8/10
·392 syf.·
2026 55. kitabı
MÜKEMMEL ÇİFT #TheKitapYayinlari #ruthware Bugüne kadar altı milyondan fazla kitabı satılan, New York Times'ın çok satanlar listesinde yer alan güçlü yazar Ruth Ware’ nin #mükemmelçift adlı temposu hiç düşmeyen, zekice kurgulanmış ve soluksuz okuyacağınız bir psikolojik gerilim romanının yorumu ile karşınızdayım. Yazar bu kez bizleri güneşli bir cennetin ortasında karanlık sırlarla dolu ölümcül bir oyuna davet ediyor. Kahramanımız Lyla Santiago’ nun hayatı tam anlamıyla çıkmaza girmiştir. Üniversitede virolog olarak görev yapan bir bilim insanıdır. Lakin akademik kariyeri sallantıda, sözleşmesinin yenilenmeside belirsizdir. Hevesli oyuncu sevgilisi Nico ile işlerde hiç iyi gitmiyordur. Nico'nun yeni bir reality şov olan " Mükemmel Çift" in kadrosuna katılma fırsatı doğunca, onunla birlikte deneme yapmaya karar verir. Ödülü kazanmak için seçilen beş çift , $1 milyon dolar ödül , Güneş, deniz, kahkahalar ve bolca flört daha ne olsun her şey kusursuz …Ne gibi aksilikler olabilir ki… Değil mi? Ne yazık ki, ıssız adaya vardıklarından kısa bir süre sonra işler ters gitmeye başlar. İlk yarışmanın herkesi sarsıp öfkelendirmesinin ardından cennet sandıkları bu ada , kısa süre içinde kabusa dönüşür. Şiddetli bir fırtına ile her şey kontrolden çıkar, Fırtına adayı dış dünyadan koparır ve yardıma kimse gelmez. Ta ki ilk ceset bulunana kadar... Güvenilecek kimse kalmıyor. Ve her yeni ölümle birlikte tek bir soru büyüyor: Katil kim? Hızlı tempolu, büyüleyici, entrika dolu ve gerçekçi karakterlerle dolu bu roman, Ruth Ware'in psikolojik gerilim kraliçesi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Ben çok beğendim 🫆
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202647 okunma
8/10
·224 syf.··
2026 53. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Gölün kıyısına vuran bir ceset.Kumun üzerinde unutulmuş bir bıçak.Kaan, uzun zamandır görmediği babasını son yolculuğuna uğurlamaya hazırlanırken, bu yasın içinde dile gelmeyen bir şeyler dolaşıyor.Bir öfke. Bir sızı.Bir utanç.Peri’nin çalınmış çocukluğundan geriye kalan utanç.Bu cenaze, yalnızca bir vedaya değil; geçmişin sessizlikle örtülmüş anlarına da çağırıyor onları.Peri de Kaan da, yıllar boyunca söylenmiş yalanları,anlamla yüklenmiş suskunlukları, bilerek kaçırılmış bakışları ve hiç sorulmamış soruları bir bir hatırlıyor.Herkesin bildiği ama kimsenin adını koymadığı aile sırlarını.Çocukluk geri alınabilir mi? Hatırlamak bir yarayı iyileştirir mi, yoksa onu daha görünür mü kılar?Kumlara saplı bir bıçak, geçmişin izlerini kesip atmaya yeter mi?Bu roman, bireysel bir yasın içinden geçerek,çocukluğun korunmamış alanlarını, sınıfsal ve cinsel sömürünün iç içe geçtiği o karanlık eşiği yokluyor.Menekşe Toprak, Peri’de zor bir meseleyi yüksek sesle değil, derinlikli ve edebi bir sezgiyle ele alıyor;okuru, suskunluğun en çok konuştuğu yere davet ediyor.
PeriMenekşe Toprak · Doğan Kitap · 202647 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·224 syf.··
2026 58. kitabı
Ömer Doruk Koç’un “Suç Mahalli” kitabı, ilk bakışta birbirinden ayrı cinayet dosyalarının çözüldüğü bir polisiye roman gibi görünse de, derinine indikçe bütün vakaların aynı büyük fikre bağlandığı görülüyor: Her suç, yalnızca işlendiği anla açıklanamaz; geçmişte biriken acılar, travmalar, hırslar, suskunluklar ve adalet arayışı o suçu doğuran asıl zemindir. Kitabın bölüm başlıklarında yer alan sözler de bunu destekliyor. “Her suçun faili, geçmişteki başka bir suçun mağdurudur” cümlesi, romanın merkezindeki düşünceyi en net biçimde anlatıyor. Olay örgüsünün merkezinde Başkomiser Kemal Adalı ve yardımcısı Mesut Kara var. Kemal Adalı, yalnızca suçluyu yakalamaya çalışan bir polis değil; olay yerindeki en küçük ayrıntıyı, insanların yüzündeki değişimi, suskunluklarını ve yanlış söyledikleri cümleleri okuyabilen sezgisel bir karakter. Mesut Kara ise hem onun yanında öğrenen hem de olayların insani ağırlığını daha fazla hisseden bir karakter gibi duruyor. Bu ikili sayesinde roman, sadece kanıt takibi üzerinden değil, psikolojik çözümleme üzerinden de ilerliyor. Kitapta Reşat Yıldırım’ın otel odasındaki ölümüyle başlayan ilk vaka, okura şunu gösteriyor: Bir insanın ölümü, onun yaşarken kurduğu bütün sorunlu ilişkileri açığa çıkarabilir. Reşat’ın çevresindeki kişiler; kırgınlıkları, çıkarları, aşkları, kıskançlıkları ve sakladıkları sırlarla olayın içine çekiliyor. Ardından Saffet Akkuş vakasında miras, aile içi hesaplar ve geçmişten gelen tehditler öne çıkıyor. Hilmi Terzi ve Mor Kulübe bağlantısında toplumsal şiddet, kadınların sığındığı alanlar ve korku atmosferi belirginleşiyor. Stadyum cinayetinde ise fanatizm, kalabalık öfkesi ve toplumun kolayca şiddete sürüklenebilen yüzü anlatılıyor. Sonlara doğru “Saat Altı” bölümünde seri cinayet havası güçleniyor; kadın kurbanlar,
Suç MahalliÖmer Doruk Koç · İkinci Adam Yayınları · 20232 okunma
Uzun yazmayacağım dedim ama yine uzun oldu galiba
7/10
·824 syf.··
Beğendi
·
2026 227. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:52
Öncelikle kitabın yazarının kim olduğu ile başlamak istiyorum. Giovanni Boccaccio (1313-1375) Orta Çağ Avrupa'sında yaşamış olmasına rağmen o dönemin baskıcı ve salt dini konulara odaklanan yapısının karşısında durmuş; insan doğasını, aşkı ve günlük yaşamı o dönemin skolastik düşünce yapısına karşın gerçekçi bir bakış açısıyla işleyerek İtalyan edebiyatının ve Rönesans hümanizminin kurucularından biri olmuştur. Aynı zamanda içinde 100 öykü barındıran Decameron isimli eseri "ilk modern öykücülük" geleneğini başlatan eser olarak da anılmıştır. 14. Yüzyılda patlak veren, tüm Avrupa'yı kasıp kavuran ve Kara Veba-Kara Ölüm olarak da adlandırılan veba salgını Giovanni Boccaccio nun yaşadığı Floransa' yı da vurur. Yazar birçok yakınını vebaya kurban verir ve bunun üzerine şehirden kaçıp Toscana kırsallarına yerleşir. İşte yazarın Decameron isimli eserinin çıkış noktası da yaşadığı kayıplar, vebanın insanı ürküten gerçekliği olmuştur. Keza yazar kitabına da veba salgını ve bu salgının şehir ve insanlar üzerindeki etkisinden bahseredek başlıyor. Floransa' yı vuran salgın neticesinde insanlar kah sokak ortasında ölüyör, kah evlerinde ölüyor ancak evlerinde ölenlerin çürümüş ceset kokuları dışarıya sirayet etmedikçe kişinin öldüğü anlaşılmıyor, cesetler bazen tek bir mezara üst üste yığılmak kaydıyla gömülüyor, salgın yüzünden ölmüş birinin naaşının kiliseye taşınması için ücretle insanlar tutuluyor zira şehirde ölüyü taşıyacak ne yakını kalmış oluyor ne de gönüllü taşıyacak birileri.... İşte böyle bir ortamda vebanın soğuk soluğundan kaçmak, bu karanlık günlerden biraz uzaklaşmak isteyen 3'ü erkek 7'si kadın 10 kişi şehri terk ederek, kırsal alanlara doğru yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta kötü günleri anmamak, biraz da salgının etkilerinden uzaklaşabilmek için kendi aralarında bir karara
1000Kitap
DecameronGiovanni Boccaccio · Alfa Yayınları · 20201,549 okunma
​ VAKA DOSYASI NO: 08 | Siliniş
9/10
·464 syf.··
2022 13. kitabı
Suç Mahalli: Soğuk bir morg masasından Boston'ın en büyük hastanesinin kilitli koridorlarına uzanan bir rehine krizi. Şüpheliler/Kurbanlar: Ölü sanılıp morga kaldırılan ama gözlerini açtığı an bir hastaneyi esir alan gizemli kadın Olena ve onun arkasındaki görünmez, güçlü network. Soruşturma/Kriz Ekibi: Doğumuna günler kala kendini bir namlunun ucunda, rehineler arasında bulan Jane Rizzoli ve dışarıda arkadaşını kurtarmak için zamana karşı yarışan Dr. Maura Isles ile FBI. ​Edebi Dedektif Raporu: Ölümün kapısından dönen birinin, hayatta kalmak için neleri göze alabileceğini tahmin edemezsiniz. Siliniş, Tess Gerritsen’ın temposunu ilk sayfadan son sayfaya kadar tek bir an bile düşürmediği, adeta bir aksiyon-gerilim filmi dinamiğinde işlediği çok güçlü bir halka. ​Hikayenin bir morg masasında, Maura’nın "yaşayan bir ölü" keşfetmesiyle başlaması kurguyu anında zirveye taşıyor. Ancak asıl deha, Gerritsen'ın hamileliğinin son aşamasındaki Jane Rizzoli’yi o hastane odasında çaresiz bir rehine olarak konumlandırmasında yatıyor. Dışarıda FBI ve polis teşkilatı bürokrasiyle boğuşurken, içeride Jane’in hayatta kalma içgüdüsü ve Maura’nın adli tıp delillerinden yola çıkarak yürüttüğü dış takip harika bir paralellik sunuyor. Yazar bu kez sadece bir seri katili değil; insan kaçakçılığını, yozlaşmış güç odaklarını ve sistemin görünmeyen pisliğini masaya yatırıyor. ​Karar: Klostrofobik atmosferi, bitmek bilmeyen yüksek temposu ve Rizzoli’nin hayatının en kişisel, en tehlikeli sınavını verdiği soluksuz bir takip dosyası. Serinin en aksiyon dolu kitaplarından biri. ​ Morg masasında gözlerini açan bir ceset... Serinin bu en gerilimli ve klostrofobik başlangıcı hakkında ne düşünüyorsunuz? Jane Rizzoli’nin bu zorlu rehine krizindeki duruşu sizce
SilinişTess Gerritsen · Martı Yayınları · 20146,6bin okunma
1/10
·192 syf.··
2026 1. kitabı
Kitabı keyifle okuyordum ta ki 8. bölüme gelene kadar. Bu bölümde anlatılan William Herines vakasını okurken bi gariplik sezdim ve internette ufak bir araştırma yaptım. Geçenlerde de TLC Suç ve Araştırma kanalında "Rujlu Katil" belgeseline denk gelince kafamdaki taşlar iyice oturdu ve bu incelemeyi yazmak istedim. Bence Heirens büyük ihtimalle tamamen suçsuz. Çocukcağızı sodyum pentatol (doğruluk serumu dedikleri şey) vererek tam 6 gün boyunca avukatsız sorgulamışlar. Zaten çocuk elektrikli sandalyeden, yani idamdan kurtulmak için en son suçları kabul etmek zorunda kalmış. Olay yerindeki parmak izi mevzusu da baya şaibeli; inceleyen uzmanlar bile ilk defa olay yerinde bu kadar net ve pürüzsüz bir parmak izi gördüklerini söylemişler. Resmen polis gidip izi oraya kendi yerleştirmiş gibi duruyor. Dahası, Heirens'tan önce cinayeti herşeyiyle itiraf eden başka biri var ama polis adamı resmen görmezden gelmiş. Görgü tanıklarının olay yerinde gördüğü adamın eşkali de Heirens'a zerre benzemiyor. Tamamen o dönemki medyanın ve halkın baskısını azaltmak için, polis işin kolayına kaçıp tüm suçları bu çocuğun üstüne yıkmış. Zaten işlenen 3 cinayetin de yöntemi birbirinden tamamen farklı. Bir katilin aynı dönemde hem bıçaklayıp, hem vurup, hem de profesyonel cerrah gibi ceset parçalaması piskolojik olarak neredeyse imkansız. 3 cinayetin katilinin aynı kişi olma ihtimali bile bu kadar düşükken, Alan Bentham'ın kitabına alabileceği dünya kadar net seri katil varken, Heirens'ı %100 suçluymuş gibi buraya koyması kitabın kalitesine ve araştırmasına hiç yakışmamış. Büyük bir rasyonellik kusuru.
Eleştiri
Seri Katillerin İç DünyasıAlan Bentham · Olympia Yayınları · 2016564 okunma