Sadece faziletlerinin kurbanı olan Abdülhamîd, bunca kıymetine ek olarak biraz da sert ve yerinde merhametsiz olmayı bilseydi, o kıskacı
parçalar ve bugün Türk'e yeni bir ufuk açmayı o günden sağlamış olurdu.
Fakat bu halin evveli ve sonrası o kadar bozuktu ki, kıskacı parçalamaktansa, İmparatorluğiyle beraber kendisini parçalatmayı bir
mahkûmiyet halinde kabul etti ve ilâhi kadere teslim oldu.