Konuşuyor. Davanın İslâmî hareket iddia-sındaki bir parti tarafından harcanışının ıstırabını, bir yangın ortasında kalmışçasına yaşamış olarak, -dedik ya; bilgi, bilene var-, dehşet verici çığlıklardan sonra daha da ötesi olmayan bir du-rakta tevekkülle bekler gibi, konuşuyor. Edası, şu "noktalama"sında belirttiği çerçeve içinde: -"Ey genç adam, yolumu adım adım bilirsin! Erken gel, beni evde bulamayabilirsin!"
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Elinde çekiçten başka bir şey olmayan insan, her şeyi çivi olarak görür..
Sayfa 126·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Barış Savaş’a döndüğünde, sevgi nefrete dönüştüğünde, dünyaya bir şeyler gelir: saf, katışıksız ölümün gücü. Bizi olumsuz kıldığı düşünülen sevgiyse eğer, nefret bunun tam tersidir.
Sayfa 53·Kitabı okudu
–Askerlik sana yaramış maşallah! Yüzünden sağlık fışkırıyor. Cevabını kelimesi kelimesine, virgülü virgülüne kaydediyorum: –Nasıl yaramasın ağabeyim? İyi yiyoruz, iyi giyiyoruz, iyi işliyoruz. –Demek rahatsın asker ocağında? –Öyle rahatım ki daha 5 yıl terhis edilmiyeceğimi bilsem bayram ederim.
BÜYÜK FACİA Pazar günkü maçta bir kulübün kalecisi, hakemi evire çevire dövmüş. Dişlerini kırmış, suratını kan içinde bırakmış. Hâdiseye dair fazla hiçbir izaha lüzum yok... Bir maçta kaleci, her sınıftan binlerce seyirci karşısında hakemin kafasını kırmış, işte bu kadar... Benim rejimimde bu külhanbeyinin cezası, onu dünyaya geldiğine pişman edecek kadar merhametsizdir. Çünkü bu harekette, ne kulüp, ne ocak, ne makam, ne halk, ne matbuat; maddî ve manevî bütün memleket müeyyidelerinden hiçbirine metelik vermiyen bir eda var... Soruyorum size a dostlar, kanatları henüz çıkmıya başlıyan delikanlı çerçevesindeki korkunç başıboşluk ve küstahlık tezahürlerini sineye çekmekte daha ne kadar devam edeceğiz? O delikanlı ki, mektepten, aileden, cemiyetten, devlete kadar, derece derece tabiiyet boyunduruklarında terbiyeli öküzler gibi kıskıvrak bağlı duracaktır. Veyl onu elinden kaçıran cemiyetlere! Size açıkça haber veriyorum ki şehirli Türk cemiyeti bugünkü haliyle onu elinden kaçırmış olamasa bile yüzde yüz avucunda bulundurmak hakimeyetinden mahrumdur. Muallimlerini öldürenleri, dövenleri, bıçaklıyanları; evde, bahçede, sokakta hayale sığmaz münasebetsizlikler yapanları hatırlamıyor muyuz? Hele sporcu gömleği altında o, ya arkadaşını pataklıyacak, ya mahallesini haraca kesecek, yahut böylece hakemin kafasını kırmaya kadar giden misilsiz bir cüretle, uzun atlama kepazelik rekorunu kıracaktır. Düşünün ki, spor maddî ahengin, nizamın, disiplinin en mükemmel tecelli perdesi! Bu tarzda bir kepazeliği Rusyada, Almanyada veya İtalyada bir çocuk yapsın da görün başına geleceğini! Sade onu değil kulübünü de, sınıfını da, muhitini de sivilce koparır gibi kesip atarlar. Zaten böyle bir hareket oralarda yapılamaz. Küfürlü demokrasyaların yağlı derisinden başka hiçbir rejim havası
Şahsiyeti olmıyanın hiçbir şeyi yoktur! 15 Temmuz 1939