Bugün temmuzun l 7'si, öğleden sonra saatin ikisi, favori yorumcum Chet Baker'ın müziğini dinliyorum. Demin tıraş olurken, aynaya baktım ve kendimi tanıyamadım. Şu son günlerin derin yalnızlığı beni farklı bir varlığa dönüştürmekte. Yine de, anormalliğimin, yoldan çıkmanın, yalnız birinin garip ve çirkin yaradılışına sahip olmanın tadını çıkarıyorum. Hırçın olmaktan, yaşamı oyuna getirmekten, edebiyatın radikal antikahramanının tavırlarını benimsemiş gibi davranmaktan -yani, bu metinsiz notların başoyuncularının rolünü oynamaktan- yaşamı gözlemlemekten ve ne yazık ki, bunun yaşamı ıskalamak olduğunu bilmekten belli bir haz duyuyorum.
Az önceki kararlılığını yitirmişti, bakışlarını kaçırdı. Belli ki yalan söyleyecekti. O yalan söylemek için gereken gücü, cesareti toparlamaya çalışırken, yeniden dönmeye başlayan CD'den Chet Baker'ın sesi yükseldi:
"Time after time..."
"Ayakkabı satmak sana neden korkutucu geliyordu?" diye sordu Chet.
"Hayatında hiç ayakkabı sattın mı? Korkunç bir şey."
"Demek istediğim, neden başka bir iş bulamayacağından korktun?"
...
"Bilmem." dedi Beth. "Yok, biliyorum aslında. Çünkü annem bir okulun kafeteryasında çalışıyor, kardeşim de bir hastanenin çamaşırhanesinde. Benim ailemdeki bir kızın bulabileceği en iyi iş ayakkabı satıcılığı."
Hakem tam tersini emretmişti ama ölümü bile göze alarak gururlu bir ölümü seçti; şampiyon oldu.
Bazı insanlardan, nefret edilmesi gerekir. Özellikle de kötü kalpli olanlardan.
"Colson Whitehead - Nickel Çocukları 116 Hakem herkesin oturmasını istedi ve kararını açıkladı. İlk iki raundu Griff, sonuncuyu Koca Chet almıştı. Siyah çocuklar kazanmıştı. Zaferle ringde koşuşturmak yerine, Griff çevresindekilerin elinden kurtuldu ve Spencer’ın oturduğu yere koştu. Turner şimdi ne dediğini duyabiliyordu: “İkinci sandım! İkinci raund sandım!” Siyah çocuklar tezahüratlar eşliğinde onu Roosevelt’e sürüklerken hâlâ bağırıyordu. Griff’in ağladığını daha önce hiç görmemişlerdi ve bunları zafer gözyaşları sanıyorlardı. Kafanıza darbe almak beyninizi sarsabilir. Başınıza şiddetli darbeler almak aklınızı karıştırabilir. Ama Turner onun iki artı birin kaç ettiğini unutabildiğine hâlâ inanamıyordu. Gerçi Griff’in matematiği hep kötüydü diye düşündü. Griff o gece ringde siyah bir bedende hepsini temsil ediyordu ve beyaz adam onu arka kapıdan dışarı, o iki demir halkaya götürdüğünde yine hepsini temsil etti. Gecenin bir yarısı Griff için geldiler ve onu bir daha gören olmadı. Kendini yere atamayacak kadar gururlu olduğu söylendi. Diz çökmeyi reddettiği anlatıldı. Onun kaçtığına, okuldan kurtulup özgür dünyaya kavuştuğuna inanmak çocukların daha iyi hissetmesini sağlıyorsa kimse aksini söyleyecek değildi, gerçi alarmların çalmamasının, peşine köpeklerin salınmamasının tuhaf olduğunu söyleyenler de oldu. Florida eyaleti onu elli yıl sonra toprağın altından çıkardığında, adli tıp uzmanı diğer kırık kemiklerinin yanında bileklerindeki çatlakları da fark etti ve ölmeden önce bir yere bağlandığını tahmin etti. Ağaçlardaki halkaların hikâyesini bilenlerin çoğu ölü artık. Demir halkalarsa hâlâ