Düşman kişi mefhumundan özgürleşmek için önce devlet, din, ırk, her neyse, o aitliğimizden soyunabilmeliyiz. Bu yeni kuşaklarda türümüzün tarihinde ilk defa oluyor, küresel bilinçle aitlik bagajlarından arınıyorlar. Devletlerse çete gibi. Düşmanını kâh asıyor kâh baş tacı ediyor.
Sayfa 131 - Tuhaf·Kitabı okudu
Sine-i Millet
Padişah/Halife Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa'yı Anadolu'ya gönderdiğine bin pişmandır. Padişah Vahdettin, Paşa'yı vatanı kurtarmak için değil, Samsun ve çevresindeki milliyetçilerin İngilizlere karşı başlattıkları çete savaşını ve ayaklanmayı bastırmak için göndermiştir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Siyasette Ahlak Aramayın, Bulamazsınız Bulduğunuz şahsi çıkarınızdır. Bir kaç örnek vermek isterim. Biri iktidardan biri muhalefetten olsun ki ahlaki yozlaşma ve çürüme tam karşılık bulsun. Yüzleşme yapmadan etik ahlakı başka türlü yaşama taşımak mümkün değildir. Çeyrek yüzyıldır iktidar olan özelleştirme talanı ekonomiyi çökerten, adaletsiz ve hukuksuz yöntemlere imza atanlar, yozlaşmayı büyütenler için yaşanmış örnekler veriyorum; ✓ Anayasa mahkemesi kararını tanımıyorum, saygıda duymuyorum. Mevcut Cumhurbaşkanının ifadesi olup başlattığı bir çürüme örneğidir. Balık baştan kokar. İmam türkü söylerse cemaat nara atar sözleri de bu kültürün ürettiği kalıntılardır. Gerisi Türk ulusu ve yurttaş etik ahlakının genel yarar bilinç düzeyi ile ilgili bir sonuç olarak zamanla değişime uğrayacak. İkinci ahlaki çürümeye örneği bugünlerde kayyum ile yeni bir işbirlikçi ilişki içine giren muhalefetten vereceğim. ✓ Son Cumhurbaşkanı seçiminde mevcut seçilen Cumhurbaşkanı Anayasa'nın 101. maddesine göre aday olma hakkı yoktu. Kim bu hukuksuzluğu meşru hale getirerek bu yetkiyi yeniden verdi? Muhalefet adına aday olan ve altılı masa tuzağına ulusu düşüren ben hukuksuz bile olsa sandıkta yeneceğim diye ahlaki çürümeye destek veren bugün Cumhuriyet Halk Partisine kayyum olarak geri dönüp arınacağız diyen bu ahlaki çürümeye yüz vererek yozlaşmaya katkı sağladı. Bu ahlaki çürümeye ve çöküntüye kim inanır? Genel yararı şahsi çıkara satanlar dışında kimse inanmaz. İnanmıyor zaten. Genel yararı şahsi çıkara satanların çok sayıda olmuş olması hakikati göstermeye yetmez. Hakikat ahlakı çoğunluğa ve güce bakmaz. Hakikat ahlakı bu organize yozlaşmayı yurttaş hukuku ve etik ahlakı ile meşruluğunu yitiren tüm çabalarını hatırlatarak bitirdiği halde yakamızdan düşmek istemiyorlar.
Hayata Dair
“İlde de ne yi­ğit, ne mert adam­lar var! Şu Mus­ta­fa Efen­di gi­bi adam­lar bi­ze ge­rek. Ne ça­re ki Os­man­lı­nın elin­de. Ne ça­re...”Ço­lak çe­te­si yok ol­du. Ye­ri­ne çe­te ge­rek. Os­man­lı­da da Mus­ta­fa Efen­di gi­bi adam­lar var. Te­tik­te dur­mak ge­rek.
Sayfa 52 - Yapı Kredi Yayınları
Edebiyat
Hülleci Heybetin başına gelenler
Alt tarafı yüz akçe ücret karşılığı bir gece geçireceği kaknem ve gudûbet bir kadın, cadalozun teki çıkmış ve işte o uğursuz zifâf gecesinde bir çığlık atan Heybet, köydeki yavuklusuna sakladığı yegâne hazinesi olan bakirliğini kaybetmişti. Bu dili uzun, eli maşalı cadaloza "Boş ol!" diyebilmek, öyle her babayiğidin harcı değildi. Kadın o kadar hırçın ve kavgacıydı ki, nâmı çete üyelerince duyulmuş ve sonunda Zincirli Han'a davet edilmişti. Dokuzlar'ın, "Köse Zehra" dedikleri bu yırtıcı kadın çok geçmeden çetenin bir üyesi olmuştu. İşi de ahali arasına karışıp istihbarat toplamak ve kıskıvrak bağlanıp bir çuval içinde Zincirli Han'a getirilen şahısları sorguya çekip öttürmekti. Allah için, bu kadın iyi bir sorgucuydu. Onun bet suratını görüp savurduğu küfürleri bir dinleyenler, çok geçmeden kanarya gibi şakımaya başlarlardı. Ama doğrusunu söylemek lazım ki, çopur yüzlü bu acûze hiç olmazsa kocasına sâdıktı. Zaten kocası da, sadâkatin bir kadın için en büyük fazilet olduğunu düşünür ya da düşünmek zorunda kalırdı.
Sayfa 195·Kitabı okudu
Anadolu'daki topraksız köylü gençler, levendler, 19 bir tüfek edinip paşaların kapılarında sarıca-sekban adıyla hizmete alınırdı. Türlü yollarla halkı soyarak zenginleşen vali-paşalar, bu suretle İstanbul'a, özellikle yeniçerilere karşı mücadeleye girerlerdi. Maaşları kesilince Celâlî eşkıyası olan sarıca-sekbanlar, çete halinde Anadolu'da köyleri, şehirleri haraca keserek, yakıp yıkıyorlardı. Celâlî çetelerini Kuyucu Murad Paşa'nın korkunç yöntemlerle sindirmesinden sonra, sarıca-sekbanlar paşa kapılarına üşüşmüşlerdi. Böylece, Celâlî paşalar dönemi başlamış oldu. Bu valiler, merkeze karşı bağımsız hareket ederler, kapı-kuvvetlerini beslemek için halkı soymaktan çekinmezlerdi.
Sayfa 302 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih