Puan vermedi·160 syf.··
2026 4. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 18:58
John Locke’un tabula rasa felsefesinin aksine, insan zihni bütünüyle boş bir levha değildir. Tıpkı fiziki olarak genetik bir mirasla doğduğumuz gibi Jung’a göre psişik (ruhsal) bir miras da taşırız. Bu nedenle de zihin tamamen boş değil, deneyimleri belirli kalıplara göre algılamaya yatkın doğar. Arketipler için kabaca, kolektif bilinçdışında yer alan ve doğuştan gelen psişik mirasın evrensel kalıplarıdırlar diyebiliriz. Yani, insanlık tarihi boyunca tekrar eden temel yaşantılar, bu kalıpların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Ve bunlar birer metafiziki kalıntılar değil, tarihsel ve evrimsel-psikolojik -ayrıca kolektif- yapısal biçim ilkeleridir. Yani kısaca Jung, psişeyi ana üç katmanda ele alıyor ve arketipleri de bu katmanlardan biri olan kolektif bilinçdışının yapısal öğeleri olarak görüyor. Bu Üç Katman: 1- Bilinç: Farkında olduğumuz düşünce ve duygular (görünen kısım). 2- Kişisel Bilinçdışı: Unutulanlar, bastırılanlar, kişisel deneyimler. 3- Kolektif Bilinçdışı: Bireysel değil, tüm insanlarda ortak olan doğuştan gelen psişik miras. Daha anlaşılır kılmak adına örnek vermek gerekirse, bilinç düzeyinde canlanan bir ifade: “şu anda burada bulunmaktan hoşlanmıyorum” olabilecekken; kişisel bilinçdışında, bu hoşnutsuzluğun nedeni geçmişte yaşanmış ve hatırlanmayan bir aşağılanma deneyimi olabilir. Kolektif bilinçdışı düzeyinde ise bu aşağılanmanın bir baba figürü tarafından yapılması ve “baba figürü”nün aslında evrensel bir otoriteyi temsil etmesi gibi arketipsel bir kalıp devrede olabilir. Yani kişisel yaşantı, evrensel bir kalıp üzerinden anlam kazanabilir. Jung'ın ruhsal modelinde çokça arketip bulunsa da son olarak, merkezdeki dört arketipe değinerek satırlarımı sonlandırmak istiyorum. 1-) Persona: Topluma sunduğumuz sosyal maske. 2-) Gölge: Kabul etmek
Jung ve Arketip KavramıCarl Gustav Jung · Mavi'nin Not Defteri Yayınları · 20183 okunma
Biz dokjayiz
10/10
·1309 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
SPOILER!!! Uzun uzun yazacagim, uzun aradan sonra buraya yazmak garip hissetirsede duygularimi paylasip belkide içimdeki boşluğu atabilirim(?) 70 bölüm kalmisti omniscient readers viewpoint bitirmeme, aslinda epilogo yu saymazsak 25 bolum falan. Ben cok seviyordum onlari okumayi, onlarin seneryolari yenmelerini, bazi takimyildizlariyla companion olup bazilariyla canlari pahasina savasmalarini, en guclu 3 nebulalardan biri olmalarini, birbirleri icin kendilerini feda etmekte tereddut etmemelerini... hepsini okurken onlarla beraberdim, onlari okuyordum, dokja gibi. Tam 3 ay boyunca, onlar benim motivasyon amacim, gece yatarken 'acaba o seneryodan sonra nasil hayatta kalacaklar', 'acaba o star stream o seneryonun failure sine ne koyacak' diye dusunup durdum, aralari kotu olunca onlara uzulurken, beraber mutlu olunca onlarla beraber mutlu olmustum. Şuan bile bu incelemeyi yazarken tam ustesinden gelemedim. Onlari özlüyorum. Onlari okurken dinledigim sarkilari su zamanlar dinleyemiyorum, üzülüyorum, aklima 'ne de guzel savasmislardi..', 'heewon orda gilyong ve yoosung u korurken cok aci cekti...', "eger biz o onemsiz noveldeki karakterlersek, neden bizim icin kendini feda edip duruyorsun?!"... ah jihye ah... butun karakterler hakkinda sayfalarca dusunebilirim, yazabilirim, anlatabilirim. Omniscient readers viewpoint deyince akillara ne yazikki sadece yoo Joonghyuk yada dokja geliyor. Buna üzülüyorum, cunku okumayanlar bilmiyor; onlar herwon un dokja icin kendini ne kadar cok feda ettigini bilmiyor; jihye nin dokja nin onlara onlarin bir novel karakterleri olduklarini soyledikten sonra, "peki o zaman niye bizim icin kendi canini defalarca feda ettin?" diyerek agladigini ve kendine gelemedigini bilmiyorlar; yoosung ve dokjanin arasindaki bagin bir
Omniscient Reader’s Viewpoint Volume 1Singshong · Munpia · 2018146 okunma
Reklam
An exceptional man with an extraordinary memory capacity
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2025 16:53
This relatively short book is about an exceptional man with an extraordinary memory capacity. The author introduced him as "a Jewish boy who, having failed as a musician and as a journalist, had become a mnemonist". Whilst the focus of the book is the subject’s "vast memory", what the author eventually depicts is a man whose total personality is truly unique and complex. What emerges is a picture of a strange man with very great expectations but unfulfilled ambitions, whose inexhaustible memory capacity is matched only by his enigmatic nature. Quite fascinating is the author’s forensic and painstaking unraveling of the underlying mechanism behind this man’s phenomenal memory and unusual character (page 4). The book’s comprehensive approach was guided by the author’s precept that ‘the thoughtful physician is never interested merely in the course of a disease he happens to be studying at the moment, but tries to determine what effect a disturbance has on other organic processes…thus giving rise to the total picture of disease (pages 4-5). He exemplified this precept throughout the book, urging others to follow his example and study other psychological syndromes such as this (page 5). The author, a psychologist and neurologist, studied the protagonist, now known as Solomon Shereshevsky, for almost thirty years, starting in the 1920’s. His approach was methodical, typified by a keen attention to detail, and carried out over a long period of time. What he unearthed was a rare and exceptional man whose memory he described as ‘one of the keenest the literature on the subject has ever described’ (page 3). It didn’t take much testing for the author to realise that "it was impossible to establish a point of limit to the capacity or the duration of his memory" because he had the
Nörobilim
The Mind of a MnemonistA. R. Luria · Harvard University Press · 19874 okunma
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 19:10
Adını All the light we cannot see ya da 3 Body Problems, belki de Foundation tv series'da duymuştum tam hatırlayamıyorum ama bu güne kadar okuduğum en otantik kitapdı diye bilirim A Sand County Almanac: And Sketches Here and There..... Son paragrafları uzatmasına rağmen(Epey sıkıcı ilerledi) , genel olarak, akıcı bir texture'ya sahip. Şöyle söyleyim, doğa kitabı deyip geçmemek gerek - Politika, Ekonomi, Felsefe, Sosyoloji ve s. Ne ararsan var kitapda..... Aldo abimiz kitabı aylara bölmüş metni daha rahat kavramamız için ki bununla da gayet iyi iş çıkarmış.... Her ay başka bir renk, başka bir hayvan, başka bir hikâye..... En güzeli de bu hikâyelerin aslında bize, yani insanlara dair oluşuydu. Kendi yaşam döngülerimizi, mevsimlerle olan ilişkimizi, hatta unutulmuş sabır duygusunu tekrar hatırlattı bana..... Kitabın bölümlerini okurken Wisconsin kırsalında Leopold’un adımlarını izliyor gibi oldum bir anlık ve en beğendiğim bölüm "Seyyar atomlarla" ilgili olan kısımdı : " Bu ağacın atomları bir zamanlar dağların içindeydi, sonra rüzgârla taşındı, yağmura karıştı, toprağa süzüldü; ve şimdi burada, bu meşede toplanmış haldeler."... Daha sonra yeni bir ifade öğrenmiş oldum bu kitap vesilesi ile" Toprak etikası ".... Bu chapter' da muhteşemdi) Başlarda bir bölüm daha var Odunun hatıraları diye onu da es geçmeyin derim. Yani, sadede gelelim - Hiçmi hiç okumayı aklımın ucundan bile geçirmeyeceğim bir Novella'ydı diye bilirim - Ters köşeye yatırdı beni. Bu kadar Colorful olacağını düşünmezdim.... Sonda, şunu söylemeliyim ki - Kitap azınlığın seveceği kollapsdan ve okuyacak olanlara iyi okumalar diliyorum. Muhakeme ederek ve sabırla okumanızda fayda var. Çünki, sayfalar felsefi metaforlarla dolu resmen.... Herkese iyi geceler, Arkadaşlar
Edebiyat
Bir Kum Yöresi Almanağı ve Oradan Buradan EskizlerAldo Leopold · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202070 okunma
10/10
·647 syf.··
2025 44. kitabı
HUUHHH Yorumumu yazmak için bile iki gün beklemem ve sindirmem gerekti İnanılmaz yoğun bir kitaptı, dinamiği çok yüksekti ve asla sıkıcı tek bir an’ı bile yoktu.. “Demek burdaydın. Bende seni arıyordum.” Sonundaa altında yatan anlamını öğrendim veeee AAAAAAĞĞĞĞĞĞĞAA İçimde bir şeyler koptu yüzleştiğim gerçeklerle ve Yüce Lordum RHYSAND SENNN ? NASIL ? BİR ? ADAMSIN ? İlk kitaptaki gibi biri olmadığını biliyordum ama böyle olduğunu da düşünememiştim gerçekten O kadar düşünceli ki her seferinde beni şoka uğrattı. Savaşa hazırlanıyorlar ve Feyre’ya ihtiyaçları var ama Feyre, hangi konuda şüpheye düşerse düşsün, Rhys’ın tek söylediği şey “ Sen nasıl istersen, sorgusuz sualsiz, zorunda değilsin..” vs.. ‍‍‍ Yani hani her konuda ve her koşulda onun arkasında olduğunu iliklerime kadar hissettim.. Yemin ederim hislerimi kelimelerle anlatamıyorum, inanılmaz sevdimin de ötesinde aşııkkkk oldumm, gerçek anlamda Yeni karakterler de girdi seriye ve keyiflendikkkkk Favorilerim Az, Cass ve Mor Özellikle Mor Aşığımmm ona gerçekten aşığımm.. Chapter 54/55 DELİRİİİCEEEMMM.. 54. bölümde ağladık, 55 de unutturdular Son 120 sayfaa.. ÇIĞLIIIKKKKKK çok çok çok fazla şey yaşandı ama etkilendiğim üç sahne söyleyeceğim.. 1- Nesta’nın kazanda ettiği yemin.. ( Detay veremiyorum ve ne olacağını da bilmiyorum ama intikamını kendisi alsın istiyorum, hatta şuan en çok istediğim şey, tüylerim diken diken yemin ederim..) 2- Feyre’nin su kurtları.. 3- Nesta’nın kraliçelerle son konuşması ve Cass..
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,676 okunma
8/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2024 00:00
Selam yeniden hepinize, bugun biraz çoğunuzun onyargiliyacagi bir kitap ile geldim. Home far away i 6 ay önce falan okumuştum, ve, ciddi anlamda kalbim parcalanmisti, 6. Chapter i bitirdim, ve duvara oylece bakakaldim, aglayamadim, o kadar derin kirildi kalbim. Bi boyslove a karsi bu kitaba cok anlam yuklemisim gibi geliyor bazen ama asla oyle dusunmuyorum. 3. Defa okuyusumu daha bugun, az once bitirdim. Ve icinden cikarttigim ve hala kalbimi kiran ayrintilari, belkide zaten asina oldugunuz ayrintilari sizinle, burda paylasmak istedim. Ilk oncelikle, homofobik sekilde bl kitaplardan veya o tur seylerden nefret ediyor veya hoslanmiyorsaniz kendi iyiliginiz ve diger insanlara olan sayginiz ve ayni zamanda bana olan sayginiz icin bu kitap incelemesini okumaya devam etmeyin, teşekkürler Kitabin cevirisi yok, o yuzden olmayan ingilizcemle(!) Ilk okuyusumda tam olarak anlamadim, ama ana fikre asinaydim. Ana karakterlerimiz, alan ve hayden, rast gele bir aksam, bir dukkanin onunde karsilasiyorlar. Ikiside rastgele sekilde butun dertlerini birbirlerine anlatiyor ve ikisininde mükemmel bir hayat yasamadiklarini öğreniyorlar. Alan, katolik anne babasindan kacmis, hayden, annesinin onu tek birakmasiyla yapayalnız sekilde ,birbirlerini buluyorlar bu iki genç. Hikayeyi baştan sona anlatamayacağım, sadece bir musluman, dini sekilde görüşlerimi aktaracağım. Cok sarkastik geliyo, eve farkindayim, zaten nasi bu kitabi kesfettim derseniz tiktokdan görmüştüm ve herkez deli gibi uzgun yorumlar yapiyodu, dedim ne bu kadar uzgun olabilir? En fazla oluyorlardir. Evet oluyorlar ama nasil? Smut sahneler gereklimiydi, bence deildi, yazar kitabi boyslove kategorisine koymak icinmi eklemis o kisimlari bir fikrim yok, ancak bunu yorumladim ben, yani o kisimdaki alanin dusuncelerini. Ben
A Home Far AwayTeki Yatsuda · Kuma · 202317 okunma
Reklam
Reklam