* Günahın DOkunuşu (2013)- Jia Zhangke
* Euridice BA 2037 (1975)- Nikos Nikolaidis
* Uzlaşma Yok veya Şiddetin Hüküm Sürdüğü Yerde Sadece Şiddet İşe Yarar (1965)- Danièle Huillet
* Bartleby (1970)- Anthony Friedmann
* Ölü Adamın Mektupları (1986) - Konstantin Lopushansky
* Cadılar (1922) - Benjamin Christensen
* Arabulucu (1971) - Joseph Losey
* Büyük Takip (1965) - John Sturges
DERS: Ling-Temco-Vought öyküsüyle aklımıza gelen ilk soru, ticari bankaların nasıl olup da bu büyüme evresinde çok büyük miktarlarda kredi vermeye razı edildiği oluyor. 1966 ve öncesinde, şirketin faiz ödemelerini karşılama oranı muhafazakâr standartlara bile ulaşamamıştı ve durum cari aktif/pasif ve özsermaye/toplam borçlar oranları için de geçerliydi. Ne var ki, bundan sonraki iki yıl içinde bankalar şirkete daha fazla "çeşitleme" yapabilmesi için 400 milyon dolar daha verdi. Bu krediler şirket için iyi olmadığı gibi hissedarların da başına bela açacaktı. Ling-Temco-Vought vakası bankaların bu tür sağlam olmayan büyümelere yardım etmeleri veya arka çıkmalarını durduracaksa, işte o zaman bu vakadan ders alınmıştır diyebileceğiz.
Akıllı Yatırımcı
Bir savunmacı yatırımcının portföyü için hisse senetlerinin seçimi nispeten kolay bir iştir. Burada takip edilmesi gereken dört kural öneriyoruz:
1. Yeterli bir miktarda, ama aşırı değil, çeşitleme yapılmalıdır. Bu da en az 10, en fazla 30 ayrı hisse senedi anlamına gelebilir.
2. Seçilen her bir parça, büyük, seçkin ve muhafazakârca finanse edilmiş olmalıdır. Bu sıfatlar her ne kadar kesin tanımlar olmasa da genel amaçları bellidir. Bu nokta hakkındaki gözlemler bölümün sonundadır.
3. Her bir şirket, uzun bir zamandır ve devamlı bir tarzda kâr payı dağıtımlarını yerine getiriyor olmalıdır. (1971'de Dow Jones Sanayi Endeksi'ne dahil t hisse senetleri buna uydu.) Daha kesin olmak gerekirse, bu şirketlerin en geç 1950'den itibaren devamlı bir tarzda kâr payı dağıtıyor olmalarını öneriyoruz.
4. Yatırımcının bir hisse senedine ödeyeceği fiyata, şirketin belli bir zaman süresi, örneğin yedi yıl, içindeki ortalama kârlarına göre bir sınırlama getirmesi gerekir. Bu sınırın, bu tür ortalama kârların 25 katı ve son oniki aylık ortalama kârların da 20 katından az olmasını öneriyoruz. Ama böyle bir sınırlama, portföyden tüm en kuvvetli ve en popüler hisseleri eleyecektir. Özellikle, son yıllarda hem spekülatör hem de kurumsal yatırımcıların gözdesi olan "büyüme hisseleri" kategorisinin tamamını yasaklayacaktır. Böyle sert bir kısıtlama önermemizin nedenlerini aşağıda vereceğiz.
Akıllı Yatırımcı
Giovanni Scognamillo (Jean Gennaro)Türk Sinema Tarihi
*
ÖNSÖZ, Giovanni Scognamillo (Jean Gennaro)
*
Bir tarih kitabını yazmak -ister bir çağın, bir ulusun ister bir sanatın tarihi olsun- sadece o çağın, ulusun ya da sanatın önde gelen, değer taşıyan, örnek teşkil eden olaylar, kişiler ve yapıtlarını sıralamaktan ibaret değildir. Tarih, en geniş anlamıyla, çok daha karmaşık ve çoğunlukla da ''örnek'' teşkil etmekten uzak bir süreçtir. Tarih, belirli bir çağ, ulus ya da sanatın, belirli bir buluş ya da aracın tüm aşamalarını izleyen, yeniden yaşatan, olumlunun yanına olumsuzu, başarılının yanına başarısızı koyan, iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı bir araya getiren ve sadece bütün bu değişik ve çeşitli unsurların toplamından bir sonuç çıkarma sürecidir.
*
Tarihçi bir eleştirmen değildir, olmamalıdır. Tarihçi belgeleri toplayıp sıralayan, karşılaştırıp derleyen, değerlendirip yorumlayan kişidir. Asıl amacı bir durumun ''nasıl olması gerektiğini'' belirtmek değil, ''nasıl ve neden olduğunu'' açıklamaktır. Amacı ve görevi yargı vermek değil, belgeler, yapıtlar ve somut malzemelere dayanarak gerçekleri ortaya koyup bir dönemi aydınlatmaktır.
*
Herhangi bir şeyin tarihi gibi, ''Türk Sinema Tarihi''ni yazmak da hiç kolay bir uğraş değildir. Bunu en baştan belirtmemizin amacı, ileriki bölümlerde -hiç kuşkusuz- rastlanılacak eksiklik, aksaklık, hatta yanlışlıkları bağışlatmak değildir.
*
Nijat Özön'nün tüm araştırmalarına rağmen Türk sinemasının ilk yılları kesin olarak ortaya koyulamamıştır. Üzülerek belirtmeliyim ki sinema tarihi konusundaki çalışmalar, Türk sinemasının kaynaklarını ve ilk belgelerini koruma çabaları oldukça geç bir tarihte başlamıştır. Türkiye'de sinema konusunda yapılan tarihsel araştırmalar, çoğu kez kaynak ve belge açısından çeşitli zorluklarla karşılaşır. Nijat Özön'ün uzun ve kişisel bir çabanın ürünü olan