Ceylân

8/10
·288 syf.··
2019 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2019 19:46
''Bin dokuz yüz yirmi üç yılının yirmi üç kasım sabahı, Hanya Limanı'ndaki çınar ağaçlarının dili olsaydı, o günü ''mahşeri'' diye tarif ederlerdi.'' O sene, mübadele senesi. Lozan'da imzalanan sözleşme gereği Yunanistan Krallığı ile Türkiye arasındaki, yurttaşların din esası üzerine zorunlu göçü. Nasıl bir şeydir düşünebilir misiniz? Doğup büyüdüğünüz topraklardan, bir kenenin vücuttan söküldüğü gibi çıkartılıp, hiç bilmediği yerlerde, tanımadığı insanlarla yaşamaya mecburiyeti. Bunca yıl can cana, yan yana yaşadığın, sırtını yasladığın insanlara düşman olmak. Geçmişini, bir daha asla geri dönmeyecek şekilde, ardına bile bakmadan bırakıp gitmek. Ben düşünmedim. Okuduklarım yeterice acı verdi bana çünkü. Saba Altınsay'ın kitabını sitede nerdeyse hiç okuyan yok. Alıntı veya inceleme ekleyen de. Okumak isteyenlere faydalı olmasını umduğum bir inceleme eklemek istiyorum. Yazarın kullandığı dil ve gün içinde konuşulan bazı Rumca kelimeler kitabına katması, benim kitaba adaptasyonumu hızlandırdı ve birden içinde buldum kendimi. Yalın bir dil ve betimlemelerin derinliğiyle sanki Girit değil kendi mahallemde gibi, konu, komşu, eş, dost, yaşadıklarımızı anlatıyor hissine kapıldım. Yalnızca okumadım, bu kitabın içinde yaşananları gördüm aynı zamanda. Yazarın cümleleriyle Girit havasını içime çektim. Müslüman-Hıristiyan, Türk-Rum ayrımı olmaksızın nasıl dostça bir yaşam sürüldüğünü, ama aynı zamanda geçmiş olayların da akıllarda kazınmasıyla her an tetikte bekleyen bir yer halkı. Çok zor. Gerçekten, yaşananların hafızalardan silinmemesi gerekiyor. Konusu yalnızca tarih mi? derseniz, hayır. Kuyumcu İbrahim, genç, bıçkın ve herkesin gözünün üzerinde olduğu bir delikanlı. Girit'in bütün kızları ona vurgun, ama o gönlünde yalnızca birine yer ayırmış. Cemile'sine. Bir an önce
KritimuSabâ Altınsay · Can Yayınları · 200455 okunma
Ceylân
Bu güzel inceleme için teşekkürler
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·432 syf.··
2017 189. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2017 23:43
Sitede, arkadaş çevremde, kitapçılarda, internette; her yerde duyduğum bir kitaptı Parfümün Dansı. Okumadan önce her zaman yaptığım gibi yorumlara baktım, herkes tarafından beğenilen bir kitap olduğunu gördüm. Sitedeki incelemelerde de herkesin beğendiğine tanık oldum. Ben farklı arayışlar içinde okuduğum için midir bilmem, aradığımı bulamadım. Evet konu özgündü, karakterler sıradışı idi, yazıldığı zamanın ötesinde bir kitaptı, zekice bir kurguydu.. Bunlara katılıyorum, herkes gibi düşünüyorum bu konuda. Ancak abartıldığı kadar iyi bulmadığımı da söylemek istiyorum. Kitabı bölümlere ayırarak incelemek istiyorum ben. İlk bölüm benim gerçekten beğendiğim, karakterleri iyice tanıdığım kısımdı. Kral Alobar'ın başına gelenleri büyük zevkle okudum. Ölümsüzlük arayışını, ölüm hakkındaki düşüncelerini haklı buldum. (Her karakterden bahsetmeyeceğim sadece bölümlerde öne çıkanlar yeterli olacaktır bana kalırsa.) İkinci ve sonraki bölümlerde de karşımıza çıkan Pan vardı bir de. Hepimizin bildiği Pan evet; hani Yunan mitolojisindeki şehvet simgesi Tanrı Pan. Ve altı keçi, üstü insan olduğundan onunla birlikte gelen 'kokusu.' Hikaye boyunca Alobar ile yolu kesişti, Fransa ve Amerika'ya Alobar'ın peşi sıra gitti Pan. (Amerika'ya da birçok serzenişte bulunmuştu bu kısımlarda yazar) Ve böylece kokusuna dayanamadıkları Pan'a, bu kokuyu bastırmak için parfüm yapmaya karar verdi ikili. (Kitabın ismini de verdiği yıllar boyu dans ederek sahibini beklemeye başlayan parfüm) Yine bu bölümde Alobar ile yolu kesişen Kudra. Alobar'ın sevgilisi, kokulara tutkun Kudra... Herkesin formülünü aradığı kokusuyla, ölümsüzlüğün peşinden giden Alobar'a eşlik ediyor cesurca. Hepsinden önemlisi kitabın bence esas kahramanı 'pancar.' Öyle ki ilk önce Pancarın Dansı olarak basılmış kitap. (1985, Kelebek
Edebiyat
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
Ceylân
Övülen kitaplarda başıma gelen hep aynı şey oluyor. Ben de yarım bırakıp bırakmama noktasındayım şu an. Fazla kopukluk var, gereksiz ve anlamsız betimlemeler bana sevimli değil itici gelmeye başladı. Güzel yorumunuz için teşekkürler.
8/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2021 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 07:49
İkinci Dünya Savaşı yıllarında işgal edilmiş küçük bir kasabada (belki de köy) yaşayan küçük insanlar. Bildiğimiz standartların dışında ikiz iki kardeş. (İkiz iki kardeş doğru bir yazım oldu mu bilemedim) Öyle çocuklar ki; bilmedikleri bir yabancı dili bir haftada öğrenebilen tipler desem herhalde anlaşılabilir olacaktır. Ve bu iki "süper" çocuğa güya bakan farklı bir anneanne. (Kocasını zehirleyerek öldürdüğü söyleniyor, torunlarına "itoğluitler" diyen, hiç yıkanmayan, varlık içinde yokluk yaşayan yaşlı bir acuze) Ülkeyi işgal etmiş güçler (muhtemelen Naziler) gittikten sonra yeni efendiler (Stalin Rusyası) geliyor. Macaristan'da olduğumuzu anlıyoruz. (Doğu Almanya'da olabilir. Köyün az ilerisinde sınır var ve ötesi "diğer ülke" O dönemde bu vasıfta çok ülke vardı) Üç kitap birleştirilmiş ve tek olarak basılmış. Zaten okuduktan sonra bu üç roman tek romana bile indirgenebilirmiş diyorsunuz. İlk kitap ikizler üzerinden yürüyor ve ikinci kitapta bir ayrılık yaşanıyor. (Bunu belirtmenin sürprizkaçıran olduğunu düşünmüyorum.) İkizlerin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini hatta biri diğerinin tamamlayıcı diğer yarısıymış gibi olduğunu kabul edersek -ki fazlasıyla öyleler- yaşanan bu ayrılığın yarattığı travma daha iyi anlaşılacaktır. Üçüncü kitapta işler birden karışıyor. Hangisi diğeri işin içinden çıkamıyorsunuz. Ya da ortada bir ikiz yok, çift kişilikli tek bir kişi mi vardı ikilemi yaşıyorsunuz. Hatta ilk iki kitaba dönme-dönmeme çelişkisi yaşamaya başlıyorsunuz. Kitabın arka kapağındaki "savaş, yıkım, göçmenlik, kimlik, insanlık ve yazmak üzerine tüyler ürpertici bir üçleme..." cümlesine ekleyeceklerim olacak. Öncelikle satır aralarında eşcinsellik, oğlancılık, ensest ile ilgili gözlem ve tespitler var. Bu bu özellikleri taşıyan figürler var; örneğin işgalci
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
Ceylân
Macar Edebiyatını ben çok sevdim ve bu kitabı da listeme ekledim, teşekkürler.
Sıkıntıdan duyulan dehşet vardır, ölümün habercisi sancıdan, rezil ağızlardan, korku dolu gözlerden ve mutluluk anılarının yokluğundan ve gelecekte bile böyle bir umudun olmayışından duyulan dehşet.
Sayfa 115 - İletişim·Kitabı okudu
Edebiyat
Ceylân isimli okura yanıt verildi
Ceylân
Yıllar önce "Boşlukta Sallanan Adam" kitabını okumuştum. Çok güzeldi. Cevabınız için teşekkür ederim. 1000k da henüz yorum göremedim. Keyifli okumalar dilerim.