Kitabı yayınevi gerçekten günüm Türkçesine güzel uyarlamış eski kelime pek yoktu. Güzel bir kitap, entrika sevenlere özellikle öneririm. İkbal ve İsmet Hanım (İsmet hanıma ek olarak ev ahalisi de var) arasındaki o çekişme insanı içine çekiyor. İkbal'e uyuz olabilirsiniz okurken. Ayrıca ana kahramanımız Ekrem'in istibdat yönetimine karşı mücadelesi yine hoş. Güzel alıntılanabilecek yerleri de olan bir kitap. Fiyat performans olarak da iyi. Şiddetle öneririm
Menfi – SürgünFazlı Necip · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025607 okunma
Çernobil'den Sesler ile Çernobil Duası aslında aynı içeriği ihtiva ediyormuş. Birkaç hikaye eklenmiş ufak tefek değişiklikler var ama konusu tamamen aynı. Daha önceki kitap incelemesinde de dediğim gibi tekrarının yaşanmaması dileğiyle
Çernobil DuasıSvetlana Aleksiyeviç · Kafka Kitap · 20171,274 okunma
Çernobil'den Sesler isimli kitapla Svetlana Aleksiyeviç bizlere 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santral faciasının bölge halkı üzerindeki etkilerini, faciada görev alan asker, polis, itfaiye erlerinin yaşadıklarını, politik, ekonomik ve sosyal yansımaları kişilerin ağzından -ropörtaj şeklinde- atkarıyor.
Tekrarının yaşanmaması dileğiyle.
"İnsanların doğasında bu vardı. Her şeye rağmen çizgini koruyup, onlar kadar çirkinleşmediğin için seni aptal olarak görürlerdi."
Herkese merhaba bugün wanderlust serisinin final kitabı ile karşınızdayım. Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitaptada da heyecan en üst noktadaydı.
Ekibimiz bilim uğruna gittikleri Çernobilde aslında sadece üstün insan projesine hizmet ettiklerini öğrenir. Bir yaratık ve teknolojik bir kalkanla hapsedildikleri Çernobilden güç panelini keşfedip yaratığı sersemleterek kurtulurlar. Tüm enstitüyü peşlerine takarlar ancak hepsinin gözünü intikam bürümüştür.
Ekip bilim uğruna ayrıldıkları enstitüye , intikam uğruna geri döner. Sır perdeleri aralanırken Mars ve Aramis arasındaki duygusal bağı okumak, ekibin dostluklarını okumak benim içimi ısıtan detaylardan oldu. Sizce ekibimiz enstitünün hatalarını dünyaya duyurarak intikamlarını alabilecek mi? Bana bilim kurgu okumayı sevdiren bu güzel kitaba mutlaka bir şans verin
Modern dünyanın krizlerini sorgulayan düşündürücü bir eserdir. Kitap; iklim krizi, nükleer tehdit, küresel kapitalizm, medya ve insanlığın geleceği gibi konuları felsefi bir bakış açısıyla ele almaktadır.
Eserin dili zaman zaman ağır olsa da kullanılan kavramlar ve örnekler okuyucuyu düşünmeye zorlamaktadır. Özellikle “kıyametin metalaştırılması” düşüncesi kitabın en etkileyici noktalarından biriydi benim için. Yazar, felaketlerin bile günümüzde medya, reklam ve tüketim kültürünün bir parçasına dönüştüğünü savunmaktadır. Çernobil bölgesine yapılan turistik geziler beni oldukça etkiledi.
Kitapta dikkat çeken bir diğer konu ise nükleer atıklar meselesidir. Marshall Adaları örneği üzerinden anlatılan nükleer denemeler, insanlığın geleceğe nasıl bir miras bıraktığını sorgulatmaktadır. “Yirmi birinci yüzyılın piramitleri, nükleer atıklar.” cümlesi kitabın en çarpıcı ifadelerinden biri kabul edilebilir. Bu ifade, modern uygarlığın kalıcı eserlerinin artık hayranlık uyandıran yapılar değil, tehlikeli atıklar olabileceğini düşündürmektedir.
Yazar ayrıca insanların yaklaşan felaketlere karşı duyarsızlaştığını savunur. “Kıyamete karşı körüz.” ifadesi, insanların krizleri normalleştirmesini ve felaketleri gündelik hayatın sıradan bir parçası gibi görmesini anlatmaktadır.
Kitap, yalnızca çevre sorunlarını değil, aynı zamanda küresel kapitalizmi de eleştirmektedir. Yazara göre dünyayı felakete sürükleyen şey yalnızca insanlar değil, sürekli büyüme ve tüketim üzerine kurulu sistemdir.
Sonuç olarak bu kitap okunduktan sonra insanın dünyaya bakışında küçük de olsa bir değişim meydana getirmektedir.
İnceleme bile yazmayacağım rezalet bir şey. Terör güzellemesi ve saçma sapan bir olay örgüsü. Hayat bu kitaba zaman vermek için çok kısa. Ayrıca size bir şey vermeyi bırakın sizden alıyor OFFF YOK OLABİLSE KEŞKE HİÇ OLMAMIŞ OLSA BU KİTAP.
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela · 20228bin okunma