Kütüb-i Sitte/Muhtasarı Tercüme ve Şerhi 13. Cilt
Cenab-ı Hak şu âyeti de Ebu Tâlib hakkında indirmiştir. (Meâlen): “Sen, sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğine hidayet verir. Doğru yolda olanları en iyi bilen de O'dur” (Kasas 56).
Hz. peygamberi çok sevip de Ebu Talib'in durumundan etkilenmemek mümkün değil. Ama benim kafaya taktığım kısım onun cennetlik mi cehennemlik mi olması değil, bu benim meselem değil. Allah ne takdir ettiyse o olmuş, olur, olacak zaten. Sadece bazen buna benzer şeyler hissettiğim zaman seren diyorum hz. peygamber ikna edememiş değil, Allah nasip etmemiş. Hissettiğin bu, farklı değil. Ben birileri iyi olsun, doğru olsun isteyebilirim de Allah o durumu murad etmemişse nasip etmemişse ben kimim. Ayrıca da hz peygamberin imtihanından minicik bir halini imtihan oluyorsam ona da ses çıkarmak haddime değil.
"Sen, benim yaratılmamdan önce Allah tarafından takdir edilen bir şey sebebiyle mi beni kınıyorsun?"
Cildin sonuna doğru kader meselesi başladı ve bu cümle hadisin tamamını bilmiyorum ama hz Adem ve Hz Musa ile ilgili bir hadiste Hz Adem'in Hz Musa'ya kurduğu bir cümle. Bu cümleyi nasıl okursan oku bir döngüye girersin. Demek ki alimlerden bazıları başından bazıları sonundan bu hissi açıklamaya çalıştı yıllar yılı. Ben kader konusunda çok sıkışık hissetmiyorum.Hem aşırı teslimiyetçiyimdir hem de her şeyi de kendimden biliyorum. Yaptığım için başıma geldiğini de, yazıldığı için yaptığımı da kabul ediyorum. O gün nefret ettiğim şeyi bugün çok istiyorsam bu benim türümde bir canlının içinde neler barındırabileceğini gösteriyor. Masum filan değiliz yani. İrademiz var. Kader de hak. Yani bence Hz Adem evet yaptım, yapacağımı da biliyordu ki yazmıştı ama benim iradem bunu yapmaya engel olamadı, Allah istese yaptırmazdı ama o