Puan vermedi·504 syf.··
2026 102. kitabı
Merhaba. Bugün sizlere David Ellis'in Daha Yakından Bak adlı kitabından bahsetmek istiyorum. Psikolojik gerilim ve polisiye türünü sevenler için oldukça sürükleyici, zekice kurgulanmış bir roman. Simon ve Vicky, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayat yaşayan bir çift gibi görünüyor. Simon saygın bir hukuk profesörü, Vicky ise aile içi şiddet mağdurları için mücadele eden güçlü bir kadın. Ancak görünen ile gerçeğin arasında büyük bir uçurum var. Geçmişlerinden taşıdıkları yükler, aralarındaki güven sorunları ve sakladıkları sırlar, bu evliliğin sandıkları kadar sağlam olmadığını gösteriyor. Hikaye, yakınlardaki lüks bir sitede yaşayan genç ve varlıklı bir kadının öldürülmesiyle bambaşka bir boyut kazanıyor. O andan itibaren yalanlar, yasak ilişkiler, büyük bir servetin gölgesinde şekillenen hesaplaşmalar ve yıllardır büyüyen intikam duygusu birer birer ortaya çıkıyor. Her yeni sayfada şüpheler yön değiştiriyor, gerçekler ise daha da karmaşık bir hal alıyor. David Ellis, okuru sürekli tetikte tutmayı başarıyor. Simon da Vicky de güven vermiyor. Her ikisinin de anlattıkları eksik, sakladıkları ise oldukça büyük. Bu yüzden kitap boyunca kimin doğruyu söylediğini, kimin kimi kandırdığını sorguluyorsunuz. Daha Yakından Bak, temposunu hiç düşürmeyen, bol ters köşeli ve son sayfasına kadar merak uyandıran bir roman. Özellikle güven, ihanet ve intikam temalarını seven okurlar için etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor. Finaliyle uzun süre akılda kalacak kitaplardan biri.
Daha Yakından BakDavid Ellis · Nox Yayınları · 2025105 okunma
10/10
·560 syf.··
2026 17. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 19:55
MÜTHİİİİİŞŞŞŞ BİR OKUMA DENEYİMİYDİİİİİ!! Heyyy, Ay Günlükleri Serisinin 3. Kitabı Cress ile devam ediyoruuz ve işte yorumlarıım --> Öncelikle şu ilk üç kitap için söylüyorum olay örgüsü, aksiyonu ve her şeyiyle Cress favorim oldu. Finalden önceki o "büyük bir şeyler yaşanacak" hissini çok güzel verdi. Yerimde duramadım, hatta o kadar heyecanlandım ki kalbim çarpıntı yaptı hshwmdjfj Şimdi bu kitapta Cress karakteri odakta ama buna rağmen diğer karakterlerimizi de okumaya devam ediyoruz. Cress bir Rapunzel uyarlaması. Uyarlama ve Cress hakkında fikirlerime gelecek olursak, Benim ennnn sevdiğim masal karakteri ya da prenses Rapunzel'dir. Fakat ben masaldan ziyade disney versiyonunu daha çok seviyorum. Masal hakkında hatırladıklarım sınırlı. Uyarlama kısmı bence yine başarılı sadece diğer kitaplarda (cinder ve scarlet) o uyarlama hissiyatı bence daha çoktu. Göndermeler falan. Ama bu benim için eksi bir yön değil çünkü hikaye artık tempoyu arttırdı ve bir sürü olay oluyor yani onca şeyin içinde uyarlayabilmek de başarı. Cress ise benim tatlı üzümlü kekim:(( Çok şeker bir karakter, sevdiiiim ancak cinder ve scarlet'ı daha çok sevmiştim. Yine de o da harika bir karakter. Genel olarak karakterlerin gidişatı ise, hala hepsine bayılıyorum. Kai, Wolf ve Thorne, açıkçası hangisi favorim emin değilim. Hepsine bayılıyoruuuuum (kadın karakterlerde aynı şekilde) levana ise gerçek bir villain. İyi yazılmış bir villain ve henüz novellayı okumadan bu kanıya vardım. Ve ayrıca bir parantez açayım, her kitapta odak başka bir kahramanda olsa dahi bu serinin asıl ana karakteri Cinder'dır. OFFF CİNDER'IM YA! BAYILIYORUM ONAAA!! Çiftlerimiiiz: favori çiftim şu anlık wolf ve scarlet ancak şunu demeden edemeyeceğim, kai ve cinder'ı aşırı özlemişiiiim!! O aralarındaki enerjiye hasret
1000Kitap
CressMarissa Meyer · Artemis Yayınları · 20154,724 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Hız çağında unutulan şey: tefekkür”
10/10
·104 syf.·
2026 24. kitabı
10/10 Tefekkür Yaşamı üzerine konuşalım—bu kitap kısa ama düşündürdüğü alan çok geniş. Byung-Chul Han burada aslında modern insanın en büyük kaybını işaret ediyor: düşünme ve durma yetisini. Ona göre biz artık “yaşayan” değil, sürekli üreten ve tüketen varlıklar haline geldik. Bu yüzden de “tefekkür” yani derin düşünme, içe dönme, anlam arama hali neredeyse yok oluyor. Kitabın temel fikrini şöyle özetleyebiliriz: İnsan sadece eylemle değil, eylemsizlikle de var olur. Ama burada “eylemsizlik” tembellik değil. Han’ın kastettiği şey: * Durabilmek * Sessizlikte kalabilmek * Kendinle baş başa kalabilmek * Bir şeyi hemen tüketmeden, üzerinde düşünebilmek Bugünün dünyasında ise tam tersi var: * Sürekli meşguliyet * Sürekli dikkat dağınıklığı * Sürekli bir şey yapma baskısı Han buna “performans toplumu” diyor. Yani kimse seni zorlamasa bile sen kendini zorluyorsun. ⸻ Kitabın felsefi damarı Han, Hannah Arendt’in “vita activa” (eylem yaşamı) kavramına karşı, “vita contemplativa”yı (tefekkür yaşamı) yeniden hatırlatıyor.
Tefekkür YaşamıByung-Chul Han · Ketebe Yayınevi · 2024363 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 16. kitabı
Bir ömür… başkalarının gölgesinde geçebilir mi? Çiçeklenmeler tam da bunu anlatıyor. Kendi hayatına hiç yön verememiş, kararları hep başkaları tarafından alınmış bir kadın… Geçte olsa sevdiği adamla evleniyor ama aynı evde iki yabancı gibi yaşıyorlar. Aynı sofrada buluşan, ama hiç “birlikte” olamayan bir çift… kabus gibi değil mi? Sonra hayat onu yalnız bırakıyor. Ve belki de ilk kez… kendisiyle baş başa kalıyor. Biraz üzülüyor, bolca düşünüyor ve kocaman ev ona bomboş geliyor. Her şey anlamını yitiyor fakat…. Bir pencere… Bir karavan… (Sapsarı minnoş bir karavan) Ve küçük bir cesaret. İşte tam orada başlıyor asıl hikâye. Kendini bulmanın, geç kalınmış sandığımız bir hayatın yeniden filizlenişi başlıyor. Bazen….farkında olmadan zamanın gelmesini bekleriz.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,7bin okunma
Serinin 4 kitabı gayet güzeldi
7/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Thousands Pepper Winters Darkroman Yetişkin Kurgu Çift taraflı bakış açısı 445 Sayfa Puanım 7 Beş kitaplık seri 1- Pennies 2- Dollars 3- Hundreds 4- Thousands 5- Millions Pim, Elder'in dengesiz tavırlarından sonra yeni bir karar almıştır fakat terslikler peşini bir türlü bırakmaz. Elder ise dengesiz ruhuna yön veremez ve mantıklı düşünmekten uzaklaşarak Pim'in aldığı karara saygı duyar. 55 sayfa, Pimlico üzümlü kekikim, sana kıyamam... Bu kızın yüzü hiçmi gülmez ya. *Serinin 4 kitabında aklınızdaki bazı sorular cevap bulsa da olaylar yavaş ilerledi bu da okurken biraz sıkıcı hissettiriyor. Elder'in gel gitli halleri sinir bozucu olsa da bu hikâye ikisini de iyileşmesini konu alıyor. ikisi de özünde hasar almış, iyileşmesi gereken karakterler. Bu arada Pim'in annesiyle ilgili gerçekleri asla tahmin edemezdim. Thousands Alıntı:
1000Kitap
ThousandsPepper Winters · Pukka Yayınları · 2025140 okunma
ÜÇ DEYİNCE: BİİİİR, İKİİİ, ÜÇ!
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 23:37
Taş Kâğıt Makas on yıldır evli olan bir çiftin hikâyesidir. Çiftimiz her evlilik yıl dönümlerinde birbirlerine geleneksel hediyeler —kağıt, bakır, teneke— verirler. Ve her yıl kadın, kocasına ona asla okutmayacağı mektuplar yazar. Bu mektuplar evliliğin tüm yanlarıyla gizli birer kaydıdır. Derken onuncu yıllarında ilişkileri çıkmaza girer. Bazen her çiftin ilişkisinin yeniden rayına oturması için bir hafta sonu tatili yeterli olsa bile hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Tanıdık geldi mi? S. 276 Taş Kâğıt Makas’ta Alice Feeney aslında kitabın özetini en güzel kendisi veriyor. Bu yüzden o pasajı olduğu gibi almak daha doğru geldi. “Tanıdık geldi mi?” sorusuna cevabım net: Evet, fazlasıyla tanıdık. Üstelik bunun için evli olmaya da gerek yok. Aynı evi paylaşan, uzun süre yan yana kalan her ilişkide o tanıdık duygu var: Farklı hayatlar, farklı insanlar… ama dönüp dolaşıp aynı çıkmaza saplanan bir ilişki. Kitap tam da bu tanıdıklığın içinden akıyor. Dil sürükleyici; sayfalar gerçekten hızla ilerliyor. Bir kadının zihnine giriyoruz, sonra bir erkeğin, sonra,sonra.... Aynı olayları iki farklı bilinçten okumak, hikâyeyi sürekli kaydırıyor ve diri tutuyor. İki olmayabilir de... Tam “bunu biliyorum” dediğin yerde, o tanıdıklık hissine kapılıyorsun. Karakterlerin birbirine yaptığı küçük jestler, kurdukları ritüeller bile bir yerden tanıdık geliyor. Ve tam burada bir yanılgıya düşüyorsun: “Bu hikâyeyi zaten biliyorum.” Ama yazar tam bu noktada oyunu kuruyor. Hikâyeyi bir yapboz gibi parçalara ayırıp önüne koyuyor. Okurdan bu parçaları birleştirmesini istiyor—hatta bunu sana hissettiriyor. Ama mesele şu ki, o parçalar hiçbir zaman tam değil. Eksik, kırık ya da bilinçli olarak saklanmış. Tam “çözdüm” dediğin anda, “Demek ki mesele buydu” diye kendini ikna etmeye çalışırken, hikâye bir
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,6bin okunma