-Fakat bu bir polisiye roman değil ve gerçekliğin tatmin edici bir son sunmak gibi bir yükümlülüğü bulunmuyor.
-Gerçekliğin hangi yükümlülükleri olduğunu kim bilebilir ki?
Her şeyi özlüyoruz, pis kokan nehri bile. Babam "Eğer bunların olacağını bilseydim, Hazreti Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicret ederken yaptığı gibi ben de dönüp son bir kez arkama bakardım" diyor. Daha şimdiden Svat'la ilgili bir sürü şey, çok uzaklarda yaşanan ya da bir yerlerde okumuşum gibi gelen hikayelere benziyor.
Haydi Adam'ın önderliğinde ellerinde birer balyoz işe koyuldular ve dövdüler...
... Onları tanıyan ama artık yanlarında olmayan, olmayan kadınları; bir daha sahip olamayacakları çocukluklarını. Bir patronu öyle sık, öyle kusursuzca öldürdüler ki, onu bir daha dövebilmek için yeniden canlandırmaları gerekti. Çam ağaçlarının arasında sıcak somunlarını yerken acıyı patlayıp kaçırdılar. Bay ölüme aşk şarkıları söyleyip kafasını ezdiler. Ama en çok da insanların YAŞAM dediği ve peşinden koştuğu sürtüğü öldürdüler. Onlara bir sonraki şafağa düşündürmekle, onları zamanın bir sonraki vuruşunda her şeyin (sonunda!) düzeleceğine inandırmakla ölümü çoktan hak etmişti. Ancak yaşam denen kancığın ölümünden sonra, güvende olabilirlerdi.
"Sen benim çalar saatimsin."
"Benim çalar saatim yaşlılık. Neden yaşlılar erken uyanır? Daha uzun bir gün yaşamak için mi?"
"Bilmem," dedi çocuk, "Bütün bildiğim gençlerin geç yattığı ve zor uyuduğudur."
Schopenhauer'ın tutkulu aşkı insanı kör eden güneş ışığıyla kıyasladığı bir lafı vardır. Yaşamın ileriki yıllarında bu ışık azalınca onun yüzünden daha önce göremediğimiz muhteşem bir yıldızlı gökyüzü belirmeye başlar. Dolayısıyla benim için de gençliğe özgü bazen zalimce olabilen tutkularının sönüp gitmesi daha önce göz ardı ettiğim yıldızlı gökyüzünün pek çok diğer mucizesinin kıymetini anlamamı sağladı. 80'li yaşlarımın içindeyim ve size inanamayacağınız bir şey söyleyeceğim. İlk defa kendimle bu kadar barışığım. Biliyorum varoluşum sona ermek üzere ama bu son başından beri orada duruyordu zaten. Şimdi eskisinden farklı olarak saf bir farkındalığın keyfini sürüyorum ne şanslıyım ki bunu hayatımın neredeyse tamamında yanımda olan eşimle de paylaşabiliyorum.