Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın "Talha ve Zübeyr, cennette benim iki komşum olacaklar!" sözü de meşhurdur. Resûlullah onun şehid olarak öleceğini de ihbâren şöyle buyurmuştur: "İki ayağı üzerinde yürüyen bir şehid görmek isteyen, Talha'ya baksın!" Gerçekten Talha (radıyallahu anh), Cemel Vak'ası'nda, Hz. Ali (radıyallahu anh)'nin yanında savaşırken Mervan İbnu'l-Hakem'in attığı bir okla şehid düşmüştü.
Sayfa 327 - 5. Cilt
Din
VÂRİDAT: CEMEL VAK'ASI...
Hazret-i Osman devrinde gevşek tutuma en acı itirazlarda bulunanların başında Hazret-i Aişe vardı. O kadar ki, bir gün, Kâinatın Efendisi’ne âit gömleği ve saç kıllarını gösterip, şöyle haykırmıştı: “Onun bıraktığı gömlek ve saç kılları eskimedi; lâkin Şeriatı eskidi!” Hazret-i Aişe hac için gittiği Mekke’den Medine’ye dönerken, Osman’ın öldürüldüğünü ve yerine Hazret-i Ali’nin seçildiğini haber alınca müthiş bir teessüre uğramış ve hemen Mekke’ye dönüp, bu defa, Peygamber yakını sıfatıyla Osman’ın kanını güden ilk şahsiyet olmuştur. Hazret-i Osman tarafından tâyin edilmiş olan Mekke Emiri de, Hazret-i Aişe’ye katılmıştı. Medine’den Mekke’ye kaçan öbür Emevîler de Hazret-i Aişe’nin etrafında... Nihayet kısa zamanda Mekke, başka taraflardan da gelen yardımlar ve katılışlarla Hazret-i Ali aleyhinde “Osman’ın Kanı” vesilesiyle, gittikçe kabaran bir ihtilâl kaynağı... Talha ve Zübeyr ki, Hazret-i Osman’ı sağlığında en sert tenkitlere hedef tutan iki büyük sahabi, şimdi onlar da, “Osman’ın kanı” dâvasının mihrakı etrafında Hazret-i Ali’ye aykırı... Hazret-i Talha şöyle konuşuyordu: “Osman’ın kanını gütmek dâvasında gerekirse kendi kanımı da feda edebilirim!” Talha ve Zübeyr’in de Mekke’de Hazret-i Aişe’ye katılışı ve hareketi düzenleme yoluna girişi, birdenbire Hazret-i Ali’ye karşı en tehlikeli davranış mahiyetini alıyor ve merkezini Mekke’de kuruyordu... Hazret-i Aişe’nin ilk sözü şu oldu: “Hemen Medine üzerine yürüyelim!” Fakat bu teklifi uygun görmediler: “Medine Ali’ye biat etmiştir ve bağlıdır; oradan bir mukavemet geleceğine şüphe yoktur. Bizimse Medinelilerle vuruşabilecek kuvvetimiz mevcut değil... Şam taraflarına göçsek ve oradan merkeze doğru harekete geçsek daha uygun olur!” Bu fikre de itiraz ettiler: **“Şam tarafına Muaviye
Vâridât: Cemel Vakâsı, ″DERYA KARACA AHMED″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Cemel ve Sıffin Savaşları
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
LEVHA: 14 Haziran 1984
“Cemel Vakası” deyip uyanıyorum!.. Tablo: Vak’a Vakur... Ağırbaşlılık... Hadise... Olup geçen şey... Mesele... Birini bir defada yere düşürmek... Muharebe... Vuku bulan... Yufka bulut... Taş... Yerin taşlı olmasından ayak incinmek... Cefâ, ezâ... Vurma, darp... Katı yüzlü... Utanmaz... Açık saçıklık... Pek sağlam ve metin... Vakit... Belli, mâlûm... Alevlenen ateş...
″DERYA KARACA AHMED″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Tedailer
Efendimiz'in (sas) vefatından sonra Hind bir an olsun Hz. Ali'nin arkasından ayrılmadı, zaten en son Cemel Savaşı'nda da Hz. Ali'nin saflarında şehit oldu. Ona soruyorlar: “Sen neden hep Ali'nin arkasındasın, başka biri mi yok, neden hep Ali ile berabersin?" Hind b. Ebî Hâle diyordu ki: "Yoksa siz hissetmiyor musunuz? Bakın! Ali'den Efendimiz'in kokusu geliyor."[27]
SAÇMALIK.!!!
Bırakın sahabeyi Hz. Muhammed bile senin benim gibi bir beşerdir ve beşerin kutsanması, tevhid dini olan İslam'la taban tabana zıttır. Oysa ortalık Müslüman olduğunu söyleyenlerle dolu. Hz. Muhammed'in vefatından sonra Cemel Vakıasını da, Sıffin Savaşı'nı da yapanlar sahabelerdir. Sahabeleri kutsamak kadar saçma bir düşünce yoktur.
Sayfa 82 - Yanlışı gösteriyorum ki kimse okumasın..
Neden hep sığ sulara gömülüp kalmıştı ümmet? Neden Âişe deyince sadece evlilik yaşı, gerdanlığı, kıskançlıkları ve Cemel vakası akla geliyordu? Neden… Neden… Neden bu lakaytlık, kahredici ilgisizlik?
Sayfa 350·Kitabı okudu