cheblo

cheblo
dalga gider, sahili hatırla
gece vakti, yüreğinde gerçek dostluk olmayan dost, "bıktırıcı ısrarı" yüzünden sonunda arkadaşına boyun eğer.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Umarım buluşmamız, tüm olup bitenlerden sonra, seninle bana yaraşır bir buluşma olur. Eski günlerde aramızda her zaman derin bir uçurum vardı: Başarılmış sanat ve edinilmiş kültür uçurumu. Şimdi aramızda daha da derin bir uçurum var: Keder uçurumu. Ama tevazu karşısında hiçbir şey olanaksız, sevgi karşısında hiçbir şey zor değildir.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Bizim oluşturduğumuz biçimiyle toplumda bana yer olmayacak, toplum bana bir yer veremeyecek ama yağmurunu suçlu suçsuz herkesin üzerine fark gözetmeden yağdıran doğada, saklanabileceğim kaya yarıkları, sessizliğinde gönlümce ağlayabileceğim gizli vadiler olacak. Doğa, karanlıkta sendelemeden yürüyebilmem için geceye yıldızlar asacak, kimse beni izleyip incitmesin diye rüzgârı ayak izlerimin üstüne salacak, beni görkemli sularla yıkayıp temizleyecek, acı otlarıyla iyileştirecek.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Arkadaşlarımla en az bir ay birlikte olmayı ve sağlıklı, sevecen dostlukları sayesinde huzura, dengeye, daha az dertli bir yüreğe ve daha hafif bir ruh haline kavuşmayı umuyorum. Benim için "toprak" kadar anne olan "deniz" gibi büyük, basit, ilkel şeylere tuhaf bir özlem duyuyorum. Bana öyle geliyor ki hepimiz, "doğa"ya çok fazla bakıyor, onunla çok az yaşıyoruz. Yunanlıların tutumunu son derece makul buluyorum. Onlar hiçbir zaman güneş batışları hakkında gevezelik etmez, çimenlerin üzerine vuran gölgelerin gerçekten mor olup olmadığını tartışmazlardı. Ama denizin yüzücü için, kumun da koşucunun ayakları için olduğunu bilirlerdi. Ağaçları verdikleri gölge yüzünden, ormanı da öğle vaktindeki sessizliği yüzünden severlerdi. Üzüm bağlarında çalışanlar, taze filizlerin üzerine eğilirken güneşin ışınlarını uzakta tutmak için saçlarına sarmaşıklardan bir çelenk geçirir, Yunanistan’ın bize armağan ettiği iki insan tipi, yani sanatçı ve atlet içinse, insana başka hiçbir yararı olmayan acı defne ve yaban maydanozu yapraklarından çelenkler örerlerdi. Yaşadığımız çağa yararcılık çağı diyor, oysa hiçbir şeyin yararlarını bilmiyoruz. ... Bunun sonucu olarak bizim sanatımız gölgelerle oynayan ay sanatı, oysa Yunan sanatı doğrudan nesnelerle ilgili bir güneş sanatıydı. İlkel güçlerin arıtıcı olduğundan eminim, onlara dönüp onlarla birlikte yaşamak istiyorum. Tabii ki benim kadar çağdaş, enfant de mon siècle* biri için yalnızca dünyaya bakmak her zaman çok hoş bir şey olacak. Hapisten çıktığım gün, bahçelerde sarısalkımların, leylakların tomurcuklanmış olacağını, sarısalkımların altın titreşimlerinin rüzgârla huzursuz bir güzelliğe dönüşüp leylakların eflatun tüylerinin esen yelde savrularak her yanı benim için Binbir Gece Masalları kokusuyla dolduracağını düşündüğümde, mutlulukla
Sayfa 80 - *(Fr.) Çağımızın çocuğu. (Ç.N.) **(Fr.) Görünen dünyanın varlığını yaşayan. (Ç.N.)·Kitabı okudu
Sana niçin güzel armağanlar verdiğimi anlamadığın gibi, niçin güzel mektuplar yazdığımı da anlamadın. Mektupların yayımlanmak amacıyla yazılmadığını kavrayamadın, armağanların rehine konmak amacıyla verilmediğini kavrayamadığın gibi. Zaten her ikisi de yaşamın ne zamandır örtülmüş bir yanına, gerçek değerini nasılsa takdir edemediğin bir dostluğa ait. Tüm yaşamımı avuçlarında tuttuğun günleri şimdi hayretle anımsıyor olmalısın. Ben de o günleri hayretle ve çok farklı birtakım duygularla anımsıyorum.
Sayfa 80·Kitabı okudu