Yarımburgaz Mağarası
İncelemelerden anlaşıldığına göre yarımburgaz mağarasının yerleşim tarihi, günümüzden 1 milyon yıl öncesine kadar gitmektedir. İyi tabaklanmış bir dolgu içinde, eski taş çağının ilk dönemlerinde, insanların ilk insanlaşmasından sonra, ancak bugünkü zihinsel ve bedensel duruma ulaşmasının çok önemli bir evresinde homo erectus adı verilen fosil insana ait araç gereçler ile dünyanın en eski mimarisi sayılabilecek yerleştirilmiş Taşlar, olası ateş yerine rastlanmış; zengin bir çeşitleme ile çay taşı alet topluluğu ve onlarla aynı dönemde yaşamış zengin bir hayvan kemiği malzemesinin de birlikte bulunmuş olması, ülkemiz ve insanlık tarihi açısından büyük önem taşır. Bu verilerden elde edilen sonuçlara göre, ilk defa Afrika kıtasında ortaya çıktığı bilinen “ insanın” zamanla bu kıtanın dışına yayılması ve Avrupa kıtasına adım atıp ilk yerleştiği yer Yarımburgaz‘dır.
Sayfa 20·Kitabı okudu
zaman ve mekân, mantık kısıtlamalarından kurtuldular mı, hayal gücüne, yaşanmışla yaşanmak istenenden, bin türlü çeşitleme seçeneği sağlamış oluyorlar.
Sayfa 282 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 17. Basım Ocak 2024, İstanbul·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Son olarak, belki de en önemli husus şudur: Reformun başarısı, öğretimine bağlı olacaktır. Bu öğretim, öğretmenlerin zaten az çok bildikleri bir yabancı dildeki alfabeye aşina olması sayesinde daha da kolaylaşacaktır. Bir harfi Fransız usulü, diğerini İtalyan usulü, bir başkasını da Alman usulü telaffuz ettirmeye çalışmak, pedagojik açıdan zaten zor olan bir problemi sistematik olarak karmaşıklaştırmak demektir. Bu durumda en iyiyi arama gerekçesiyle "çeşitleme", kesinlikle zararlıdır. Medeni Kanun'un kabulü için "çeşitleme" yapılmaya çalışıldı mı? İşin içinden asla çıkılamazdı. Alfabe için de aynı şey geçerli olmalıdır. Ayarlamalar kullanımla birlikte zamanla yapılacaktır ve ne kadar standartlaştırılmaya çalışılırsa çalışılsın, örneğin bir "u" veya "o" harfinin birkaç ay içinde Fransız, İtalyan veya Alman tarzında değil, "Türk" usulüyle telaffuz edileceğini düşünmek için her türlü neden vardır.
Alıntı
Tarihte olaylar tek bir çözüme ulaşmakla birlikte, etkenlerin gerçek olması şartıyla, sonsuz çeşitlemeler gösterir. Bu çeşitlemeler yazara ve okura inandırıcı geldiği ölçüde gerçeklik kazanır. Bu arada, gerçek görünmeyen ihtimaller bile olayı yaşayan kişilerin bakış açısından verilirse, durumu zenginleştirmesi bakımından, üzerinde durmaya değer bir etkendir, yani, bu çeşit yorumlar hiç olmazsa olayı yaşayan kişilerin ruhsal ve düşünsel durumlarını yansıtması açısından bir renklilik taşır. Ayrıca bu olgu, kendi içinde bir çeşitleme olmasından öte gerçeklik taşır.
1000Kitap
Tekrarda her çeşitleme, değişiklik, tekrarın anlamına yabancılaşması demektir.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Felsefe
Harf Devrimi'nin hemen öncesi
Son olarak, belki de en önemli husus şudur: Reformun başarısı, öğretimine bağlı olacaktır. Bu öğretim, öğretmenlerin zaten az çok bildikleri bir yabancı dildeki alfabeye aşina olması sayesinde daha da kolaylaşacaktır. Bir harfi Fransız usulü, diğerini İtalyan usulü, bir başkasını da Alman usulü telaffuz ettirmeye çalışmak, pedagojik açıdan zaten zor olan bir problemi sistematik olarak karmaşıklaştırmak demektir. Bu durumda en iyiyi arama gerekçesiyle "çeşitleme", kesinlikle zararlıdır. Medeni Kanun'un kabulü için "çeşitleme" yapılmaya çalışıldı mı? İşin içinden asla çıkılamazdı. Alfabe için de aynı şey geçerli olmalıdır. Ayarlamalar kullanımla birlikte zamanla yapılacaktır ve ne kadar standartlaştırılmaya çalışılırsa çalışılsın, örneğin bir "u" veya "o" harfinin birkaç ay içinde Fransız, İtalyan veya Alman tarzında değil, "Türk" usulüyle telaffuz edileceğini düşünmek için her türlü neden vardır.
Sayfa 34 - İleri Yayınları·Kitabı okudu
Tarih