Kafileden ak yüzlü, yemenili bir kız ayrılıp bize doğru yaklaştı. Omzunda kargamın aynısı duruyor, aynı zeki gözlerle bana bakıyordu. Üzerinde rengârenk, kenarları nakışlı uzun bir elbise vardı. Bir su damlası gibi hüzünlü yüzü, ince dudaklarının her anlama gelebilecek kıvrımları, kömür karası çekik gözleriyle baktı. Elini boşluğa uzattı. Kargam hiç nazlanmadan uçup o kola kondu ve oradan kızın omzuna çıktı. Üçü birden yaklaştılar, kız sesini duyurabileceği bir mesafeye kadar gelip durdu, seslendi: "Benim adım Efkâr. Ya sen kimsin?"
"Farkında olmadan geldiğim bu yere bağlanıp kalmışım. Küçücük bir yeryüzü parçasının içinde debelenip duruyorum. Sonsuz dünyaya, yerkürenin ufuktaki eğimine doğru bakınca, yeraltına kulak verince daha iyi anlıyorum bunu. Sonuçta acemisiyim bu dünyanın.
Kanatlanamayan puhu yavrusu, göç yolunda görülen kaz düşüyüm." -sayfa 146. Vermek istediğim alıntı kitabın arka kapak tanıtımındakiyle aynı çıktı.
–Doğanın içinden bir gözlemcinin başından geçenleri okuyucuya masalsı bir şekilde anlattığı, çocukken okuduğumuz hikayelerin hayal dünyamızda büyülü bir şekilde canlanışını anımsatan doğal bir öykü.
Bir yolculuk için yorgun olan ama sakin bir yolculuğa da çıkmak isteyenler için, sizi yerinizden kıpırdamadan dağlardan tepelerden geçirecek, farklı kişilerle tanıştıracak, hikayeler dinletecek bir roman.
Kaz DüşüTuncer Erdem · Yapı Kredi Yayınları · 201922 okunma