Hiçbirimizin yaşamı insanlığın bütün hallerini, deneyimlerini, duygularını yaşayacak kadar uzun, yoğun, çeşitli ve zengin değildir. Biz, sanat yapıtları aracılığıyla başka insanların yaşamlarına, duygularına, onların ruhsal, psikolojik faaliyetlerinin içine gireriz. O yapıtı yaratan sanatçının eriştiği ruh ve akıl olgunluğuna, yaratıcı düzeye erişiriz. Hani Kagan diyor ya: "Sanat, yabancı bir deneyimi, o kişinin kendinin deneyimini, bizim kendimizin edinmesine yol açar." Yalan ve yanılsamalara dayanan bir kadercilik, kötümserlik, zorbalık ve şiddet, bir salgın gibi yayılan suçlar, çevre kirlenmesi ve savaşlar, şehvet pazarları, macera, bir aldanmaya dayalı hayal oyunları içinde bir cehennemi ve tükenişi yaşayan insanı, bu pislikten elbette kendi emeği ve onuru kurtaracaktır, ama onu bu bilince ve duyarlılığa götürecek olan da, bütün bunların karşısında olanca güzelliği, içtenliği ve çıkarsızlığı ile duran sanat olacaktır.