Çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.
-Halaskârgazi Mustafa Kemal Atatürk
Dinin, safdışı edilemeyecek kadar kökleşmiş olması ve tarihte, dini zorla saf dışı etme teşebbüslerinin sefaletten başka bir şey getirmemiş olması da cabası. Belki ağır ağır ve yumuşaklıkla yapılabilir ama bunun için de dini mirasımızı çağdışı bulsak bile, bir yere kadar takdir etmemiz ve değer vermemiz gerekir. Belki din bizi okyanusun karşı kıyısına geçirmiş bir gemi gibidir; iyi işleyen bir ahlakla devasa toplumlar kurmamıza imkân tanımıştır. Artık kara göründüğü için bazılarımız gemiden inmeye hazırlanıyor. Iyi de karanın göründüğü kadar sağlam olduğunu kim söylemiş?
Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere
Yastığım, ranzam, zincirim
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahsun resim,
Haberin var mı?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Ne yazık ki sınavlar öğrenciyi gerçekten tanımaya veya değerini ortaya çıkarmaya yönelik değildir. Sadece hafızaya kaydettikleriyle ilgilenilir. Bu sınav sistemini biraz düşününce tıp, hukuk, fen bilimleri, tarih öğrencileri yani tüm öğrenciler yıl boyunca ezber bilginin haricinde gerçekten öğrendikleri bilgi miktarının ne kadar az olduğunu itiraf edeceklerdir. Okul zavallı gençleri her şeye temas etmeye mecbur bırakınca hiçbir şeyin esasına vakıf olamıyorlar.
Medeni toplumlarla tembel toplumları ayıran, anlık çalışmalar edğildüzenli ve sürekli çalışmaların toplamında harcanan eforun çok daha değerli olmasıdır. Az da olsa düzenli ama sürekli olan çalışma, uzun molalar içeren yüksek eforların toplamından daha güçlüdür ve daha değerlidir. Tembel ise anlık büyük çabalar sonrası uzun dinlenmeleri tercih eder.