İster hayatımız ister ekin tarlamız olsun sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız. Ama hayat hikayemiz ile dünya tarihinin aynı El tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman, bunu anlar anlamaz bu korku uçup gider.
Dizlerim ve avuç içlerim acıyla sızlarken Poyraz'in "Çarpıldın işte." dediğini işittim. Pis Gargamel. Yine de eğilip yerden kalkmama yardım edecek kadar insanlık vardi içinde. Kollarımdan tuttu ve yavaşça doğrulmama yardım etti. "İyi misin?" Değildim. Hem dizlerim hem de gururum o kadar incinmişti ki dolan gözlerimi karşımdaki kara kalpli adamdan saklayabilmek için yere bakıyordum. Buna rağmen"İyiyim." dedim. "Küçük bir kaza." "Çalışanlarıma uyuşturucu vermenin ilahi karşılığı." diye düzeltti Poyraz
"Ha ha." Cansız bir gülüş taklidi yapmayı denedim ama sesim zannettiğimden daha ağlamaklı çıktı. "Ben kimseyi uyuşturmadım."
Ben nasıl inatla başımı kaldırıp ona bakmıyorsam Poyraz da inatla beni bırakıp uzaklaşmıyordu.
"Böyle inkâr etmeye devam edersen çatına bir yıldırım düşecek."
"Ben sadece kibar bir komşu olarak çalışanlarına ikramda bulundum."
"Bütün mahalleyi seller basacak senin yüzünden."
"Sen karanlık adamsın ya, herkesi kendin gibi zannediyorsun.
"Bütün şehri zelzeleler alacak."
"Oysa ben gayet kendi hâlinde, aklı başında bir kadıncağızım."
"Alev alev yanacak buralar."
"Yani yanınızda birisi vardı, öyle mi?" Ben keşke mevta mı olsam acaba ya?
"Evet." dedi arkadaşım. Sesi alçak ve tereddütlüydü."Yanımda şey vardı... Şey..." Gözlerimi sıkıca yumup alnımı dizlerime yasladım. Lütfen ruh hayvanım deme. Lütfen ruh hayvanım deme Yalvarırım ruh hay...
"Yanımdaki ruh hayvanımdı."
.....
"Ruh hayvanı mı?" diye sordu Poyraz şaşkınca. Fatoş nihayet dilediği gibi at koşturabileceği delilik çayırlarına iştirak edildiği için huşu içinde ve mutlu bir sesle, "Evet." dedi. "Bir Orman Perisi. Bana içsel yolculuğumda ve aydınlanma sürecimde eşlik ediyor. Huzuru arıyorum. bulmam için bana yol gösteriyor."