Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben... biz artık geçmiş zamanız. Bir anlık öfke binlerce sahne... oyuz biz. Bu toprak, bu kırmızı topraklar biziz. Sel yılları, kuraklık yılları, toz yılları biziz. Baştan başlayamayız.
Gülüşüm hoyrat taşlarda
İncecik kırılan cam
Kendi kıyılarını döven su sesi
Bir ağacın ilk yaz eşiğinde
Leylim leylim yaprak dökmesi
Bilene ağıt gibi oturur
Burada bir kadının gamsız gülmesi...