ki: Kavimler ve milletler, peygamberlerinin davetine icâbet ederek, istikametlerini Hakk'ın rızasına çevirdiklerinde vardıkları yer; dünyada cennet huzûru, âhirette de bizzat cennet ve cemâlullah oldu. Peygamberlere kulak ve gönül vermeyenler ise, iki dünyada da bedbaht oldular. Karanlık, çirkin ve elem verici bir akıbete dûçâr oldular.
Sayfa 20 - Yüzakı Yayıncılık, İstanbul 2015·Kitabı okudu
En büyük mutluluk olan Cemalullah'ı müşahede ve cennet nimetleri de kendisine kavuşulmadan önce birçok bedel ister. Rabbimiz Bakara Suresi 214. Ayet'te şöyle buyurur: "Yoksa siz, daha önce geçmiş ümmetlerin başlarına gelen durumlara maruz kalmadan cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öyle ezici mihnetlere, öyle zorluklara duçar oldular, öyle şiddetle sarsıldılar ki, Peygamber ile yanındaki müminler bile 'Allah'ın vaat ettiği yardım ne zaman?' diyecek duruma geldiler. İyi bilin ki Allah'ın yardımı yakındır." Rabbimiz Al-i İmran Suresi'nin 142. ayetinde ise şöyle buyurur: "Yoksa siz, Allah içinizdeki mücahede edenleri ayırt etmeden, bir de sabredenleri belirleyip ortaya çıkarmadan hemen Cennet'e girivereceğinizi mi sandınız?"
Sayfa 33·Kitabı okudu
Terk-î Dünya
Dünyayı terk et, son makama var. Terk, dört türlüdür: Terki dünya ki ilki; maldan, mülkten geçip zahidane bir hayat yaşamaktır. İkincisi terki ukbadır. Bu da ahirette vadedilen her nimetten vazgeçiştir. Derviş ne huri ne Kevser ne de vadedilen bir şeye meyleder. Tek gaye Cemalullah'tır Üçüncüsü terki hestidir ki hem dünyayı hem de ahireti terk etmektir. Son terk ise terki terk etmektir. Bu makam terk makamları içinde son makamdır.
Sayfa 184·Kitabı okudu
Reklam
Reklam