Her şey hakkında bir sürü anlamlı istatistik verebilirsin ama ortada bir öykü yoksa anlattığın sadece sıkıcı sayılardır. Öyküler farklı... Öykü bilgilerin, deneyimlerin ve olayların anlamını bulduğu ilişkiler bütünüdür. Ben de okurken yazarın ve anlattığı konunun öyküsünü keşfetmeye özen gösteriyorum. Aslında her birimizin yaşamı bir öykü; sen bir öyküsün, ben bir öyküyüm. Farkında olsalar da olmasalar da insanlar kendi öykülerini yaşıyorlar.
"Karşındakini kötü görüyorsun ama sen ne kadar iyisin? Sende yok mu o kötü gördüğün davranışın bir benzeri? Geçmişte belli durumlarda sen de aynısını yaptın. Şu anda da bu karşındaki insan yapıyor. Yargılama. Onun yerine bir bak bakalım bu durumu düzeltecek bir şey yapabilecek misin?
Onu ilk gördüğümde yaşantımda çok önemli bir yer tutacağını sezmiştim. Bu tıpkı, bir filmin daha ilk karesinden bütününü kavramak, sonunu tahmin etmek gibi bir duyguydu.
Ada'yla tanıştığımda ben beş yaşındaydım, o benden iki yaş büyüktü ve çok kumraldı. Ada hep öyle kaldı.
Onu ilk gördüğümde yaşantımda çok önemli bir yer tutacağını sezmiştim. Bu tıpkı, bir filmin ilk karesinden bütününü kavramak, sonunu tahmin etmek gibi bir duyguydu.
Onu ilk gördüğümde bundan böyle artık benim için çok önemli olacağını sezmiş ve ürkmüştüm.
"Yalnız sağlıklı insan aklı ile yaşansaydı, değmezdi yaşamaya can sıkıcı olurdu. Tam aksine güzel olan dünyanın gökyüzü altında bir deliler topluluğunu andırması."