"Ona göre esas olan, zaman dediğimiz şeyi insan ruhunun benimsemesi, bir meyve ısırır gibi, kendi izlerini ona kuvvetle geçirmesiydi. Her türlü saadet ve felaket düşüncesinin üstünde bir talihin kendisini tamamlaması lazımdı. Istırap insanoğlu için gündelik ekmek, ölümse sadece bir kaderdir, ikisinden de kaçılamazdı. Asıl dava, derin bir şekilde yaşamak ve kendi kendisini gerçekleştirmek, ölümlü hayata şahsi bir çeşni vermekti."
"Batı'dan yükselenin umudu Doğu'da yesermedi; Doğu'da yükselenin sesi de Batı'ya ulaşmadı. Her gerçeğin, onu içinde hissedenin görüntüsüne, diline bürünmesi şart mı?"