Aşk, bedenin, bizim için mutlu olan bir andan yararlanarak kendini yalnızlığa sunduğu zamanlarda ortaya çıkar. Balıkçının, ağı, sepet içinde taşıdığı değil, onu kendi başı üzerinde savurduğu zamanlarda...
Divanını bir ucundan silkelememiz halinde, ortalığı gerçek şahlar ile aşkın şahları arasında kurulmuş bir ters orantının tozu dumanı dolduruverir. O, dünya saltanatının geçiciliğinin, kendisini ebedi kılacak olanın aşkın sultanlığı olduğunun farkındadır. Süleyman dahi olsa, saltanatı geçicidir. Ama sevgilisinin mahallesine varıp da onun kapısında bekleyenler var ya, işte ebedi sultanlık baştan başa onlarındır.