10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 17:18
Arkadaşlar, son zamanlarda okuduğum en iyi roman önerisi ile geldim, hazır olun Öncelikle bu kadar zekice kurgulanmış bir romanı Türk yazarımız tarafından yazılmış olması beni fazlasıyla gururlandırdı, nice popüler olmuş kitaplar yanında çer çöp kalır öyle diyeyim :) Bu harika Komiser Muharrem, Baltalı Hano’nun peşinde kitabının karaktelerine bakacak olursak; Komiser Muharrem, işinde en iyisi, zeki ve suçluları yakalamak için yapmayacağı şey yoktur.. Ligor bir kabadayıdır, hapishaneye düşmüş kısa zamanda hapishane ağası olmuştur, ancak en güzel yönü değer verdiği kadınlara karşı boynu kıldan ince Hanzade ise, ah canım Hanzade güzel mi güzel bir genç kız iken başına talihsiz olaylar gelmiş, hapishaneye düşmüş ve kimsesiz kalmıştır.. hapisten çıktığında ise kendi adaletini kendi sağlamaya yemin etmiştir. Ligor ile Hanzade’nin yollarının kesişmesi ile öyle bir ekip kuruldu ki yolsuzluk ve kötülük eden zenginlerin korkulu rüyası oldular.. Şanssızlıklar, acılar, kayıplar, AŞK ve heyecan okurken peşinizi hiç bırakmıyor Yer yer ağzım açık kaldı (çoğu zaman) , yer yer duygulandım, bazı bazı da gülümsetti beni.. Her duyguyu yaşatan kitaplara aşığım resmen Son zamanlarda, hatta bu sene okuduğum en iyi kitaplardan biri oldu… Baltalı Hano’nun gerçekliği ise okurken beni daha da içine çekti. Son olarak, Hanzade ve Komiser Muharremin yollarının nasıl güzel ve nasıl zekice kesiştiğini de okurken göreceksiniz Kafanız karışabilir, Kalbiniz de bir miktar eriyebilir, dikkatli okuyunuz • Kendinden ödün verdiğinde hayallerine ulaşıyorsun ama o zaman da artık sen sen olmuyorsun." "Ok yaydan fırladığında, yalnızca hedefi tutarsa bir anlam ifade eder. Yoksa boşluğa giden ok, verilen tüm çabaya bir ihanettir." Insan hayallerine sırtını döndüğünde, kendi kendinin katili olmaz mı sence? Ya
Komiser Muharrem Baltalı Hano'nun PeşindeMehmet Işık · Yaka Yayınları · 2023337 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2026 36. kitabı
• “İstanbul’u tanımadan kendimizi tanımak muhaldir.” “Olan kaderdir, olacağı Allah bilir.” “Dersaadet’i tanımak için yıllarca dolaştım. Binde birini tanıdığım söylenemez.” “Dibine çer çöp atılan, araba çekilen bir ‘’nesne’’ olmaktan çıkarabilsek ağaçları.” Mustafa Kutlu Topkapı’dan Topkapı’ya eserinde; hikâyeciliğinden beslenerek gelenek–modernleşme çatışmasını, şehir hayatını, manevî arayışı ve insan–mekân ilişkisini yoğun biçimde anlatıyor. Eser, Topkapı semtinden başlayan ve yine Topkapı’da sonlanan bir yolculuk üzerinden modern şehir hayatının insan ruhunda açtığı yaraları, maddî başarı peşinde koşarken kaybedilen manevî değerleri, şehrin insanı dönüştüren ve çoğu zaman insanı yıpratan yapısını ele alıyor. Eserdeki yolculuk, yalnızca fizikî değil; ruhsal ve zihinsel bir yolculuk. Yazar Topkapı’yı bu eserde sıradan bir semt değil, bir medeniyet sembolü olarak anlatıyor.
Topkapı’dan Topkapı’yaMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2021190 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zekice...
Puan vermedi
Okuduğum en zekice ve zor kitaplardan biriydi. 100 sayfalık bir monolog ve her ne kadar bir başkasıyla konuşuyormuş gibi olsa da aslında karakterin zihninin içinden geçenler. Tabi karakterin bir barda olduğunu da söylemek gerek, yani aslında serhoş bir zihnin içinden geçenler. Dolayısıyla kopuk kopuk ve dağınık. Ancak tüm bu dağınıklık arasında arasıra beliren bir deha ve samimiyette mevcut. İnsan zihni tam da böyle kopuk kopuk düşünür ve çer çöp fikirlerin içinde deha belirtileri taşır, ancak bunu ayırt edip çıkarmak herkese nasip olmaz. Camus fazla zeki bir adam, önce bu parlak fikirleri keşfetmiş sonra tekrar çerin çöpün içine saklamış ve okuyucuya 'hadi düşünemiyorsun bari okurken bul' demiş gibi. Monoloğun son kısmı ayrıca hoşuma gitti. Karakter, kafasının içinde konuştuğu kişiye 'insanları nasıl etkilediğini(taktiğini)' anlatıyor; önce konu dışı sözlerle gevezelik edip karşısındakinin kafasını şişirerek kendi zaafiyetlerinden bahsettiğini, onaylandığını görünce 'ben' lerin hepsini 'biz' yaptığını ve nihayet 'işte biz buyuz' a bağlıyıp, karşısındaki insanı kendi seviyesine indirdiğini daha sonra nutkuna üst perdeden devam ettiğini anlatıyor. Üst perdeye çıkışınıysa şu şekilde açıklıyor; 'İkimiz de aynı seviyede kötü oluruz ancak ben bunun farkındayımdır dolayısıyla konuşma hakkı bendedir'. Bir kaç satır sonra 95 sayfa anlattığı zaafiyetleri(tabi konuyu sürekli dağıtarak) için, hepimiz böyle değil miyiz diyor, ve sonra final nutkunu atıyor, yani okuyucuya aynı taktikle saldırıyor. Okurken çoğu yerde ben de koptum ve aynı satırları tekrar tekrar okumak zorunda kaldım, 3-5 sene sonra tekrar okumayı planlıyorum muhtemelen bambaşka sonuçlara varacağım.
Edebiyat
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 19:41
Çok beğendiğim kitapların sonuna yazarım #okuyungüzelleşin diye; bu sefer altın harflerle en başa yazacağım! Kitabı okuduğum andan beri deli taylar gibi koşmak istiyorum Bi kitap okuyup böyle güzelleşmeyeli çok olmuştu Daha geçen hafta buradan bir arkadaşıma “Ben artık kafayı bir şeye takmak ve o alanda uzmanlaşmak istiyorum” dedim. Ve bu kitap tam olarak bana ilham oldu! Kitaptaki baş karakter Raçel de böyle, araştırmalar yaparak kendini geliştiren biri. Ama onun merak edip araştırdığı şeyler = BEN! Bu kadar mı aynı olunur diyorum durup durup:) Ulan insan bir kitapta aradığı anlamı bulur mu? sorusunun cevabını yaşattı resmen çıldiriciiiğiiim! Ve bir gün bir kitap yazarsam, kesinlikle bu kitaptan esinlenip kendisine özel bir teşekkür yazısı yazacağım. Benim hayatımın bir dönemi İskenderun’da geçti. Orada yaşayan biri olarak yazdığı her şey beni o zaman dilimine sürükledi. Yediğim yemekler, yürüdüğüm sokaklar, o kültür mozaiği içinde hareket etme hali gerçekten muazzamdı. Kitapta beni doyuran bir diğer konu da Raçel’in kendini iyileştirmek için yaptığı araştırmalar oldu. Son bölümdeki kendine yazdığı notlarda babamın bana verdiği nasihatleri gördüm Birilerine karşılıksız iyilik yapmanın verdiği huzur… Ah o eşsiz tat Bu arada ben bu sene kadın yazarlara taktığım için biraz fazla okudum. Türkiye'de son zamanların en iyisi Aylin Balboa'ydı benim için. O da acayip kafa dengi yazıyor fakat öğretici degil, tamamen edebi yazıyor şiir gibi akıyor. Ama Müge hem öğretici hem edebi İnşallah bir gün ben de öyle olabilirim. Çok amin! Harika bir kalem. Çok bahtiyarım çünkü adaşım mükemmel yazmış gerçekten. Ah inci çiçeğim, sen neler yazmışsın öyle! Yani bu kitabı 40 yıllık edebiyatçılar yazsa yüz binler satardı, kesin net! Çünkü ortalık çer çöp dolu. İnsan böyle kaliteli kitaba
Temet NosceMüge Akgün Gülşen · Karina Yayınevi · 202546 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 23:32
Olan bitenin derli toplu özeti budur. Bir başlangıç noktası var... Bu, gerçeğin bir tek kalbe yerleşme noktasıdır... Sonra bir kaç kalbe... Sonra inanmış bir topluluğun kalbine... Sonra bu kafile yola koyuluyor... Uzun ve dikenli bir yola... Garip olan bugün de -bazı istisnalar dışında- insanlığın kendisine hidayetin geldiği ilk gün gibi bu yola yabancılaşmış olması... Yolun sonunda bu kafile de uzun ve dikenli yola ulaşacak... Tıpkı ilk kafilenin ulaştığı gibi... Bunun zahmetsiz bir mesele olduğunu savunmuyorum... Kısa sürecek bir savaş olacağını da... Ancak garantili sonuç budur... Her şey, ama her şey bunu destekliyor... Varlığın doğasında bulunan, insanın doğasında bulunan gerçek ve fıtri her şey... Molozlar ayağına dolanacak, büyük bir insanlık olgusu yolunda duracak... Ancak bu engel çer-çöpten başka bir şey değil... Büyük, ama çer-çöp! "...Allah kendi emrinde galip gelecektir. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler." (Yusuf, 12/21) Son sözümüz, "Hamd" âlemlerin Rabbi Allah'a aittir.
Kurtuluş YoluSeyyid Kutub · Beyan Yayınları · 201740 okunma
Puan vermedi·107 syf.··
2025 44. kitabı
"Neee, ne anlatıyor bu adam? Yabancı bir yazarı okuduğumdan emin miyim, konu tam bir doğu/töre konusu, nasıl olur? Neyse devam et, ilerleyen sayfalarda açılacak kitap" diye düşünceler ve gazlamalarla ilk 30 sayfayı güçlükle okudum ama eşiği atlattıktan sonra önündeki çer çöp alınmış bir akarsu gibi akıp gitti kitap, birkaç saatte bitirtti kendini ve böylelikle devam etmekte isabetli bir karar verdiğimi görmüş oldum. Kitabın vermek istediği mesaja gelince; Bir trajedi bazen failin fiilinden değil, sorumluların ihmaller zincirinden doğar. Günümüzde de geçerliliğini dipdiri koruyan 'nasıl olsa biri engeller' vurdumduymazlığının muhtemel hazin sonu çarpıcı bir şekilde işlenmiş.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma