"Şimdi açsam pencereyi de
Beklesem... Sen gelsen...
Olmaz ya hani geliversen...
Hiç bir şey sormasan...
Hiç bir şey söylemesen...
Sussan. Sussam. Sussak...."
"Belki de kırılmıştır," dedi Isabella.
"Bildiğimiz anlamda kırık bir kalp değil,
sadece ortadan ikiye çatlamış bir kalp de değil.
Şömine rafından alınıp, sert bir el tarafından sökülerek parçalarına ayrılan,
sonra da paramparça bir halde yere bırakılan bir saat gibi.
Bir daha çalışamayacak kadar parçalanmış bir saat."