Alper Canıgüz, çağdaş edebiyatın en güzel kalemlerinden biri kanımca. Tarzını, kara komedisini hafiften Murat Menteş'e benzetsem de, aralarındaki en büyük fark Canıgüz'ün anlatım dilinin, edebiyatının çok güçlü olması. Kitap beni bir acayip yolcuğa sürükledi. 5 sezonluk diziyi bir oturuşta izlemek gibi, haldır huldur heyecanla okudum her satırı. Okurken kimi yerlerde kıs kıs güldüm, kimi yerlerde gözüm doldu. Bir garip yolcuydum Alper Canıgüz'ün büyüleyici hikayesinde.
"Nasıl mı yapıyorum?" diye karşılık verdi Abdül gözleri çakmak çakmak. "Asıl siz nasıl yapabiliyorsunuz? Nasıl her şeye bu kadar kolay ikna oluyorsunuz? Anlamadığınız fikirlere tutunuyorsunuz, tanrılara yalvarıyorsunuz, birbirinize sonsuz aşk yeminleri ediyorsunuz... Sonra tüm inançlarınız yerle bir olduğunda, hiçbir şey değişmemiş gibi yolunuza devam ediyorsunuz. Bir de utanmadan buna gelişme deyip aslında hiçbir şeyden ders almıyorsunuz. Sözlerinizin, inançlarınızın kendi gözünüzde bile hiçbir hükmü, değeri yok aslında. Şu ya da bu yol fark etmiyor sizin için; yeter ki sefil varlığınızı manalı kılacak bir yalan olsun hayatınızda. Ve her zaman söyleyecek ne kadar çok sözünüz var! Bilhassa en ahmak olanlarınızın. İnsan denen şey, doğanın yarattığı en sapkın hayvan türü; milyarlarca kendini ifade etme manyağı hayvan!
Tek kelime ile harika bir kitaptı. İşim gücüm olmasa muhtemelen 2 günde bitirirdim. Yazar bir yanıyla tarihe dokunurken, diğer yandan kurgu ve fantastik öğeleri hiç sırıtmadan bu tarihi atmosfere yedirebilmeyi başarmış. Bu türde okuduğum ilk kitaptı ve sanırım yazarın diğer tüm kitaplarını da okuyacağım. :)