Plandemi 2 …
Pandemi var diyerek insanları aşıya yönlendiren Dr. Fauci gibi şarlatanlar ve Bill Gates gibi Epsteinci sapkınlar tekrar gündemde. Bill Gates 2019 yılında Biontech'e neden yüklü miktarda yatırım yaptı dersiniz? Artık uyandık demeyin. 0 treni kaçırdınız. Şimdi ayıı sapkın çete iklimi bahane ederek yeni bir düzen kuruyor. Yine size alkış tutturarak, yine sizi kandırarak yapıyorlar. Daha beş sene önce kandırılan ama hala kandırıldığını fark etmeyen insanlara bu yeni düzeni anlatmak çok zor. Yine yaşayacak, yine tecrübe edecek, yine hayatı kararacak ve yine anlamayacak. Şimdilik görünen bu. Çünkü ısrarla yanlış isimlere güvenmeye devam ediyorlar. Serhat Arvas
Yunan Tanrıları
Yunan tanrıları intikam peşindeki azgın bir çete gibidir. Burada tek tek ele alamayacağımız kadar çokturlar, bu nedenle Titanların devrilmesinden sonra hüküm süren on iki tanrıdan oluşan Olimposlulara odaklanmayı seçtim. Bu on iki tanrıdan on biri Olimpos Dağı’nda yaşardı, on ikinci tanrı olan Hades ise yeraltında yaşamaya mahkum edilmişti. Tanrıların hepsi birbiriyle didişir, kavga ederlerdi; aralarında büyük aşklar başlayıp kısa zamanda sönerdi. Birbirlerine hissettirdiklerini dışavurup birbirlerinden intikam almaya çalışırken ölümlülerin hayatlarına da karışırlardı.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hasbihal - 2
Şırnak… Birçoğumuzun zihnine terör, mahrumiyet gibi ezberlerle kazınmış bir coğrafya. Benim de bu topraklara adım atarken heybemde herkes gibi önyargılarım vardı. Ancak burası, kapısından girdiğiniz an ucuz ezberleri direkt suratınıza çarpan, sizi kendi gerçeğiyle sarsan bir şehir. Çünkü Şırnak’a gelmek, sadece coğrafi bir yer değiştirmek değil; yitip gittiğini sandığınız insani medeniyete yeniden hicret etmekmiş. ​Modern dünyanın bencil, robotlaşmış ilişkilerinde "öldü, bitti, kurudu" dediğimiz insana dair ne kadar müspet duygu ve davranış varsa, hepsi burada yeniden vücut buluyor. Burası buram buram insanlık, sokak sokak komşuluk ve pazarlıksız bir arkadaşlık kokuyor. İnsanlar size öyle içten, öyle pazarlıksız ve samimi yaklaşıyor ki, bir an olsun gurbetin soğuk yalnızlığını ve yabancılığını hissetmiyorsunuz. ​İlk günlerimde bir esnafın söylediği şu söz, şehrin ruhunu özetlemeye yetmişti: “Burası, cebinizde beş kuruş paranız, cüzdanınızda tek bir kartınız olmadan ömür geçirebileceğiniz Türkiye’deki tek şehirdir. Burada kimse sizi aç ve açıkta bırakmaz.” Zaman geçtikçe anladım ki bu bir esnaf mübalağası değil, hakikat. Şırnaklılar da bu hazinenin farkında. Biriyle konuşurken laf dönüp dolaşıp “Şırnak’ı nasıl buldunuz?” sorusuna geldiğinde, daha siz cevap vermeden ekliyorlar: “İnsanı çok iyi, değil mi?” Bu artık şehrin kendiyle yaptığı mukaddes bir sözleşme, genel kabul ve hakkı verilen bir kimlik. ​Şırnak, bugün Türkiye’nin en huzurlu, asayiş yönünden en kafanızın rahat olacağı şehir. Gecenin bir yarısı sokaklarında tek başınıza, en ufak bir tedirginlik duymadan sabaha kadar yürüyebilirsiniz. Büyük şehirlerin tekinsiz, arkana bakarak yürüten sokak lambalarını unutun. ​Sokaklarda gezerken insanların yüzünde gerginlikten, metropollerin asabi ve yorgun
Siyasal İslamcılık ne kadar devlet gücünü kutsal referanslarla tahkim edip kendi liyakatsiz sermaye sınıfını yarattıysa; muhalefetin içindeki mezhepsel klik de elindeki yerel yönetim ve parti gücünü tam olarak aynı mantıkla araçsallaştırdı. Siyasal İslamcılığın mülakat sistemini, tarikat/cemaat referanslarını eleştirirken; kontrolü altındaki belediyelerde ve parti örgütlerinde liyakati tamamen sıfırlayıp sadece "bizim çocuklar" veya "hemşerilik/mezhep" bağı üzerinden kadrolaşmak, aynı zihniyet dünyasının ürünüdür. İktidarın devlette yaptığını, bu klik ele geçirebildiği yegane kamusal alan olan belediyelerde yaptı. Siyasal İslamcılığın "beşli çete" veya yandaş müteahhit havuzunu haklı olarak eleştiren yapı; İstanbul, Ankara veya İzmir’deki ilçe belediyelerinde imar rantını, çöp ihalelerini, reklam bütçelerini kendi mezhepsel/bölgesel network'ündeki şirketlere akıtırken tam olarak aynı "ganimet" ve "sermaye transferi" mantığıyla hareket etti. Siyasal İslamcılık, her başarısızlığını, yolsuzluğunu veya ekonomik krizini "dış güçler, vesayet, darbe tehlikesi" retoriğiyle örterek tabanını konsolide eder. Siyasal Alevilik ise kendi beceriksizliğini, vizyonsuzluğunu ve kurumsal çürümüşlüğünü "tarihsel travmalar ve azınlık korumacılığı" zırhıyla perdeler. Partinin veya belediyenin kötü yönetildiğine dair rasyonel bir eleştiri getirildiğinde, bu klik derhal defansif bir refleksle bunu "Alevi düşmanlığı" veya "tasfiye operasyonu" olarak yaftalar. Tarihsel olarak yaşanan çok gerçek ve acı trajediler (Dersim, Sivas, Maraş, Çorum), bugün sığ bir delege avcılığının ve koltuk koruma stratejisinin ahlaksızca kullanılan birer kalkanı haline getirilmiştir. İnanç ve kültür olarak son derece ilerici, felsefi ve insancıl bir özü olan Alevilik; siyasal bir fraksiyona indirgendiğinde tıpkı
1000Kitap
bugün 19 mayıs.. fırtınalı bir gecede, kendi başına aldığı bir kararla, imkansızlıklar içinde, gizlice ve canını hiçe sayarak çürük bir vapurla samsuna çıkan ve tek başına memleketi kurtaran şu meşhuur "süper kahraman" efsanesinin sene-i devriyesi.. hepimizin ilkokul yıllarından beri dinlediği şu tanıdık hikaye.. hitlerin propaganda bakanı goebbels, "yeterince büyük bir yalanı sürekli tekrar ederseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlar" demişti. haklıydı.. artık goebbels mi onlardan ilham aldı, yoksa onlar mı goebbelsten bilinmez; ancak kamalizm dininin ruhbanları o kadar fazla yalanı o kadar çok tekrar ettirdiler ki, bu süper kahraman senaryoları yüz senedir kapalı gişe oynuyor. Bu da o senaryolardan sadece biri.. neyse, "büyük bütçeli, pahalı bir prodüksiyon, emeğe saygı" dedik, bugüne kadar yuttuk, eyvallah (!) yalnız, bu süper kahramanımız da biraz kaprisliymiş zannımca.. zira anadoluya gitmek için nazının niyazının bini bir para. istek listesi ise epey kabarık: 2 adet binek otomobil, kafi miktarda benzin ve lastik, 15 bin kuruşluk maaş, fevkalade masraflar için ek ödenek, ve tüm bunlara ek olarak, 3 aylık maaşının peşin ödenmesi.. üstelik süper kahramanımız isteklerine anında cevap verilmediği için de bir hayli sitemkar. bir de şart koşuyor: eğer bu talepleri yerine getirilirse, kahramanımız lütfedip 3 gün içinde yola çıkacakmış.. peki, kaynak ne? genelkurmay başkanlığı.. bu "kaprisli" süper kahramanımızın harbiye nazırlığı ile günlerce süren yazışmalarının orijinal boyutlu vesikaları, genelkurmayın eylül 1952den beri yayımladığı "harp tarihi vesikaları dergisi"nin henüz 1. sayısında açıkça yer almaktadır. bu belgelere milli savunma bakanlığının resmi sitesinden ulaşabilir ve pdf olarak indirebilirsiniz. söz konusu dergiler günümüzde de ocak ve temmuz
Mustafa Kemal Atatürk

Amine

@Kalem_ve_Kelam
·
19 Mayıs gerçeği. Gelen yorumlara cevap vermeye gerek duymuyorum, çünkü neyi savunduğumun gayet farkındayım. Fikir özgürlüğü diye yırtınıyor bazıları işlerine geldiği vakit. Prim kasmak demiş bir hanımefendi! Bir davam ve bir yüzüm var hakikate dönük, elhamdülillah. Sözüm ona "prim kasmak", birilerine şirin görünmek için hem şu hem buyum demiyorum. Tarih bilgisi bir kaç sayfadan ibaret olanların düşünceleri de hükümsüzdür. "Deli"dedikleri adamın tırnağı kadar bu din namına çaba vermeyelerin sözleri ise hakikate kör olmaktan başka bir şey değildir! Hamd olsun Allah Azze ve Celle'ye ki hakikate açık kılmış gözlerimizi. Ya hem kör hem de birileri bizi dışlamasın, sevsin diye yüz değiştirenlerden olsaydık...
1000Kitap
Sansar Salvo- 180 km.
Bazen saçmalıyorum sadece gül diye be Rapçiler artık gerçekten çete Türkiye'de Artık silah gösteriyoruz gül verene Tribe giriyorum selam verirken gülmeyene
Müzik