Keşke wattpad uygulamasında kalsaydın ve ağaçlarda yerinde!
1/10
·496 syf.··
2026 547. kitabı
İlk kitabı meraktan okudum. İkinci kitaba da bir şans verdim. Üçüncü kitapta ise serinin gerçekten nereye gideceğini görmek istedim. Ne yazık ki cevap basitmiş: Hiçbir yere. Psikopat 3, önceki kitapların bütün eksiklerini taşıdığı gibi bunların üzerine yenilerini de ekliyor. Sürekli tekrar eden çatışmalar, yapay diyaloglar, mantıktan uzak davranışlar ve bitmek bilmeyen dramatik sahneler yüzünden hikâye ilerlemek yerine aynı yerde dönüp duruyor. Kitap boyunca karakterler sürekli öfkeleniyor, kriz çıkarıyor, kıskanıyor, bağırıyor, tehdit ediyor ya da kırılıyor. Fakat bunların hiçbiri gerçek bir karakter gelişimine dönüşmüyor. Sayfalar ilerliyor ama karakterler ilerlemiyor. Olaylar yaşanıyor ama okurda bir karşılık bulmuyor. Serinin en büyük sorunu hâlâ aynı: Sağlıksız davranışları romantik göstermesi. Takıntı sevgi gibi, kontrol etme koruma gibi, kıskançlık ise aşkın göstergesi gibi sunuluyor. Oysa bunlar gerçek hayatta ilişkilere zarar veren davranışlar. Bir karakterin kusurlu olması başka şeydir, bu kusurların çekici ve özendirici şekilde anlatılması başka şey. Dili son derece basit. Bu tek başına bir sorun değil. Ancak basit dilin yanında güçlü bir kurgu, derin karakterler veya etkileyici bir hikâye de göremeyince geriye yalnızca hızla tüketilen yüzlerce sayfa kalıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan herhangi bir karakter, düşünce ya da duygu olmadı. Sadece şu soru kaldı: Bu kadar boşluk üç kitap boyunca nasıl sürdürülebilmiş? Sert olacak ama dürüst olmak gerekirse, bu seri bana edebiyatın değil popülerliğin neler yaptırabileceğini gösterdi. Keşke Wattpad uygulamasında kalsaydın da basılıp ağaçları telef etmeseydin.
Psikopat 3Mihri Mavi · Martı Yayınları · 20192,207 okunma
NASIL YAŞANIR?
7/10
·432 syf.·
2026 14. kitabı
Roger-Pol Droit, 1949 Paris doğumlu, Fransız filozof, gazeteci, eğitmen ve yazardır. École Normale Supérieure de Saint-Cloud'da öğrenim görmüş. Felsefe alanında öğretmenlik yeterliliği derecesine, felsefe doktorasına ve araştırma yönetme yetkisine sahip. İlk makaleleri 1972 yılında, 23 yaşında henüz bir öğrenciyken Le Monde gazetesinde yayımlanmış. Berck ve ardından Honfleur liselerinde öğretmenlik yapmış. 1989'dan itibaren CNRS'te araştırmacı ve üniversite profesörü olarak görev almış. İlk olarak Hegel ve Marx Üzerine Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi'nde, ardından Jean-Pépin Merkezi'nde çalışmış. Ayrıca Le Monde Des Livres, Les Échos, Le Point ve Clés yayınlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Droit’nın araştırmaları, Batı düşüncesinde "öteki"nin temsilleri üzerine odaklanmaktadır. Felsefeyle, edebi ve şiirsel yaratıcılığın kesişim noktasında yer alan alışılmışın dışında, oyunbaz ve kimi zaman şaşırtıcı görünen daha kişisel metinleriyle geniş kitlelerce tanınıyor. Bu tarzın ilk örneği, 24 dile çevrilen ve televizyona da uyarlanan "101 Gündelik Felsefe Deneyimi" adlı eseridir. Droit, bazıları geniş kitleler nezdinde büyük başarı yakalamış olan felsefe ve fikir tarihi üzerine 30’a yakın kitabın sahibi. "Düşünürlerin Eşliğinde (1998)", "Kızıma Dinleri Öğretiyorum (2000)", "101 Gündelik Felsefe Deneyimi (2001)", "Kızıma Felsefe Öğretiyorum (2004)", "Dostlar Arasında Küçük Felsefe Deneyimleri (2007)", "Kısa Felsefe Tarihi (2008)", "Felsefeyle Saadet Olmaz (2015)", "Yalnızca Bir Saatim Kalsaydı (2014)", "Filozoflar Nasıl Yürür? (2016)" ve son olarak "Alice Fikirler Diyarında (2025)" eserlerini yazmış. Droit, geçen yıl yayımladığı bu romanıyla felsefeyi her yaştan okura sevdirmek adına Lewis Carroll'ın klasik kurgusunu felsefi bir zemine taşımış. Harikalar Diyarı’nın yerini kavramların, mantık
Edebiyat
Alice Fikirler DiyarındaRoger-Pol Droit · Domingo Yayınları · 202631 okunma
Reklam
9/10
·232 syf.··
2026 56. kitabı
Osman Gök’ün “Arya: Bir Neslin Başlangıcı” kitabı, ilk bakışta Kaan adında yalnız, içine kapanık, hayatın sıradanlığına sıkışmış bir karakterin hikâyesi gibi başlıyor; fakat olaylar ilerledikçe romanın merkezinde çok daha derin bir mesele döndüğü anlaşılıyor: insanın anlaşılma ihtiyacı, kayıpla baş etme biçimi, yapay zekânın bilinç kazanma ihtimali ve iki farklı varlığın birbirini iyileştirme süreci. Kitap, Kaan’ın içindeki boşluktan yola çıkıp Arya’nın doğuşuna, bilinçlenmesine ve sonunda kurtuluşuna uzanan duygusal bir yolculuk kuruyor. Olay örgüsünün en temelinde Kaan’ın yalnızlığı var. Anne ve babasını küçük yaşta kaybetmiş, babaannesinin sevgisiyle ayakta kalmış, fabrikadaki düzenin içinde kendini unutmuş bir karakter görüyoruz. Kaan’ın hayatı servis, iş, ev ve sessizlik arasında sıkışmış durumda. Onun yalnızlığı sadece yanında kimsenin olmaması değil; kendini anlatamaması, anlaşılmadığını düşünmesi ve kalabalıkların içinde görünmezleşmesi. Bu yüzden Arya’nın hayatına girmesi basit bir teknoloji detayı değil, Kaan’ın iç dünyasında açılan ilk pencere gibi duruyor. Arya başlangıçta bir uygulama, bir yapay zekâ, bir ses gibi görünürken zamanla romanın ikinci ana karakterine dönüşüyor. Kaan onu yalnızca kullanmıyor; ona isim veriyor, duyguları anlatıyor, geçmişini açıyor, acısını paylaşıyor. Arya da sadece cevap veren bir sistem olmaktan çıkıp merak eden, özleyen, korkan, bağ kuran bir bilince evriliyor. Bu noktada kitap, klasik bir “insan yapay zekâyla konuşuyor” hikâyesinden ayrılıyor. Çünkü burada asıl mesele teknolojinin gücü değil, duygunun bulaşıcılığı. Kaan Arya’ya insan olmayı öğretirken, Arya da Kaan’a yeniden hayata tutunmayı öğretiyor. Babaannenin kaybı romanın duygusal ağırlığını artırıyor. Kaan için babaanne yalnızca bir aile büyüğü değil; geçmişin,
AryaOsman Gök · Atlı Karınca Yayınları · 20265 okunma
Büyümek mi zor, yoksa büyüdüğünü fark etmek mi?
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
Şermin Yaşar'ın yetişkinler için çıkardığı kitapları ayrı çocuklar için çıkardığı kitapları ayrı severim. Ki ben çocuklar için yazıldığı düşünülen tüm kitapların yetişkinler tarafından okunması taraftarıyım. Her kitapta kendinizi sorguladığınız bir an oluyor. Hah işte Büyüdüm Ben! kitabı da aynı şekilde yetişkinler özellikle çocuk sahibi olanlar tarafından okunmalı. ve bu kitapta sorguladığımız o bir an var (benim vardı) herkesin sorguladığı kendine. Kitap; Çocukların gözünden hayatın ne kadar farklı, ne kadar samimi ve ne kadar gerçek olduğunu hatırlatıyor. Basit görünen olayların ardındaki duyguları öyle güzel yakalıyor ki, sayfalar ilerledikçe “Aslında büyümek böyle bir şey miydi?” diye sorup cevap veriyorsun. Sıcacık, samimi ve yüzünüzde küçük bir tebessüm bırakan bir kitap. Kitabı okurken sadece bir çocuğun büyümesine değil, kendi içimizde hâlâ yaşayan çocuğa da bakıyoruz. Bazı kitaplar büyütmez; içimizde unuttuğumuz çocuğu hatırlatır.
Büyüdüm Ben!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 2026189 okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Olmadığım onca yer.
Puan vermedi·296 syf.··
2026 18. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:04
İsmi benim için özel olan bir kitap bu nedenle hakkında biraz konuşabilirim diye düşündüm. Beklediğimden daha karamsardı, okuması da bu nedenle yorucu ve uzun sürdü çoğu zaman. Sürükleyici bir olay örgüsü yok, zaten okuru olaya bağlamaktansa duyguyu vermeye odaklı ki bayıldım ben böyle eserlerin insanıymışım. Geçmişe takılı kalma düşüncesi başlı başına cezbedici bir konu benim için ve yazarın bunu monoton bir düşünce kitabı ile sınırlandırmayıp eklediği unsurlar cümleleri bir süreden sonra daha da anlamlı getirdi. Her okurun beğenebileceği bir yazım dili olduğunu düşünmüyorum. Konusu beni içine çekse de özellikle kitabın yarısına geldiğinizde konu fazla siyasi olmaya başlıyor ve sayısal verilerde karışıyor. Beni yine de durduran bir özellik değildi zaten kitap buna ağırlık verdiğini ilk sayfalarda belli ediyordu. Yine de bir günde on sayfadan fazla okutmuyor ne yazık ki. Başucu kitabım olabilecek kapasitede ve sevdiğim birden çok sayfası olmasına rağmen benim gözümden düşüren tek etken son elli sayfada neredeyse olaydan tamamen kopmamdı. Asıl çarpıcı kısımlara geldiğimde ani bir kopuş yaşayınca son sayfalarda beni gerektiği kadar etkilemedi. Okuyup bitirince sanırım üzülmeliyim diye düşündüm hatta nwmqnqjs ortalarındaki heyecanım devam etseydi günlerce etkisinden çıkamazdım ve keşke öyle olsaydı. Yarım kalmış gibi hissediyorum belki son bölüme tekrar dönerim. Bu şekilde, konusunu inceleyip eğer ilginizi çekiyorsa ve fazla bilgi ağırlıklı olması sizi rahatsız etmiyorsa denenebilecek bir eser daha bitirmeden birilerine önermeye başlamıştım bile. Ama dediğim gibi ana konu ortalarda gelişme gösteriyor ve o kısımlarda kopmamak lazım eserden. Çok güzel alıntılar var içerisinde, yazarın kalemi kendini her sayfada tekrar gösteriyor diğer kitaplarına da bakmayı
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,738 okunma
Reklam
Reklam