Puan vermedi·560 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
KIRIK İNCİ 2 #kitapyorumu "Görevin uğruna feda edersin sandım beni. Sense benim uğruma her şeyi feda ettin." Kalemini çok sevdiğim yazarımın Kırık İnci serisinin final kitabıyla geldim. İlkini okuduğumdan beri devamını bekliyordum özellikle finalini çok merak ediyordum nihayet okuyup rahatladım. Patron kadın ve erkek koruma ilişkimiz düşman cephelerine dönüşüyor. İlk kitabımız feci bir yerde bitmişti İnci Altınsoy, koruması Kılıç'ın gerçek yüzünü ifşa etmişti kaldığımız yerden devam ediyoruz ikinci kitapta. Bir güven problemimiz olsa da Kılıç'ın izlediği yolla bu ortadan kalkıyor diyebiliriz. Bu adama bayılıyorum. İnci'ye olan yaklaşımı ailesinden göremediği sevgiyi güveni vermesi, İnci'nin de ona kayıtsız kalamaması çok güzeldi. Yazarın güçlü kadın karakterlerine ayrı bitiyorum öyle iyi yazıyor ki. Kılıç beyimiz oyun oynadığını sanarken aslında İnci onun oyununa ayak uyduruyordu. En başından beri bu böyleydi, manipülatif biri ve zekası da fena. Kılıç'ın da etkilenme sebebinin bir tarafıydı. İnci ve şakaları hâlâ devam ediyor aldığım keyif bir başka. Kılıç bu şakaları gerçeğe dönüştürme yolunda ilerliyor başarıyla da sonuçlanıyor. Akıl hastanesindeki arkadaşlarından da daha çok kısım okuyoruz isteğim bu yöndeydi mutlu oldum. İnci ailesinin intikamını almak istiyordu en baştan beri ve bunu gerçekleştiriyor. İki taraflı şok oldum hem buna sebep olanların kimliği hem de İnci'nin yapmaktan vazgeçmediği şey... O yüzleşme anı da sarsıcıydı İnci için okurları da etkileyen bir sahneydi. Finale doğru ciddi korkuttu yazarımız neyse ki sonradan dahil olan biriyle gidişat değişti de yüzlerimiz güldü. Seriyi çok severek okudum şiddetle de tavsiye ederim. Yazarımın yeni kitaplarını heyecanla bekliyorum.
1000Kitap
Kırık İnci 2Ceren Melek · İndigo Kitap · 2025305 okunma
7/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 17:34
kitabımız yeni bir dünyada geçiyor. birinci dünya dedikleri bizim dünyamız sular altında kalmış ve artık çok az kara parçası varken ikinci dünyada Ark denen yeni bir ulus doğmuş. adalardan oluşan Ark, kendisini yeni dünyayı koruyan iyi bir ulus olarak görüyor. yanlarına almaya değer görmedikleri diğer insanlar, etrafındaki yüksek kayalarla sulardan korunan bir ovaya yerleşmişler, bunlar da Kayalılar. bir de Gezginler var. kendilerine ait bölgeleri olsa da bunlar esasında korsan. ikisi Kayalı, ikisi Ark'a ait ve biri de Gezgin olan beş baş karakterimiz var. hepsi farklı yerlerde başlayıp aynı noktada mecburen bir araya geliyorlar. şimdi: konu gayet güzel, akış çok iyi. kitabın akıcılığı gerçekten takdir edilesi ki bu bir artı. kitabı bitirmiş olmam beni tanıyanlar için çok şey söylüyor. normalde en ufak saçmalıkta, hatada bırakan birisiyim. Hainin Mührü, söyleyeceklerime rağmen düzgün bir Türkçesi olan, saçmalamayan ve cringe etmeyen bir dile sahip. bu beni gerçekten şaşırttı, yalan söylemeyeceğim. bir beklentim yoktu açıkçası. o yüzden hayal kırıklığı yaşamadım, aksine mutlu oldum. fakat kitabın içerisinde çok ciddi bir virgül sorunu var. bu yazarın hatası mı bilmiyorum ama öyleyse bile editör ve son okumacı ne yapıyordu? benim gözüme deli gibi virgüller olsun, hatalar olsun batarken bu kişiler nasıl bunu göremedi? virgüllerden dolayı kitabı neredeyse bırakıyordum, hiç şakam yok. okumamı, akışı çok baltaladı. bir ara kitaba karşı komplo mu kuruldu diye bile düşündüm. çok büyük bir sorun. bunun haricinde bazı yerlerde kalıp hataları gözüme çarptı. eksik ya da yanlış yazılmış ekler de çok fazla olmamalarına rağmen varlar. devam edelim. Kayalı ve Gezginlerin çocuklarına isim değil lakap vermesi meselesini sevdim ama, tamam çok güzel, peki soruyorum: neden kolu olmayan
Hainin Mührü 1Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2025452 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Merhaba. Sırf adında Adige olduğu için okumaya çalıştığım ama dayanamayarak yarım bıraktığım bir kitap oldu. Kitap çıktığından ve kitabı arka kapağını okuduğumdan beri aklımda tek bir soru vardı: Neden mafya teması? Asıl problem bu bence. Herhangi bir kültürü tanıtma amacını taşıyorsanız bu kültürün en uç noktasına gitmenize gerek yok. Mesela aşiret konulu kitaplarda direk berdeli yapıştırmak zorunda değilsiniz ya da her karadenizli insan sinir küpü olmak zorunda değil. Beni rahatsız eden en temel konu bu oldu. Bir Çerkes olarak daha çok topluluğumuzun nasıl yansıtıldığına odaklandım ve bu konuda birkaç madde sıralayacağım: 1. Çerkeslerde birlik adı altında bir örgütlenme mevcut değil. Çoğu kişinin kurgu olduğunun farkında olduğunu biliyorum ama belirtmek istedim. Yasadışı şeyler yapmayız, hatta geçmişten itibaren devlete aşırı bir bağlılık söz konusu. Evet sivil toplum kuruluşu adı altında kültür derneklerimiz var ama onlar da tiyatro-dans odaklı. İnsanlar sosyalleşme amaçlı geliyorlar. 2. Çerkesler kendileri dışında kimseyi işe almaz, onlarla konuşmaz gibi bir durum yok. Tabii ki Çerkesler Çerkesleri gözetir, bazı durumlarda bir adım önde olabilir ama genel olarak kimseyle problemimiz yok :D Düğün sahnesinde ana karakter iki farklı dansı denemeye çalışıyor, ikisinde de farklı olaylar yaşıyor. Özellikle köy düğünlerinde böyle olaylar yaşanmaz, yaşanamaz. O kişi hem yaşlılar hem de düğün sorumluları(hatiyaqo-terim kitapta da geçiyor) tarafından uyarılır. Özellikle ana karakter halkada oynamaya çıkıp karşısındaki erkeğin onu bırakıp gitmesi gibi bir durum özellikle yaşlılar tarafından kabul edilmez, o kişi kenara çektirilir ve yaşlılar tarafından haşlanır. 3. Bu kabardey-abzeh muhabbeti mevcut çok. Şakalaşma amaçlı olması dışında ciddi olarak ötekileştirme,
Adige PrensZeynep Sahra · Ren Kitap · 2024232 okunma
Kudüs Yazıları Üzerine Birkaç Satır
Puan vermedi·168 syf.·
2024 21. kitabı
"Filistin, Arap dünyasında cami avlusunda bulunan bir bebek gibi; atılamayacak kadar masum ve değerli, eve alınamayacak kadar uzak ve tehlikeli." Kitabı değerli hocamın (Mutâlî’) tavsiyesi üzerine almıştım ve okurken 2023 Ağustos'unda Kudüs ziyaretimizde gezdiğimiz bütün mekânları adeta tekrar gördüm. Taha Kılınç'ın realist ve farklı bir perspektiften ele aldığı eser adeta konuya girizgâh niteliğinde. Okuyabilirsiniz demiyorum, kesinlikle okumalı ve okutmalıyız diyerek inceleme yazımıza geçmek istiyorum. Şimdiden keyifli okumalar!.. İslam dünyası olarak büyük bir slogancılık problemimiz var. Araştırmıyor, okumuyor, hiçbir şey yapmadan slogan atıyoruz. Ünlemli "Kahrolasın" sloganları attığımız ülkelerse tabiri caizse bu viyaklamaları galibiyetin verdiği hazla dinliyorlar. Eliezer Ben Yehuda, bugünkü Rusya topraklarında dünyaya gelen bir Yahudi. İbranice'yi dünya çapında kullanılan bir dil yapmaya ömrünü adamış -ciddi anlamda adamış- bir dilbilimci. Bu uğurda yaptığı faaliyetleri kitabımızın 55-58. sayfalarından okuyabilirsiniz fakat çabalarının büyüklüğünü anlatmak amacıyla şuan İbranice'yi 20 milyondan fazla insanın konuştuğunu ve bunun en temel sebebinin Ben Yehuda'nın çabaları olduğunun dipnot bilgisini vermek istedim. Amacım tabiki Yahudi dava adamlarını tanıtıp övmek değil fakat bugün öfkeyle karışık hayretler içinde bahsettiğimiz işgalci İsrail devleti, buraya elleri cebinde slogan atarak değil davası uğrunda legal veya illegal yollar izleyerek -bir şekilde- ciddi çaba sarf eden mensupları sayesinde gelmiştir. Konu dava adamı olduğunda İsrail'den çok daha zengin bir listemiz olduğu tartışmaya kapalı fakat artık aynı listedeki dava adamlarımızı överek değil onları örnek alarak ilerlememiz gerektiği de aşikâr. Dikkatimi çeken bir diğer konuysa şimdiye kadar
Araştırma-İnceleme
Kudüs YazılarıTaha Kılınç · Aşina Yayınları · 20232,479 okunma
Veronika Ölmek İstiyor
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2022 20:41
Bir cok kitap icin bunu dedim ama ciddi anlamda şuana kadar okudugum en iyi kitapti hayata karsi,dinlere,devlete,delilere,hatta ölüme karsi olan bakis acimi tamamen degistirdi mental sorunlarla mucadele eden ve bunun tedavisini goren biri olarak her satirda kendimi gordum desem abartmam sanirim veronikada bu kadar kendimi bulmam dusunce yapimizin aile problemlerimizin vs. Bu kadar benzemesi beni korkutsada veronika baska bir evrendeki benmisim gibi hissettim kitapta altini cizmedigim tek bir satir yok kitabin butun bosluklarina icimi doktum gunlugummus gibi kullandim acikcasi bu kitap en yakin arkadasimdan daha yakin oldu bana...Sadece Veronika değil, diğer hastaların birkaçının da hikâyesi yer alıyor kitapta. Sonu biraz ters köşe yapıyor. Ben özellikle anne-babaların da okumasını isterdim bu kitabı. Çünkü karakterler kendi hayatlarını yaşayan değil, onlardan istenilen hayatı yaşama sonucu bu duruma sürüklenmiş kişilerdir. Kitabın alt metinleri güzel, biraz da felsefik bir içeriği var. Hristiyan öğretisine dair düşüncelerin de yer aldığını ekleyeyim son olarak. birseylerin degistigini hissediyorum taa en derinde evet yavas yavas olucak ama birseyler degisti ayrica kimseye kolay kolay guvenmeyen birisi olarak Eduardi cok sevdim... hepimiz sonsuz vaktimiz varmis gibi yasiyor kalp kiriyor butun o guzelliklere goz yumuyor o neder bu ne dusunur diye YASAMIYORUZ. en buyuk problemimiz bu zaten... herkesin hayati boyunca mutlaka okumasi gereken bir kitap bence... Seni seviyorum baska evrendeki ben seni seviyorum veronika...
1000Kitap
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,6bin okunma
Oynarken öğrenmek
Puan vermedi·98 syf.··
Beğendi
·
2020 364. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2020 23:52
Bu ay “Haberler” bölümündeki “Laboratuvarda öğrenim” başlıklı yazımız, aslında hepimizin hayatında büyük bir öneme sahip olan eğitim konusunu harika bir dille mercek altına alıyor. Ezberci eğitim sisteminin sadece bizim problemimiz olmadığı ve yeni öğrenim modelleri uygulayan ülkelerin eğitimde nasıl başarılı olduğu, yazıdaki önemli noktalar arasında. Tek sayfalık kısa bir yazı olmasına rağmen, yazıda ideale yakın bir öğrenim için etkisi ispatlanmış, aslında çok zor olmayan fakat nedense çok az ülkenin uygulayabildiği reçeteler de mevcut. Oyun oynamak kimine göre zaman geçirmenin en keyifli yoluyken kimileri için de zaman kaybıdır. Gerçek şu ki, oyun sırasında algılarımız açılıyor ve bizi engelleyen çoğu psikolojik faktör de devre dışı kaldığı için, aslında oyun oynamak harika bir öğrenme aracı olabilir. Müfredat hazırlayanların genelde bihaber olduğu bu konu, çocukların okula hatta hayata bakış açılarını değiştirebilecek ve kişilik oluşumu sırasında çok ciddi etkileri olabilecek kadar önemli. Bu ay “Ne var ne yok” bölümündeki “Oyun değişiyor” başlıklı yazı ise geleceğin oyun oynama şekillerinden bahsederken ilginç projeksiyonlarda da bulunmayı ihmal etmiyor. Yakın bir gelecekte oyun sırasında, vücut fonksiyonlarını izleyerek oyuna ileten algılayıcılar sayesinde, oyunla oyuncu arasında çok farklı bir iletişim kurulabilir. Oyunun gidişatını yönlendiren böyle bir iletişimi sadece oyun merkezli ele almak doğru değil. Örneğin böyle bir sistemi kullanacak eğitim yazılımlarını düşünün. Yazılım öğrencinin konuyu anlayıp anlamadığını ya da nerede takıldığını mimiklerinden anlayarak buna göre davranabilir ve konu anlatımını ve örnekleri bu iletişim çerçevesinde her öğrenci için farklı şekilde oluşturabilir. Kuşkusuz bu ay dergideki en ilginç yazılardan bir diğeri de
Teknoloji
Popular Science Türkiye - Sayı 17 (Eylül 2013)Popular Science Türkiye Dergisi · Doğan Burda Dergi · 201317 okunma