herkesin hiç kimse ile paylaşmadığı gizli acısı ile dolu bir gizli kutusu vardır. Her insanın hayatında başkaları ile paylaşmadığı bir iç dünyası vardır. Burası sadece kişinin kendine ait bi alanıdır. Bu alanın içinde ki yük kimse ile paylaşılmaz. Hayata alınan yaralar, unutulmamış anılar ve dile getirilmemiş kayıplar burada birikir. Bazen bi pişmanlık duygusu, bazen derin bi yanlızlık hissi, bazen de kelimeler ile ifade edilemeyen korkular bu alanda saklanır. Bu duyguları ve anıları taşımak zorlayıcı olabilir. Ancak bu, insan olmanın ve yaşamanın bir gerçeğidir. Bu içsel yük zamanla insanın kendini daha iyi anlaması ve kişisel olarak gelişmesi için bir fırsat sunabilir. Bu süreçte önemli olan, duygularla yüzleşmek ve onlarla başa çıkmayı öğrenmektir. Zamanla bu deneyimler kişinin iç dünyasını güçlendiren sağlam bir temel oluşturur. Dengeyi sağlamak duyguları görmezden gelmek değil onlarla nasıl yaşayacağını billmektir. Çünkü bazen acılar hayata tutunmamızı sağlayan deneyimlerin bir parçası haline gelir. Kutunun varlığı zayıflık değil içsel bir mücadelenin doğal yansımasıdır. İnsan bu mücadele ile hem kendini tanır hem de büyür.
Sözlerin işe yaramadığı anlar vardır. Keşke ben de ağlayabilseydim, her şeyi gözyaşlarımla söyleyebilseydim, anlaşılayım diye konuşmak zorunda kalmasaydım