Hüznüme hüzün karan,
dünyayı gözümde küçülten,
görülmeyen derdim var benim.
Yazı kış yapacak,
başı taş edecek,
saçı beyaza çevirecek bir derdim var benim.
Bağları kurutacak,
ciğerleri yakacak,
gecenin körü de olsa uyutmayacak bir derdim var benim. Anlatsam da anlaşılmayacak
sussam, kağıtları yakacak
tanımı yapılamayacak bir derdim var benim.
Kapılara baksam, hepsini kapatacak
yıldızlara baksam, hepsini karartacak
onsuz lokma yesem, boğazımda kalacak bir derdim var benim. Girse de, gelse de yakacak,
Allah demeden geçmeyecek,
ancak mezar taşıma yazılacak bir derdim var benim.
Aradığımız şey mükemmel insan olduğu sürece asla bulamayacağız. Zaten mükemmelliği insan üzerinde aramak, yanlış bir problemi çözmeye çalışmak gibi. Çözmeye çalıştıkça yanlış cevaplardan bunalacaksın, kafan karışacak. Çünkü soru yanlış.
Yaşamına, konuşmasına, ibadetine, sevmesine güvenen kişi ölümden korkmaz. En fazlası 70 yıllık bir yolculuğun son durağına geleceğini, gelince de ineceğini bilir.
Aşk yoluna talipsen,
açacaksın gönül pencerelerini, estireceksin içeride rüzgarları,
essin rüzgarlar esebildiği kadar... Gönül rüzgarlarının en sertine talibiz, biz bir güzele değil,
en güzele,
en sevgiliye talibiz...