Ona inanmamam gerektiğinin bilincindeyim. Peki ama insan bir an için de olsa aldatılmayı kabul edemez mi? Niçin bir kez olsun kendimi kandırmak istemeyeyim.
Güldüğümüz, budalaca şakalaştığımız her saniyede birilerinin yatağında kıvranıp öldüğünü, binlerce pencerenin gerisinde yoksulluğun kol gezdiğini, insanların açlıktan öldüğünü, hastanelerin, taşocaklarının, kömür madenlerinin olduğunu, fabrikalarda, bürolarda, hapishanelerde sayısız insanın angarya olarak çalışmak zorunda kaldığını; başka birinin acı çektiğini hissetmenin o kişinin acısına bir faydası olmayacağını biliyordum.
Umutsuzluktan kaynaklanan intikam duygusuyla bizi üzmek, çektiği acıyı bize de yaşatmak, Tanrı yerine bize, sağlıklı insanlara isyanını belirtmek istiyordu.