9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 20:22
Tarık Tufan ‘ın kaleminden çok düşünülerek seçilmiş ,naif,zarif kelimeler beni romanın büyüsüne kaptırdı.Bu kitapta aşk nehrine kapılmış fakat mutluluğu bulamamış kahramanların hikayeleri anlatılıyor. Geçmişte Abdülhamit döneminde Derviş Ali ve Handan’ın büyük aşkı anlatılıyor.Birbirine kavuşamayan aşıkların sonraki jenerasyondaki torunlarının yaşamını okuyoruz.Kitapta aslında üç zaman anlatılıyor.Biz bu üç zaman içinde gidip geliyoruz. Anne figürü çok önemli.Reyhan Hanım mutsuz bir evlilik yapmış ve 4.çocuk Nihal’den sonra eşi evi terk ediyor.Reyhan Hanım çocukları ile duygusal bir bağ kuramıyor,maddi destekleri ile hep yanında oluyor ama çocuklarda duygu eksikliği onların zamanla dağılmalarına yol açıyor.Birbirlerini anlamıyorlar ama anlatmak için de uğraşmıyorlar. Güçlü karakterlerin katman katman derine inildiği kitapta ilerleyen sayfalarda Halide’nin öldüğünü ve ruhunun konuştuğunu ve eve haps olduğunu öğreniyoruz.Halide Nedim’e aşık fakat Nedim ona hiçbir neden söylemeden uzaklaşıp birkaç ay sonra Halide’nin kardeşi Nihal’le evlenmek istediğini aileye bildiriyor.Bu durum Halide’yi intihara sürüklüyor.Halide’nin ruhunun özgür olması için hayatla,insanlarla barışması gerekiyor.Kardeşler kitabın ilerleyen bölümlerinde toplanıp Canfeda Konağını satmak için toplanıyor ve eteklerindeki döküp konakla vedalaşıp geçmişleriyle barışarak konaktan ayrılıyorlar. Nihal bir yazar olarak yaşadıklarını kaleme alıyor ve bir servet olduğu düşünülen Handan Hanım ‘un tablosunu da Nihal yanında götürüyor. Derviş Ali’nin omzuna dokunan Şeyh, onu Halide’nin ruhuna götürüyor ve ikisi de sonsuzluğa doğru yürüyorlar. Kitabı çok beğenerek okudum.Olayların,kahramanların birbirileriyle bağlantıları çok güzel oturtulmuş.Abdulhamit dönemine ait bilgileri ile
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,2bin okunma
10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 12:19
Neşet Ertaş/ Kaynak, Kaynak Kişi ,Madun(Anlatı Desenleri) / Özgür Taburoğlu kitabını okudum. Bir araştırma, inceleme kitabı. Özgür Taburoğlu araştırmacı kimliği ile kavramlar, olaylar yada kişiler hakkında derinlemesine bir araştırmacı yaparak elde ettiği bilgileri kendi süzgecinden geçirirken birikimleri ile yaptığı değerlendirmeleri etkili, özgün ve değerli çalışmalarını okuyucular sunan bir kıymet. Okumanızı öneririm. Ben okuduğum kitabı yorumlamak yerine öğrendiğim ya da hafızama kazınan bilgileri paylaşmak istiyorum. Kaynak Kişi: Bir konuda uzmanlığı , deneyimi ve derin bilgisi sayesinde derlemecilere, arastırmacılara ya da öğrenmek isteyenlere doğru ve güvenilir bilgisi aktaran kişi. Olarak tanımlanıyor. Kaynak: Her türlü bilginin en dogru ve saf haliyle alınan nokta.Bir kişi ya da nesne değil. Cevher, öz Kitabtaki bilgilere ile ben sözlük anlamını karıştırmamak için Kaynak kişi degil de Kaynaktan Aktaran kişi ya da kaynakla doğrudan bağlantı kuran akışta kişi dedim. Kaynaktan Aktaran Kişi: Kaynaktaki bilgiyi ihtiyacı olana, kamuya aktaran kişi . Kendini bulan degil yitiren, kendine gelen değil kendinden giden, kaynağa vasıl olmak için onunla 'aynı akış içinde ' olma gayreti içinde olur. Havalandırma : Havalandırma aleminden harfleri, naneleri bir figü olarak birleştiren kişi (kaynak kişi) nefesiyle yani ciğerinde çıkan Havalandırma ile birleştirerek iletiyor yani bilgiyi sese dönüştürüyor ama yazıyla degil sesle, sırlı bilgiyi havalandırma oluyor. Türküyü havalandiran kişi "Kaynak Kişi " Sanatçı ise, notaya dökülen ,yazılan , belli bir kalıba sokulan nağmeler seslendiriyor. Onlar Türkü söylüyor. Havalandıran o an ki akışa ve kendi algısına göre havalandırdığı için her havalandırış farklılık gösteremeyebiliyor. Madun:Kaynaklara
Neşet Ertaş: Kaynak, Kaynak Kişi, MadunÖzgür Taburoğlu · Doğu Batı Yayınları · 20263 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cezbe-i Kainat
6/10
·206 syf.··
2026 43. kitabı
Kitap kainattaki en önemli bir hakikatten bahsediyor amenna...lakin bu tarz kitapları yoğunlukla okumuşsaniz bazı bilgilerde tekrara düşüyor olması biraz sıkıcı hale getirebilir...Bunu okurken birşey farkettim Risale-i Nur okuyan biri olarak şunu söylemek istiyorum; bazı okuduklarımız bizde sadece bilgi yükü olarak kalırken bazı okuduklarınız bilgi seviyesinden çıtayı çok yükseklere taşıyıp sizleri uygulayıcı pozisyonuna getiriyor....
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202526bin okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2022 2. kitabı
·
310 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2022 20:49
Bu kitabı ikinci okuyuşum bu sefer bir tahlil vesilesiyle tekrarladım. Hepimizin aşina olduğu Yusuf kıssası anlatılmış eserde. Yazıcının izleri çok aşikar şekilde. Divan edebiyatında yazılan nazım biçimi mesneviyi anımsattı kitap şiirsel tarzı ile. Eserde kurt, ayna, kuyu gibi unsurlar teşhis sanatıyla işlenmiş. Yer yer telmih de yapılmış. Benim için o eşsiz üslubuyla standart bir Nazan Bekiroğlu klasiği... En sevdiğim yazarın kitaplarını da ikinciye okumak ayrı bir tatlı... SPOİLER İÇERİR. Yusuf bir güzeldi... Öyle bir güzeldi ki bastığı kum taneleri mutluydu, tenine değen rüzgar esenlikteydi, giydiği gömleğin kumaşı Yusuf giydi diye tirildi tirildi.... Babası Hz. Yakup, oğlu Yusuf'daki peygamberlik alametinin farkındaydı. Bu farkındalık kalbinde muhabbet olup Hz. Yusuf'a akıyordu. Yazarın deyimiyle bu sevgi "Bir peygamberin Allah'ın diğer peygamberine duyduğu muhabbet, ilahi bir cezbe hâli." Bir rüya gördü Yakup'un (as.) oğlu. Hz. Yakup'un baba yüreğini bir endişe kuşattı, diğer kardeşleri rüyayı duymasın diye uyardı güzel yüzlü Yusuf'unu. Ancak olacak olup rüya duyuldu. Zaten babalarının sevgisini çalmakla suçlayan ağabeyleri Yusuf'tan kurtulmak istediler. On oğul Yusuf'u alıp kırlara gitmek için babalarından müsaade istediler. Hz. Yakup gönülsüzdü "Yusuf'u bir kurtun kapmasından korkarım." diyip izin vermese de oğullarının ısrarına dayanamadı ve sonunda razı geldi. Oğulları kalp hırsızı saydıkları kardeşlerinden kurtulmayı düşünürken aradıkları sebep babalarının dillerinden döküldü. Hz. Yusuf ve ağabeyleri düştüler yola. Başına geleceklerden bihaber Yusuf bir anda buldu kendini kuyuda. Kuyu karanlık, kuyu derin... Ama Hz. Yusuf'un kalbinde bir nur. Bir süre sonra köle tacirleri kuyudan çıkardılar Hz. Yusuf'u. Onu kontrole gelen ağabeyleri Hz. Yusuf'a üç kuruş
Yûsuf ile ZüleyhaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202517,6bin okunma
Yolun Başında Gördüklerim
Puan vermedi·426 syf.··
2026 5. kitabı
·
105 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 18:40
Benim esas çıkarımım, ve belki de düzeltmeye muhtaç olan bir önermedir, bazı kavramların düzeltilmesi gerektiği olmuştur: 1. Atatürk'ün çağdaş muasır medeniyetler seviyesine ulaşma vizyonu ardından gelenlerce batılılaşma olarak çarpıtılmış, batı sömürgeciliğine kapı aralamada bir manivala gibi kullanılmaya çalışılmıştır. 2. Atatürk'ün batı karşısındaki tavrı anti-emperyalist duruş ve doğudan bir karşıt denge arayışı iken, kendi beklentilerine dayanak arayanlarca bu kah sosyalizme bir işaret, kah ırkçılığa yakın bir milliyetçilik anlayışı, kah natocu bir batıcılık için dayanak yapılmaya çalışılmış. Yıllar yılı bir Türk genci olarak çok gecikmiş olan bu okumalarımın daha çok başında olsam da en net gördüğüm şey şu oldu ki, yalın tarihimiz bu kadar yakın bir geçmişte olmasına rağmen bize en uzak, anlamakta en zorlandığımız bir tarih dilimini işaret ediyor. Bize hala sıcağı sıcağına temas etmeye devam ettiğinden dışardan bir gözle anlamak için okuyamıyor, bize yüklenmiş yargıların tesiri altında kalmaktan kurtulamıyoruz. Yazara en çok hak verdiğim konulardan biri belki de Atatürk'ün milli mücadele ve bağımsızlık üzerine oturan fikrine en büyük darbeyi indirenler içi boş bir Atatürkçülükle Atatürk'ü adeta putlaştıranların ona ait fikirleri adeta dokunulmaz hale getirmesi olmuştur. Tarihte yaşamış her şahsiyet, hayata gözlerini açtığından itibaren karşılaştığı gerçekler ve deneyimlediği olaylar karşısında geliştirdikleri fikir ve tepkileriyle bir karakter kazandıkları, ve aslında tarihin esas üzerinde durması gereken şeyin bu karakteri ortaya çıkaran olgular olması gerektiğine dikkat çekmek ihtiyacını her fırsatta derinden hissediyorum. Umuyorum milletçe, yargılardan azade anlamak ve analiz etmek ve geçmişi kendimize pay biçmek yerine geleceği şekillendirirken insan
Hangi AtatürkAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 20031,566 okunma