Kipling her zaman yalnız bir adamdı. Gençlik yıllarında RiderHaggard'la, olgunluk dönemin de ve dünya çapında şöhrete ulaştığında ise İn giltere kralı ve Hindistan hakkında sohbet ettiği emekli bir piyade çavuşuyla dostluk kurdu. Başşairlik payesine erişmek istemedi, çünkü böyle bir onur kazanmanın hükümeti eleştirme özgürlüğüne engel olacağından korktu. Şöhret Kipling'i pek az ilgilendiriyor, belki de hiç ilgi lendirmiyordu. İngiltere'nin Birinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa'ya gönderdiği ilk yüz bin asker arasına gönüllü olarak yazılan oğlunun ölümü yaşamını kararttı. Çok içine kapalı olduğu için bizlere özyaşamıyla ilgili çok az bilgi bıraktı; as lında böylesi daha iyi oldu; çünkü herhangi bir itiraf İngiliz beyefendilerine özgü mesafeli dav ranış biçimini yadsıyabilirdi.
İmgelemgücü, ince ustalığı, seslerin inceliklerini sezebilme yeteneği, sözcükleri ekonomik bir bi çimde kullanışı ve dürüstlüğü aynı derecede takdire değer özellikleridir. Harp Song of Dane Wonıan, Chant-Pagan ya da The Runes on Weland's Sword hala aşılamamış şiirlerdir. 1901 yılında Kim'i yayınladı ve çekinerek onu bir pikaresk roman olarak niteledi; bir dizi umursuz serüven demek daha yerinde olur; gerçekte iki adamdan birinin münzevi, diğerinin dünyevi yaşam yoluy la kurtuluşlarının öyküsüdür.