Sabahattin Ali'nin ilk romanı olan bu güzel eseri okudum...
Kuyucaklı Yusuf, Türk edebiyatının belki de en romantik ve trajik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yaşadığı lirik aşk hiyakesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır. Bunun yanında Yusuf ilginç ve bir o kadar da üzerinde düşündüren bir kahramandır; zira üvey kardeşini kaçırıp evlenmiş, onu büyük bir ilgisizlikle yalnız bırakmış, belki de kötü yola düşmesine sebep olmuş ve üstüne üstlük onu öldürmüştür(!)
Sabahattin Ali'nin anlatımı, duyguları aktarımı ve betimlemeleri takdire şayandır. Birkaç küçük alıntı:
"Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu."
"Bir felakete sükûn ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir. Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı; yavaşça inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür."
Eser şiddetle tavsiye edilir. Keyifli okumalar...