Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Çocukluk: Hadi de ki on yıl. Kalan hayatımız o on yılın etkileriyle şekilleniyormuş. Demek ki biz çocuklukzedeyiz. Demek ki çocukluk, tedavisi ömür boyu süren bir hastalık. Hani kanser olan kadınlara doktorlar bazen diyor ya, doğurursan hücrelerin yenilenir hastalığı daha çabuk yenersin diye.. İnsanlar hastalıklı hücreleri yenilensin diye doğuruyor demek. Yahut ilik alınacak donör olarak çocuk yapıyor. Meğer ben; babam, kocam yoluyla metastaz yapınca donör olarak oğlumu doğurmuşum.”
Bir çeşit 'bağımlılık depresyonu' içinde olalım ya da olmayalım, ister tam bir gün ışığı içinde olalım ister geceye özgü sanrılar bizi sarmış olsun, hepimizin korktuğu şey terk edilme, dışlanma, reddedilme, oy birliğiyle atılma, sahipsiz kalma, düşkün sayılma, olduğumuz şeyden mahrum bırakılma ve olmak istediğimiz şeye izin verilmemesidir. Yalnız bırakılmaktan, çaresiz kalmaktan ve bahtsız olmaktan korkuyoruz. Yoldaşlığa reddedilmekten, seven bir kalbe girememekten veya bir yardım eli uzatılmamasından korkuyoruz. Hurdalığa atılmaktan korkuyoruz. Hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olan, bizim başımıza gelmeyecek olan kesinliği özlüyoruz. Muafiyetin evrensel ve yaygın tehdidinden muaf olmayı özlüyoruz.